kapat
24.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

İLKER SARIER


The Washington Post: "Faydalı ahmak Bush"

Aşağıdaki yazıyı, hergün Washington Post okuma imkanı olmayan Türkiye gazete okurları için aynen yayınlıyorum.

Yazı, Richard Cohen tarafından kaleme alınmış ve gazetenin 22 Temmuz Salı günkü nüshasında yayınlanmıştır

Bush Irak savaşının "faydalı ahmağı" mı?

"Faydalı ahmak" kavramı ilkin Lenin tarafından, saf parti sempatizanlarını tarif etmek için kullanılmıştır. Onlar kendilerine söylenenlere inanırdı ama söylenenlerin çoğu yalanlardan ibaret olurdu.

Bu durum bir şekilde Bush içinde geçerli olabilir. Belki de o, Irak savaşının gerçekten ülke savunması için yapıldığına inanan tek insan. Saddam'ın nükleer silah elde etmenin eşiğine geldiğine, başka kitle imha silahlarına sahip olduğuna, öyle ya da böyle Usame bin Ladin, Kaide ve 11 Eylül saldırılarıyla ilişkisi bulunduğuna inanıyordu.

Kanıt yok. Tek bir kitle imha silahı bulunamadı. Irak'ın ilerlemiş nükleer programı, pek de öyle ilerlemiş görünmüyor. Irak'ın sahtekarlık yaptığına dair kanıtlar ikna edicilikten uzak.

Kaide ile ilişkiler kanıtlanabilmiş değil ve zaten kimse bunu pek mantıklı bulmuyor. Kaide'nin laik liderlerle arası iyi değil.

Asıl kanıtlar ABD'nin her ne şekilde olursa olsun savaş istediğini gösterir nitelikte. İstihbarat bilgilerinin Saddam'ın zorla devrilmesi gerektiğini kanıtlamak için biçimlendirildiği, yoğrulduğu ve yolunduğu anlaşılıyor.

Asıl esrarengiz durumsa, Bush'un kendisinin, kanıtların önleyici bir savaş için ne kadar zayıf olduğunu veya uzun zamandır Irak'la savaşmak isteyen danışmanlarından oluşan bir kadro tarafından manipüle edildiğini bilip bilmediği.

1998'de Clinton'a, Amerika'nın, caydırıcılığı bir kenara bırakıp "Saddam'ı ve rejimi devirmesi" gerektiğini savunan mektubu yazanlar da aynı kadronun elemanıydı. 18 imzacıdan 10'u Bush yönetiminde ve savaşın en ateşli taraftarı.

Haklı olabilirler de. Fakat Bush'un yaptığı şey bu değildi. İlerleyen süreçte, Irak'ın nükleer silah programına sahip olabileceğini veya BM'nin eninde sonunda yaptırımlardan cayabileceğini öne sürmek yerine, bir acil tehdit retoriğine sarıldı Irak'ı bir an önce vuralım yoksa Saddam bizi vurabilir.

Bu sahte bir argümandı. Savaş bekleyebilirdi. Fakat Bush'un beklemeye tahammülü yoktu.

Bush, hayatı siyah-beyaz karşıtlığı içinde görme eğiliminde ve Clinton'un meseleleri mikro ölçekte halletme tarzından kaçınma saplantısıyla yoldan çıkıyor.

Bush, danışmanlarının 1998'de sunduğu gerekçelerin aynısını dile getirseydi, en azından tartışmak mümkün olurdu. Fakat bu tür gerekçeleri öne sürmek kolay değildi, çünkü Saddam aslında ABD için acil tehdit teşkil etmiyordu. Dolayısıyla Bush sahte veya teorik bir tehdit öne sürdü; gerçekte Amerika'ya değil, çıkarlarımıza ve müttefiklerimize yönelik bir tehditti bu.

Şimdi Bush, olan bitenin karşısında tek başına bırakılmış bir biçimde duruyor. Kitle imha silahı yok. Nükleer program yok. Kaide ile bağlantı yok. Yargıları ve yeterliliği sorgulanıyor, dürüstüğü de.

Fakat başkan yalancı değil. Daha ziyade, kendine söylenenlere sorgulamaksızın inanan biri. Lenin bu tipi tanıyordu."

Bush'un faydası
Şu anda ABD gibi bir dünya devinin başkanlık koltuğunda oturan Bush'un, dünya politik tartışmalarına, siyasi yazılarına ve analizlerine yaptığı yegane katkı veya fayda isminin kolay yazılıyor ve söyleniyor olmasıdır belki de...

Henüz bundan başka bir hüner ortaya koyabilmiş değil.




Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır