kapat
20.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

YAVUZ DONAT


ManÅŸetlerin dili

Giresun'a geldik ve... TV'cilerle karşılaştık. Bizi bekliyorlardı. Kanal G ile Tempo TV'den Selami Çelebi, Erol Ayar, Mustafa Demir ve Fırat Yazıcıoğlu.

"Merhaba... Nasılsınız" diyemeden, onlar sormaya başladılar

- Seka Kağıt Fabrikamız ne olacak?.. Fındığa kaç lira verilecek?.. Üniversite istiyoruz... Giresun'a üniversite kurulacak mı?.. Karadeniz sahil yolu ne zaman bitecek?

Giresun'da yerel medya güçlü.

İki TV'nin yanısıra, günlük ve haftalık gazeteler de var.

YeÅŸil Giresun gibi.

Yeni Giresun gibi.

İleri gibi.

Ekspres, Gündem gibi.

Giresun'da yerel TV'leri izledik.

Haberler "fındığa dair."

Yerel gazeteleri okuduk.

Manşetler "fındığa dair."

Örneğin "44 yaşındaki" Yeni Giresun'un manşeti

"T. Erdoğan fındıktan söz etmedi."

BaÅŸbakan "Trabzon'da, AK Parti Kongresi'nde konuÅŸmuÅŸ."

Ama "fındık konusuna" girmemiş.

ManÅŸet "bunu eleÅŸtiriyor."

Özetleyecek olursak...

Giresun fındıkla yatıyor.

Fındıkla kalkıyor.

'Giresun'da kayıkları' dinledik
Batlama deresi, Çal dağının eteklerinde doğan bir dere. Kıvrıla, kıvrıla akıyor. "Adına" türküler yakılıyor.

Örneğin

Batlama deresine,

Taş köprü kurulacak.

Verin benim yarimi,

Arada kan olacak.

İşte bu ünlü dere, Giresun'un kenarından denize dökülüyor.

İŞTE PİYASA
Mehmet BaÅŸaran dedi ki

- Giresun'un nabzı, Batlama Küçük Sanayi Sitesi'nde atar.

Site, Batlama deresinin yanıbaşında. Gittik.

Ve "Deniz Aliminyum"a girdik.

Dokuz işçi çalışıyor. Sahibi Sadullah Deniz.

- İşler nasıl?

- Yavuz abi... AK Parti tek başına iktidar olunca piyasaya bir canlılık geldi... İşler açıldı... Ama bir süre sonra... Bıçakla kesilir gibi işler kesiliverdi.

UMUT DÜNYASI
Sadullah, 44 yaşında. Ve "30 yıldır ticaretin içinde." Daha çocukken... 14 yaşındayken çalışmaya başlamış. Giresun'a aliminyum doğramayı ilk o getirmiş.

- Yavuz abi... Giresun'da para yok... Parası olacak ki, evin doğramasını değiştirsin.

- Seçimden sonra işler açıldı diyorsun... O zaman halkta para var mıydı?

- Umut vardı... Tek parti hükümeti geldi, artık düzlüğe çıkacağız inancı vardı... Güven vardı.

NE SEN SOR...
Batlama Sanayi Sitesi'nde "oto tamircileri" var.

İşleri "tatsız." Marangozlar var.

İşleri "ayarsız." Diğer esnaf var. İşleri ise...

- Yavuz bey ne sen sor, ne biz söyleyelim.

SADULLAH'IN MÜZESİ
- Ey Batlama Sanayi Sitesi esnafı, bize müsaade.

Sadullah Deniz "işte bu imkansız" dedi

- Üst katı göstermeden, sizi tövbe bırakmam.

"Üst kat", Sadullah'ın atölyesinin üstü.

Sadullah, kazandığı parayı buraya yatırmış.

Ne mi yapmış? İlçe, ilçe... Köy, köy dolaşmış. "Eskiden kalma" ne bulursa almış.

Davuldan zurnaya, tulumdan kemençeye, hançerden tüfeğe, tabancadan kılıca, radyodan ibriğe, gramofondan tencereye, bakraçtan fenere kadar "aklınıza ne gelirse."

Tam ikibin parça.

Bunları "ikinci kata" toplamış.

İkinci kat "Sadullah'ın müzesi."

Gezmek, serbest.

"Çay ve fındık" Sadullah'ın ikramı.

KEFENİN CEBİ
Yavuz abi. Kefenin cebi yok. Dükkanda, Allah ne verdiyse kazanıyoruz. Evin nafakasını ayırıyorum. Artan parayla eski tepsi, eski fincan, eski cezve, eski soba, eski tabak, eski kilim... Ne varsa alıyorum. Giresun'un ekmeğini yiyor, suyunu içiyorum. Bu mütevazı müze de benim doğduğum toprağa armağanım olsun.

SAZ VE SÖZ
"Sadullah'ın müzesinde" yer minderine oturduk. Sadullah, elimize bir tespih tutuşturdu. Sonra yanımıza kendisi oturdu. Diğer yanımıza da Ahmet Başaran'ı oturttu.

Ahmet'in "sazı, sözü meşhur."

Ve başladı

Giresun'da kayıklar,

Kızlar fındık ayıklar,

Sevenler sevdiÄŸini,

Gece gündüz sayıklar.

"Giresun'da kayıklar"ı dinledik. Minderden kalkmaya yeltendik. "Olmaaz" dediler

"Mican'ı dinlemeden kalkmak olmaz... Ayıptır."

Ve Mican'ı dinlemeye başladık

Rakı koydum fincana,

Hele bakın Mican'a,

Kör olası kel Hüseyin,

Nasıl kıydın bu cana.

Ahmet'le, Sadullah'a sorduk

- Kim bu Mican?

- Bir halk kahramanıdır... Atçalı Kel Memet gibi, Hekimoğlu gibi bir yiğittir... Zalimden almış, mazluma vermiştir... Ve kalleş kel Hüseyin tarafından, arkadan vurulup, öldürülmüştür.

DAMADIN TÜRKÜSÜ
- Sadullah... Ahmet... Başka randevularımız var... Artık kalksak.

Ahmet'in tepkisi

- Yavuz abi, bir de "al perde, yeşil perde"yi dinle... Önemlidir.

- Önemi nereden gelir?

- Gelin, gerdek odasına girer. Damadı beklemeye başlar... Ve damadın arkadaşları, şu türküyü söyleyerek, damadı gelinin yanına iterler

Al perde, yeÅŸil perde,

Sen koydun beni derde,

Ayak üstü duramam,

Seni gördüğüm yerde.

Giresun göç veriyor
Geçen yıl Ankara'da TOBB'un bir toplantısı vardı.

Türkiye'nin her yerinden "Oda Başkanları" gelmişti.

Orada, Giresun Ticaret Odası Başkanı İbrahim Yamak'la karşılaşmıştık.

"Yavuz abi, sorunlarımız var" demişti

- Giresun'a gelin... Bizzat dinleyin.

"Söz" vermiştik

- GeleceÄŸiz.

****

Giresun'a geldik ve İbrahim Yamak'ın odasına girdik

- Sözümüzde durduk... İşte buradayız.

Hemen "çalışma arkadaşlarını" topladı. Başladılar sorunları sıralamaya

r İşsizlik.

r Umutsuzluk.

r Fındık.

vGelir dağılımında bozukluk.

r Göç... Giresunlu, Giresun'u terkediyor.

iii

- Yavuz abi... Suntalam diye bir firma vardı... 125 kişi çalışırdı... Krizde sıkıntıya girdi... El değiştirdi... Bu şekilde öyle çok işletme var ki?

****

Giresun'daki fabrika sayısı 98.

Otuzu "fındık üzerine."

Ayrıca...

40 fındık ihracatçısı var.

Yüz de fındık manavı.

- İbrahim Başkan... Fındık manavı nedir?

- Fındığı köylüden alıp, tüccara satan insandır.

****

Sohbet ettik, birlikte resim çektirdik.

"Şimdi bize müsaade" diye ayağa kalkınca... Başkan kapıyı tuttu

- Çıkamazsınız?

- Başkan... İşimiz çok... Gitmeliyiz.

- Ankara'da söz verdiniz... Kara lahana çorbamı içeceksiniz.

Çorbayı, Ticaret Odası'nda içtik.

Yemekte, BaÅŸkan dedi ki

- Yandık, öldük, bittik edebiyatı yapmak istemiyorum... Sizi hep sorun anlatarak sıkmak istemiyorum... Ama Giresun gerçekten çok sancılı... Üniversite istiyoruz... Tarıma dayalı sanayi istiyoruz... Turizm istiyoruz... Yavuz abi, söyle Allah aşkına, çok şey mi istiyoruz?

Satan çok ama alıcı yok
Ahmet Gürel "Giresun'un en eski kırtasiyecisi."

Dede, kırtasiyeci.

Baba, kırtasiyeci.

"Üçüncü kuşak" Ahmet Gürel, kırtasiyeci.

- Ahmet bey, durum?

- Kriz devam ediyor.

- Ama hayat da devam ediyor.

- Ediyor ama... Eskiden 200 sayfalı defter alan öğrenci, şimdi 40 sayfalısını alıyor.

Ahmet Gürel'in komşusu "emlakçı."

Camları "satılık" ilanlarıyla dolu.

Ama "alıcı yok."

Gedikkaya'da (Giresun'un Doğu'su) deniz manzaralı daire, 40 milyara.

Alıcı çıkmıyor.

Ahmet Gürel

- Ayvasıl'da (Giresun'un Batı'sında... Kentin en güzel yerlerinden) 12 arkadaş villa yaptırıyoruz... Şu ana kadar tam 40'ar bin Euro harcadık... Geçenlerde bir arkadaşımız acilen satmak zorunda kaldı... 36 Euro'ya zor alıcı çıktı... Kriz olmasa 70-80 bin Euro'ya satılırdı.

Osman AÄŸa da "AB'ye uydu"
Giresun Belediye Başkanı Hasan Karaibrahim, 1960'lardan "Akademi arkadaşımız."

Yıllardır görmüyorduk.

Kucaklaştık, özlem giderdik.

- Hasan, Giresun nasıl?

Sorumuza, soruyla karşılık verdi

- Gizli kamera var mı?

- O da ne demek Hasan?

- Eğer gizli kamera varsa, benim odanın bir köşesine koyalım.

- Neden?

- Aş için, iş için gelen öylesine çok ki... Bir kuru ekmeğe muhtaç öylesine çok ki... Ben ne söylesem boş... Gizli kamera hepsini kaydetsin.

****

- Hasan... BaÅŸka ne var, ne yok?

- Giresun'da "Başkanlar" diye bir firma var... Fındıkla uğraşır... 800 kişi çalışırdı... Dolar bir gece içinde patladı... Başkanlar, sıkıntıya girdi... Şimdi 150 kişi çalışıyor... Yazık değil mi?

****

- Hasan, çok karamsarsın.

- Bazı şeyler var ki, insan üzülüyor... Krizden sonra, insanların sinir sistemleri bozuldu... Aile içi sorunlar başladı... Aile denilen kutsal çekirdek kırılıyor... Durduk yerde insanlar boşanıyor.

****

Belediye Başkanı'na "öğle saatlerinde" gittik. O ana kadar "1.750 fakire ekmek dağıtmış."

- Hasan... Çare?

- Çare KOBİ'ler... KOBİ'leri teşvik etmek lazım... Türkiye'nin kurtuluşu küçük ve orta ölçekli işletmeleri teşvik etmekten geçiyor.

****

Giresun'un en büyük meydanı "Atapark."

Belediye'nin hemen önü.

Atapark'ta "Atatürk heykeli" var.

Başkan şimdi "yeni bir park açıyor."

"Bulancak Durağı" mevkiinde. Ve oraya da "yeni bir heykel" yaptırıyor.

- Ne heykeli Hasan?

- Atatürk'ün Muhafız Alay Komutanı Osman Ağa'mızın heykeli.

****

Heykel "sipariş edilmiş." Ankara'da yapılıyor. Yapan, heykeltıraş Sait Rüstem.

Heykel 3.5 metre yüksekliğinde olacak.

Osman Ağa ön planda. Yanında, Askerlik Şube Başkanı. Ve iki de mücahit.

BaÅŸkan

- Osman Ağa'mız büyük Atatürk'e bağlı, Cumhuriyet'e sadık bir kahraman... Giresun'un gurur kaynağı.

****

Hasan, vedalaşırken "Giresun Kalesi'ne de uğramamızı" söyledi.

"Ben götüreyim" diye ısrar etti.

Kale'de "Osman Ağa'nın" anıt mezarı var. Biz onu "Topal Osman" diye biliriz. Ayağı "savaşta sakatlanmış."

Ama Giresun'da ondan "Topal Osman" diye bahsetmek "çok ayıp."

Giresunlu için "varsa Osman Ağa, yoksa Osman Ağa."

****

Kale'ye çıktık. Anıt mezarı ziyaret ettik.

Anıtın "kitabesinde" uzun bir yazı var. Ama bu yazı üzerinde "oynanmış."

Oynandığı da belli.

"İlgililere" sorduk

- Bu yazıyla kim oynadı? Ve neden?

Anlattılar

- Yazıda, Osman Ağa için "Rum Pontus kuvvetlerinin yurdumuzdan atılmasına kadar bütün savaşlara katıldı" ibaresi vardı... Bu cümledeki "Rum Pontus" sözleri çıkarıldı... "İşgal kuvvetlerinin yurdumuzdan atılmasına kadar bütün savaşlara katıldı" denildi.

- Bu değişikliğe niçin ihtiyaç duyuldu?

- AB'ye uyum için.

****

Giresunlular, Giresun'a gelmemize... Onları dinlememize sevindiler.

Ama, Osman Ağa'nın mezarını ziyaret etmemize "çok daha sevindiler."

Zira Osman Ağa onlar için "uğruna türküler yakılan" bir efsane

Åžan verdi -memleke,

Unutulmasın adı,

Osman AÄŸa dediÄŸin de anam,

Giresun'un evladı.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır