kapat
20.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

Yanlış tercihin ağır sonucu

Sonunda bunu da gördük; Cumhurbaşkanı Sezer'in bir ataması ilk kez kamu vicdanından geri döndü.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan gelen Cumhurbaşkanı'nın bulunduğu yüce görevi zedeleyecek bu hatayı nasıl yaptığını anlamak mümkün değil.

Konumuz Sezer'in Anayasa Mahkemesi üyeliğine, CHP'li Özdemir Özok'u ataması. Özok'un da "Bu atama etik açıdan tartışmalı" diyen Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin başta olmak üzere birçok çevreden yükselen tepkiler sonucu çekilmek zorunda kalması.

Sezer'in yüksek yargıya ve YÖK'e yaptığı atamalarda, CHP ile örtüşen kendi dünya görüşüne yakın isimleri seçtiği sır değildi. Örneğin YÖK'e sosyal demokrat çizgideki Türkan Saylan, Aysel Çeliker, Burhan Şenatalar'ı getirmesi, "Bu göreve layık hiç mi liberal akademisyen yok" eleştirilerine neden olmuştu.

Aynı şekilde sınıf arkadaşı Enis Tunga'yı Anayasa Mahkemesi üyeliğine getirmesi de çok tartışılmıştı. "Sezer, Anayasa Mahkemesi'nde kadrolaşmaya çalışıyor" iddiaları ayyuka çıkınca Bumin, "Cumhurbaşkanı ilk defa sınıf arkadaşını seçiyor. Yüce Mahkeme'de kadrolaşma konuşulmaz" demek zorunda kalmıştı.

Rastlantıya bakın; Tunga ile başlayan tartışmalar, onun yerine atanan Özok'ta neredeyse bir hukuki kriz boyutlarına vardı.

Kendisiyle çelişti
Sezer'i eleştirenler özellikle atamalarda yıllar boyunca savunduğu ilkeleri gözardı ettiğini de öne sürüyorlar ve Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak 25 Nisan 2000 tarihinde yaptığı konuşmayı örnek gösteriyorlar. Sezer o gün şöyle diyordu

"Cumhurbaşkanı'nın, açabileceği bir iptal davasına bakacak Anayasa Mahkemesi'nin üyelerini seçmesi, yargı bağımsızlığıyla bağdaşmıyor. Cumhurbaşkanı'nın bu görev ve yetkisine mutlaka son verilmeli."

Sezer şimdi "Bu yetkilerime son veren Anayasa değişikliği yapıldı da karşı mı çıktım" diyebilir. Ancak bir "püf noktası" var Ondan bir yıl önce, 25 Nisan 1999'daki konuşmasında da, Anayasa'nın bu hükmü yürürlükte kaldığı sürece Cumhurbaşkanı'nın gözetmesi gereken kuralı anlatmıştı "Cumhurbaşkanı bu konuda (atamalarda) tanınan yetkileri objektif ve olumlu kullanmalı..."

Sezer'in Özok tercihi işte bizzat kendisinin tanımladığı bu ilkelerin, en hafif ifadeyle ihlali anlamına geliyor.

Çünkü Özok'un, Sezer'in atama kararını açıklamasından sadece bir gün önce CHP'den istifa ettiği ortaya çıktı. Bunu "objektiflik" ilkesiyle bağdaştırmak mümkün mü?

CHP'nin tutarsızlığı
AK Parti hükümetini kadrolaşmakla suçlayan Sezer'in bu dönem eskisinden de titiz davranması gerekiyordu. Şimdi Erdoğan'ın "Ama sayın Cumhurbaşkanı siz de kadrolaşıyorsunuz" iddiasına ne cevap verebilecek?

CHP'ye de bir çift sözümüz var. İktidarı daha ilk günden itibaren kadrolaşmakla suçlayan Baykal, bakın bu atama için ne diyor "Tarafsız, güvenilir, değerli hukukçu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın takdiri yerinde..."

CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek bir başka alem; Özok'un atamadan bir gün öncesine kadar, tam 40 yıl boyunca CHP'li olduğunu gözardı edip "Bir dönem CHP üyesi olması tarafsızlığına halel getirmez" diye konuşuyor...

Yani, bizden olursa sakıncası yok, iktidar partisinden olursa kadrolaşma...

Nerede kaldı tutarlılık, ilkeler, hukuk? Nerede hukukun tarafsızlığı, bağımsızlığı?

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır