|
 |
|

ESRA CEYHAN
Azı karar, çoğu yakar alimallah!
Bana bunları söylemeyin, ben yıllardır bilip tanıdığınız benim; aynı, hiç değişmedim. Ne yani kalkıp da "Hâlâ beyazsın değil mi, tatile de girdin. Ne diye ortalıkta peynir gibi dolaşıyorsun. Havuza, denize bir yerlere git de yan biraz" dediğinizde sizi dinleyecek miyim? Hayır, kocamanından hayır; tamam mı!.. Ben tamamcı, sizler yanıp yanıp kömür karası dolaşmaya devamcı. Ne yapalım, insan seçimleriyle yanıyor, ya da yanmıyor.
Ah sevgili okurlar, bir insan en yakınlarından, arkadaşlarından her yaz aynı lafları duyar mı? Yaz aylarının olmazsa olmazlarındandır -nedense- yanık, kavruk dolaşma dayatmasıyla baskı görmem. Neyse ki öyle "olmalı, olacak, herkes yapıyor" klişelerine ambargomu çoktan koydum. Bu yüzden söylenen sözler, kinayeli bakan gözler, bana koymuyor.
Yanınca, evet bir süre bronz gezer, hava da atarız, ama bunları yaparken sonrasını da düşünürüz di mi ama? Yok, bana ahkâm kesen sevdiklerim, sonrasına değil, sadece şimdisine bakıyorlar. Daimi bronz dolaşma aşkıyla, dışın dışın kavruluyorlar. Bunlar yetmiyor, hep daha, daha diyorlar. Havuzlar, denizler, öldürücü öğle güneşleri, hayır, daha daha daha... Dahası suni kavrulma merkezleri, ötesini bilmiyorum. Bir de oralarda bilmem ki kaç dakikalarca, bilmem kaç ton daha koyuluyorlar.
Aman boşverin, içiniz kararmasın, nasıl istiyorsanız öyle yapın. Ama beni de bırakın, istediğimi, bildiğimi yapayım. Güneşe çıkmadan yarım saat önce, koruma faktörü en yüksek göz çevresi, yüz ve vucut kremimi süreyim. Şapkamı takayım, gözlüğümü ihmal etmeyeyim. Malum, göz çevresi koruma ve bakıma, ince yapısından dolayı en muhtaç bölge. Bütün bunların dışında, güneşe çıkma saatlerine de dikkat edeyim. Havaydı, güzellikti derken, en değerli giysimi, derimi, hoyratça kullanmayayım. Ne de olsa lazım olacak değil mi?
Arkadaşlar uzun söze öz gerek derseniz, yazacaklarım şunlardır; ben, derimde güneş lekeleri istemiyorum. Ortaçağda resmedilen beyaz tenli kadınlara özeniyorum. Çok şık duruyor. Sonra zamanından evvel de yaşlanmak istemiyorum. Bir kadının kafayı takmadan, ama elinden geldiği kadar ve mümkün olduğunca doğal yollarla, çizgilerle savaşması gerektiğini düşünüyorum. Cildin altında yer alan, üstüne tazelik ve duruluk katan tabakalarını da güneşin fazlası bozuyor, bilesiniz. Aslında sağlık ve güzellik kaynağı olan güneşin azı karar, çoğu kömür kebap bizlere. Hem yıllarca bu tutkuyla bedenini yakanlara da kulak verdim. Söyledikleri ortak; "ben yandım, aman sen yanma". Teşekkürler...
****
"Kirli Pazar, bizi bozar" başlıklı yazım özellikle Cuma günü yayınlansın istedim. Pazar'a hazırlık olsun diye, kirletmeye değil, gezmeye çıktığımızı önceden hatırlayalım diye. Çevremizi korumaya katkıda bulunacağımız keyifli Pazarlar dileğiyle.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|