kapat
20.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

SOLİ ÖZEL


Dış politikamız

Türkiye'nin dış sorunlar gündemi uzun süredir pek değişmedi. Ancak bu gündemi tanımlayan bağlam son on üç yılda, özellikle de son beş yılda çok değişti. Ülke yalnızca toplumu ve siyaseti dönüştüren derin travmalar yaşamakla kalmadı. Türkiye'nin dış siyasetini tasarladığı ve uyguladığı uluslararası ilişkiler sistemi dönüştü.

Anadolu yarımadası gibi tarih içinde hemen hep merkezi konumda bulunmuş ve bu nedenle de kendisini çevreleyen koşullardan çok etkilenmiş bir coğrafyanın siyaseti çevrede olup bitenlerden mutlaka etkilenir. Aynı zamanda bu siyaset çevreyi de etkiler. Bu nedenle Türkiye'nin çevresi tümüyle yeniden tanımlanırken Türkiye'nin iç düzenlemelerinin yerinde sayması mümkün değildir. Buna kalkışmak ülkeyi daraltır. Toplum krizlerden başını alamaz hale gelir.

Türkmenler'le ilişkimiz...
Şu anda yaşanan bazı sıkıntıların da kökeninde Türkiye'yi yönetenlerin Soğuk Savaş'tan bu yana yaşanan büyük dönüşüme uyum sağlamaktaki isteksizlikleri yatıyor. Bir bakıma bu isteksizlik Türkiye'nin stratejik çıkarlarını tanımlarken kullanılan perspektifin bir sonucu. Yeni şartlara ve bağlama uyum sağlamanın aynı zamanda Türkiye içinde de çok farklı iktidar dengelerine gidilmesini gerekli kılması da bir diğer etken.

Eğer bu değerlendirme doğruysa Türkiye'nin Kıbrıs gibi, kuzey Irak gibi kemikleşmiş meselelerine yaklaşımını değiştirmesi de şart oluyor. Zira bu meselelerde eski tavırlarda ve önceliklerde ısrar etmek Türkiye'nin iç yapısını çok daha kırılgan hale getirebilir. Hiç kuşkusuz bu gibi konularda yeni üretilecek siyasetlerde belli ölçüde risk payları da olacaktır. Ancak risk almayan bir ülke de uluslararası siyasette etkin bir aktör olamaz kolay kolay.

Mesela, kuzey Irak'ta Türkiye'nin çok yakın zamana kadar Bağdat'la ilişkilerine kurban ettiği Türkmenler'le bugün yakından ilgilenmesi haklıdır. Ancak bunun siyasetinin etnik milliyetçilik veya askeri/stratejik parametrelerle değil, insan hakları temelinde oluşturulması daha doğrudur. Bu şekilde Türkiye, Irak'taki tüm toplulukların haklarının güvencede olması talebinde sağlam zemine basmış sayılabilir. Üstelik Türkiye içinde etnik kimliğe vurgu yapılması kabul edilmezken Irak'ta etnik temelli kimlik tanımlamalarını savunmak da pek tutarlı bir davranış sayılamaz.

Yeni siyaset gerekli
Toplumsal hafızadan kolayca silinmeyecek Süleymaniye rezaletinden sonra Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı yeni Irak siyasetinin devreye sokulması gerekir. Bunun da ilk adımı herhalde kuzey Irak politikasının sivil kontrole geçmesidir. Bölgenin ve Irak'ın Türkiye açısından stratejik öneminin yalnızca askeri açıdan değil ekonomik açıdan da tanımlanması gerekecektir. ABD'nin Türkiye'nin KADEK ile ilgili kaygılarını dikkate alan bir çizgi izlemesi, Türkiye'nin de güney komşusunun ABD olduğu idrakiyle hareket etmesi ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştıracaktır.

Bu arada da Türkiye'nin ekonomi ve siyasette kendi iç dönüşümünü tamamlaması önümüzdeki yıllarda şekillenecek bir bölge ve dünya düzeni içinde başat bir aktör olmasının önünü açacaktır.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır