kapat
20.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

ERGUN BABAHAN


Konuşan basın

Bizim dün BBC'nin haberci kimliğine övgü sıraladığımız sıralarda Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki basından sıkıntısını "Gazetesi, televizyonu olan konuşuyor" diyerek dile getirmiş.

Başbakan, okuduğum metinlerden çıkardığım kadarıyla bunu hükümetin Amerika'ya yönelik politikasını eleştirenler için söylemiş.

Başbakan'ın şikâyet ettiği konu, aslında özgür medyanın var olma sebebidir. Hükümetler icraat yapmak, gazete ve televizyonlar da "konuşarak" bu icraatı eleştirmek, denetlemek için vardır. Demokratik toplumlar bu biçimde işler. Her gazete, kendi dünya görüşüne uygun bir biçimde hükümet icraatları karşısında bir tavır alır.

Hükümet, görev dönemi içinde birtakım uygulamalar yaparken gazete ve televizyonlar da bunları izler. Kimi över, kimi yerer. Hükümetin ve Meclis'in görev süresinin sonunda da halk hem icraatlara, hem basının yargısına bakarak kararını verir. Ya yeni bir partiyi seçer veya eskisini devam ettirir.

Bu basının iktidarı halk adına denetleme görevinin bir parçasıdır.

Basın, başbakanı veya hükümetleri memnun etmek için var değildir. Onları eleştirmek, yanlışlarını ortaya koymak için vardır. Basının velinimeti, okurudur.

Bu nedenle, Başbakan'ın basının eleştirel tutumu karşısında böyle bir tavır alması yanlıştır. Çok önem verdiğini söylediği Avrupa Birliği'nin temel değerleriyle çelişir. Başbakan, Avrupa Birliği değerlerine içten inanıyorsa, bağımsız ve eleştirel bir basının varlığını tartışmasız kabul etmek durumundadır.

Bağımsız bir basın, demokrasinin teminatıdır.

Özgürce "konuşan" bir basın halkın en önemli bilgi kaynağıdır. Halk, ülkede neler olup bittiğini, oylarıyla işbaşına getirdiği iktidarın seçim öncesi vaatlerine uygun davranıp davranmadığını basın vasıtasıyla izleyebilir.

Böyle olmasaydı sadece bir resmi gazete yayınlanır, herkes de iktidarların istediği biçimde bilgilendirilirdi ama o zaman o sisteme demokrasi diyemezdik.

Başbakan'ın burada üzerinde durması gereken konu, basın-iktidar ilişkilerinin içeriğidir. Basın-iktidar ilişkisinin bir "al gülüm-ver gülüm" ilişkisine dönmemesine özen göstermesidir.

Bu tip ilişkilerin hem basına, hem kendisine, hem de ülkeye nelere mal olduğunu 28 Şubat sürecinde net bir şekilde gördük.

O Türkiye'nin yeniden tatsız deneyimler yaşamasını istemiyor, demokrasinin kökleşip gelişmesini istiyorsa gazetesi ve televizyonu olanların konuşmasından değil, konuşmamasından yakınmalıdır.

Çünkü, gazetesi ve televizyonu olanlar konuşmamaya başlarsa, iktidar-basın ilişkilerinde bir şeylerin yanlış gittiği açıktır. Bu "al gülüm-ver gülüm" döneminin başladığının işareti olur. Herkesin asıl böyle bir durumdan korkması gerekir.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır