kapat
20.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

'Ali Baba' mı tehlikeli Sam Amca mı?

Irak'ta 'Ali Baba'lar hüküm sürüyor. Sam Amca'dan daha tehlikeliler. Ali Baba kim mi? Eline silahı alıp soygun yapmaya çıkan Iraklılar...

Savaştan sonra Iraklılar için en büyük tehdit "Ali Baba" oldu. "Ali Baba", artık bir masal kahramanı değil Iraklılar için. İçlerinden biri. Ali Baba, savaş sonrası kamu dairelerini, Iraklı zengin ailelerin evlerini soyan, silahını kullanmaktan asla çekinmeyen Iraklılar'ın halk arasındaki adı oluverdi. Bir anda yükselen "Dilbarek (Dikkat et) Ali Baba!!!" sesi, Bağdat sokaklarını telaşa vermeye yetiyor. Sokaktaki Iraklılar güvenli bir yere kaçmaya çalışırken, aynı anda hem Ali Baba'dan hem de Sam Amca'dan korunmaya çalışıyor. Zira, Ali Baba'nın kurşununa hedef olmaktan çekinen sadece Iraklılar değil, aynı zamanda ABD askerleri.

ABD askerleri de çözümü silahlarını sağa sola sallayarak "şüphelendikleri" bölgelere doğru ateş etmekte bulmuş.

İSTANBUL'DA TATİL
Ali Baba'nın "iş sonrası edindiği mallar", Iraklıların en rağbet ettiği alışveriş ürünleri. "Hırsız pazarı" adıyla akşam saatlerinde sergilenen mallara rağbet büyük. Ancak tek bir bayan müşteri bile yok.

Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği önünde 400 Iraklı ile birlikte vize kuyruğuna girmiş, eşini bekleyen Ayşe Kasım ile sohbete başladık. "Iraklı kadınlar gezmeye, alışverişe meraklıdır. Bizler, diğer Arap ülkelerine bakarak kendimizle övünürdük. Eğitimliydik, çalışıyorduk ve özgürdük" dedikten sonra anlatıyor

"Artık dışarı bile çıkamıyoruz. Kadınlar kaçırılıyor. Dışarıdaki 50 derecelik sıcaklık evde 55 dereceye kadar çıkıyor. ABD günde sadece iki saat elektrik veriyor. Jeneratörler ise bütün gün çalışmaya dayanamayıp bozuluyor. Akşam sokağa çıkmak yasak. Öyle bunaldım ki. Eşim inşallah Türkiye vizemizi alacak ve İstanbul'da doyasıya alışveriş yapıp dolaşacağım."

ASLINDA KİM DİKTATÖR?
Savaş, ülkede yalnızca Iraklılar'ı vurmadı. 1948'de İsrail'in kurulmasıyla Irak'a göç etmek zorunda kalan 35 bin Filistinli mültecinin yeni yurdu, bu kez ABD tarafından işgal edilmiş oldu. Filistinli mülteciler, Irak'ta kanuni hakları sınırlı olduğu için 'Ali Baba'ların "en rahat saldırabilecekleri" kesimi oluşturdu. Filistinliler'in yaşadığı çadırlardan birini iki Filistinli aile ile paylaşan 78 yaşındaki Mahmud Sueyb'in yüzüne çaresizliğin tüm renkleri yansımıştı. Konuşmak istedi. Ancak gözyaşlarına hakim olamadı. Sonunda birkaç kelimenin tekrarından öteye gitmeyen şu cümleler döküldü dudaklarından

"Diktatör kim? İsrail vatanımı işgal ettiğinde Irak'a sığındım. Şimdi ise ABD ikinci vatanımı işgal etti. Kim daha diktatör? Saddam mı yoksa silahını bana doğrultup nereye doğru yürüyeceğimi söyleyen ABD askeri mi? Kimdir diktatör.... ?"

IRAKTAKİ TÜRKİYE
Savaşın ardından, 10 Mayıs'ta faaliyete geçen Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği'nde de hayat yavaş yavaş normale dönmeye başlamış. Buna karşın, Büyükelçi Osman Paksüt'ün en büyük sıkıntısı "ABD'nin, Büyükelçiliği henüz resmen tanımamasıydı". Pakistan'ın Bağdat Büyükelçisi'nin geçen hafta Irak'tan ayrılmasıyla, Irak'taki tek büyükelçi olarak kalan Osman Paksüt, "Muhatap bulamamaktan" şikayetçi. Büyükelçiliği ziyaretim sırasında Pakistan'ın Bağdat Büyükelçisi "veda" ediyordu. Pakistan Büyükelçisi, "Elektriksiz ve güvensiz yaşamaya tahammül edebilirim. Ama diplomatik statümün tanınmamasına asla" diyerek Bağdat'tan ayrılacağını bildirdi. Paksüt ise Pakistan Büyükelçisi'ni şu sözlerle uğurladı

"Ben, Irak'ın geleceğine verdiğim önemi göstermek için buradayım."

BREMER TÜRK MUTFAĞINA DOYAMAZ'
Bağdat Büyükelçiliği'ndeki en büyük sıkıntı ise aile özlemiydi. "Diplomatlık aile mesleğidir" diyen Bağdat Sefiresi Ferda Paksüt, 15 gün önce her şeyi göze alarak karayolu ile Bağdat'a, eşine destek vermeye gitti.

Büyükelçiliğin ahçısı Hüdai Usta ise ABD'nin Büyükelçiliği tanımamasından şikayetçi. Büyükelçiliğin savaş öncesi diğer ülkelerin temsilcileri ile dolup taştığını anlatan Hüdai Usta, "Irak'taki sivil yönetimin başına getirilen diplomat Bremer, aslında çok şey kaçırıyor. Büyükelçiliği tanısa, Türk mutfağının tadına doyamaz" diyor.

Savaş boyunca ve savaş sonrası Büyükelçiliği canları pahasına koruyan Filistinli kardeşler Süeyb, Samir ve Bilal ise haklarında "paragöz çıktılar" şeklinde yazılan haberlere sinirliler. Samir, ısrarla, lütfen yaz, "Biz sadece büyükelçiliği korumak için yaptığımız masrafları istedik. Bu haberler sadece ve sadece spekülasyondan ibaret." dedi. Ayrıca, "Bizim için önemli olan Türk vatandaşı olmak" diye de ekledi.

Iraklılar Amerikalılar'a seslenİiyor

"All has done, go home"
Irak'taki bir haftalık gezimde "tarihin garip cilvelerine" de tanık oldum.

ABD askerinin, 9 Nisan günü Bağdat'ta Firdevs Meydanı'nda bulunan Saddam Heykeli'ni yıkması, Irak'ta 24 yıldır süren dikta rejiminin devrilmesinin simgesi olmuştu. Saddam'ın 65'inci yaş günü nedeniyle yaptırdığı ve eliyle Kudüs'ü işaret ettiği bronz heykel parçalanırken, ABD askerinin arkasından zafer çığlıkları atan bir grup Iraklı ise "işgalin meşruiyeti" olarak yansıtılmıştı.

HA DİKTA, HA İŞGAL
Aradan 3 ay bile geçmedi. Saddam'ın heykelinin yerine "Barış" heykeli dikildi. Ancak Irak halkı artık işgal altında yaşamak ile dikta rejimi altında yaşamak arasında pek de bir fark olmadığını anlamış durumdaydı. ABD'ye mesajını da Firdevs Meydanı'nda bozuk bir İngilizce ile veriyordu "All has donne. Go home" (Herşey yapıldı. Evinize gidin!)

Zeynep TUÄžRUL


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır