kapat
16.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

En güzel mağaza

İL nüfusu "700 bin."

Nüfusun 500 bini "merkezde."

200 bini de "Kırsalda... İlçelerde, köylerde."

Yani "Kentleşme yönünden" Eskişehir, hayli ilerde.

Bir başka ayrıntı

Merkezdeki nüfusun yüzde 60'tan fazlası "Ücretli, maaşlı."

Ya memur ya işçi, ya subay, ya astsubay ya da emekli.

Odunpazarı Belediye Başkanı İsmail Haşim Ateş de "Bir astsubayın oğlu."

Eskişehir'de "Büyükşehir Belediyesi" var.

İki de "alt belediye."

Odunpazarı ile Tepebaşı.

Nüfusun büyük kısmı (300 bini) Odunpazarı'nda.

MAĞAZA
Odunpazarı'nda ilk işimiz "Mağazaya" gitmek oldu.

Mağaza, Belediye'nin hemen altında.

"Ne mağazası" diyecek olursanız...

Diyelim ki evinizde "Modası geçmiş" ya da "Giymediğiniz" hırkanız, kazağınız, iç çamaşırınız, gömleğiniz, yağmurluğunuz var.

Eşinizin, çocuğunuzun giysisi var.

Onları Belediye'ye veriyorsunuz.

Ya da okullardaki "Giysi kumbarasına" atıyorsunuz.

Bunlar yıkanıyor, temizleniyor.

"Naylonlara" konuluyor.

Tıpkı bir mağazadaki gibi, raflara yerleştiriliyor. Sonra da ihtiyaç sahipleri gelip, bu mağazadan "Giyiniyor."

"Hiçbir ücret ödemeden."

Başkan İsmail Haşim Ateş'le, mağazada "İki minik yavrumuzu" giydirdik.

Sevinçlerini anlatmak imkansız.

AŞEVİ
"İkinci işimiz" ise, Eskişehir'in varoşlarına gitmek oldu.

Emek'e...

71 Evler'e...

Belediye her hizmeti götürmüş.

Ve bu arada bir de "Aşevi" yapmış.

Hergün, öğle saatlerinde bir kişi burada yemek yiyor.

Ayrıca, yanında getirdiği sefertası ile de "Akşam yemeğini" evine götürüyor.

NEREDEN NEREYE?
Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen'le konuşurken biraz "Dalgındık."

Hoca "Yorgunluktan mı" diye sordu.

"Hayır" dedik

- Birinci Eskişehir'i gezdik... Modern... Ama ya ikinci Eskişehir... Aşevi... Yoksullar için açılan Belediye Mağazası... Aklımız oralarda kaldı.

Prof. Büyükerşen anlatmaya başladı

- Üç aşevi var... Birini görmüşsünüz... Diğeri merkezde... Üçüncüsü de Tepebaşı'nda... Günde beşbin kişiye yemek verilir.

- Hocam... 1999'da kaç kişiye yemek verilirdi?

- 800.

İşte "Son dört yılda" ülkenin geldiği durum.

BRAVO ESKİŞEHİR
Yavuz Bey.

- Eskişehirli, kullanmadığı eşyasını bize verir... Evindeki fazla ilacını da... Fazla kağıdını, karton kutusunu, ambalaj malzemesini de... Giysiler temizlenir... İlaçlar, Eczacılar Odası'nın yardımıyla tasnif edilir... Kağıtlar, defter haline çevrilir... Ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.

Dağıtma işi "İncitmeden" yapılıyor.

Gelemeyenin "Evine gönderiliyor."

Belediye'ye "Bu amaçla" kimin, ne verdiğine baktık.

"Bebek patiği" getiren de var, "Çocuk kundağı" getiren de.

Yardımlaşma yönünden "Eskişehir bir harika."

Doors'ta çay molası
Doors'a, çay içmeye gittik.

Doors, "İstasyon Caddesi'nde."

"Eski fabrikalar bölgesinde."

Burası bir zamanlar "Kereste fabrikasıydı." Şimdi restore edilmiş.

İçinde balık lokantası da var, disko da.

Şarap evi de var, nargile salonu da.

Kafe de var, kebapçı da.

Doors'un hemen yanında, bir zamanlar Papazkarası Şarapları'nın üretildiği, Zeki Aral'ın "Aral Şarap Fabrikası" var.

Orası da "Restore edilmiş."

"Hayal Kahvesi" olmuş.

İçinde yine kafeler...

Disko...

Lokanta...

Kentin merkezindeki "Eski sebze hali" şimdi olmuş "Gençlik Merkezi."

Orada da lokanta, tiyatro, kafe... Ne ararsanız mevcut.

Eskişehir'de iki üniversite var.

Ve 30 bin üniversite öğrencisi.

Öyle olunca Doors da gerekiyor, Hayal Kahvesi de. Tiyatroları, senfoni orkestrasını, güzel sanatlar galerilerini de bir başka gün anlatırız.

****

Doors'ta üç kişiydik.

Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili Halis Sağlam ve Meclis Divan Katibi Süleyman Kutlu ile birlikteydik.

Halis Bey, 18 yıldır Arçelik bayii.

- İşler nasıl?

- Kriz çok ağır geçti... Fakir, zengin demedi, deprem gibi herkesi vurdu... İşler daha yeni yeni açılıyor.

Süleyman Kutlu, 15 yıldır "Otomotiv sektöründe."

- İşler nasıl?

- Vatandaşın alım gücü yok... Eskiden kışa girerken, yaza girerken otomobiline bakım yaptıran, şimdi yaptıramıyor... Esnaf yerinde sayıyor... Ama hafif de olsa, bir hareketlilik başlıyor.

****

Ticaret Odası'nın 7.588 üyesi var.

Bunların içinde "Binlerce işçi çalıştıran" yerler bulunduğu gibi... (Örneğin Sarar)..

"Küçükleri" de mevcut.

Ve çoğunluk "Küçüklerde."

Ayrıca küçükler de inanıyorlar ki "İşler açılacak, onlar da bir gün büyük olacaklar... Sarar gibi."

****

Sarar bir "İmparatorluk" olmuş.

Cemalettin Sarar "Altı yaşında... Terzi babasının yanında" çıraklığa başlamış.

12 metrekarelik bir dükkanda.

Şimdi Ticaret Odası Başkanlığı'na aday.

"Sloganına" gelince

- Bir zamanlar gelişmişlikte beşinci sırada olan Eskişehir, şimdi 17. sıraya düştü... Şimdi yeniden liderliğe tırmanmak için...

Eskişehir'in yeri "Onyedincilik" olmamalıydı.

Tıpkı Eskişehirspor'un yerinin "İkinci Lig B Kategorisi olmaması gerektiği gibi."

Yenge eve nasıl döndü?
Sayın Hocam... Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım... Ne olur, bana Belediye'de bir iş.

- Bacım, ne istersen yapayım, yardımcı olayım... Ama iş yok.

- Yani Hocam, kötü yola mı düşeyim?

"Olay" Büyükşehir Belediyesi'nde oldu.

Prof. Büyükerşen "Yavuz Bey, hiç sorma" dedi

- Hergün böyle... İşsizlik öyle bir felaket ki.

****

Odunpazarı Belediyesi'nde de durum farklı değil.

Geçenlerde "biri" gelmiş

- Başkanım ya bugün beni işe alırsın, ya da...

Başkan İsmail Haşim Ateş sormuş

- Ya da?.. Ne yaparsın?

Adam, bitişikteki dört katlı apartmanı göstermiş

- Vallahi de, billahi de tepesine çıkarım... Kendimi aşağı atarım.

- Sakın ha.

- Başkanım, işsizim... Eşim evi terk etti... Gidip, babasının evinden alacağım... Ama diyor ki, iş bulmazsan eve dönmem.

- Gel, birlikte gidelim... Yengeyi ikna edelim.

Ama "yenge ikna olmamış."

Ya kocası bir işe girecek.

Ya da yenge eve dönmeyecek.

Yenge dönmeyince de adam "Damdan atlayacak."

- Sonra Başkan?.. Ne oldu?

- Kolları sıvadık... Sağı, solu aradık... Allah razı olsun, bir soba fabrikasında adama iş bulduk... Yenge de evine döndü... Şimdi öyle mutlular ki.

Muhtar İsmail
Muhtar, senin mahallede (Emek Mahallesi) nüfus kaç?

- 80 bin.

Odunpazarı Belediye Başkanı İsmail Haşim Ateş laf attı

- Muhtar... Biraz in.

- İnmem başkanım.

- İn, in.

- Senin hatırın için 70 bin olsun.

- İn... Biraz daha in.

- Daha fazla inemem başkanım.

Muhtar İsmail Öngel, bize döndü

- 20 bin seçmenim var... 20 bin seçmen olan yerde nüfus kaç olur, siz söyleyin Yavuz Bey.

Biz bir şey söylemeden, yine Belediye Başkanı laf attı

- 60 bin olur.

Muhtar

-Seni mi kıracağız Sayın Başkanım... Senin dediğin olsun... 60 bin olsun.

"Muhtar" dedik

- Ne var, ne yok?

- İyilik, sağlık, güzellik Yavuz Bey... Devletimiz büyük... Belediyemiz çalışıyor... 15 yıllık muhtarım... İnsanımız huzur içinde... Kimse kimseye yan gözle bakmaz... Ama ah bir de şu işsizlik olmasa.

Biz muhtarla konuşurken, çevremiz birden kalabalıklaşıyor.

Gelenlerin "çoğu" genç.

Ve gençlerin "çoğu" da işsiz.

Belediye başkanlığı hastalığı
Önce, Odunpazarı Belediyesi'nin "Meslek edindirme kursunu" gezmiştik.

Sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Büyükerşen "Aynı konudan" bahsetti

- Özellikle genç kızlar... Okuldan ayrılmış... İşsiz... Dikiş, nakış, konfeksiyon, yorgan, yastık, masa örtüsü kursu görüyor... Sonra seramik... Biblo... Ağaç işi... Yavuz Bey, kentin göbeğinde mağaza açacağız.

- Ne olacak?

- Herkes, kendi yaptığı şeyi satacak.

Bir kurs da erkeklere.

Musluk tamirinden, kaynakçılığa kadar...

Marangozluktan, seramik işçiliğine kadar...

Sonra belediye, ellerine birer "Takım çantası" verecek.

Ve herkes "Kendi işini" yapacak.

****

"Bunları" konuşurken, Prof. Büyükerşen'e takıldık

- Kaç kişiyle davalısınız?.. Kaç kişiyle dargınsınız?

Hoca, bir dönemin "Başarılı... Karizmatik uzlaşmacı... Hoşgörülü rektörü."

Belediye Başkanlığı'nda ise "gerginliği" zaman zaman daha öne çıkıyor.

Dedi ki "Fazla kimseyle mahkemelik değilim... Sadece... Yerel basında mahkemeye verdiklerim var."

Prof. Büyükerşen "Gazetecilik hocası... Bir yönüyle de gazeteci."

"Gazeteci ile mahkemelik olmak" ona yakışmıyor.

****

Birlikte fotoğraf çektirirken, Hoca "Dur, önce saçımı düzelteyim" dedi.

Yine takıldık

- Hoca... Sanki saç var da...

- Hiç sorma... Başkan oldum, saçım döküldü... Kolesterol... Hipertansiyon... Hipogılisemi... Daha sayayım mı?

- Neden?

- Stres... Bu saydıklarım Belediye Başkanı hastalığı... Belediye Başkanlarının yüzde 70'inde var.

- Gerçekten mi?

- İnanmazsan, diğer başkanlara sor.

- Hastalığın sebebi?

- Ankara... Eskimiş yasalar... Kara kaplı düzen... Mevzuat hazretleri... Eğer bu engeller olmasa, Türkiye dörtnala koşar... Bir anda çağ atlar.

Tempo yükselirse
Alaattin Çam, dört yıldır "Ticaret Odası Meclis Başkanı." Müteahhit. Ayrıca inşaat malzemeleri satar. Nakliyatçı. Ve mobilyacı. Başkan dedi ki

- Mobilya işini bıraktık.

- Neden?

- Krizden dolayı... Ayrıca, müteahhitlik de kalmadı.

- O neden?

- Piyasa öylesine ölü ki..

- Ya inşaat malzemeleri?

- Krizle birlikte üçte bire indi.

Alaattin Çam aynı zamanda TOBB'da görevli. TOBB'un "İnşaat grubunun" başında. "İnşaat sektöründe işlerin açılması için" çaba harcıyor. Ve şöyle diyor

- Ekonominin ana sektörlerinin başında inşaat geliyor... Lokomotif sektör... Bu sektör canlansın, ekonomi düze çıkmaya başlar.

****

Çam, seçimden önce, adayları tek, tek Ticaret Odası'na davet etmişti. Onlardan "Eskişehir için şunları yapacağız" diye söz almıştı.

- Başkan... Milletvekilleriniz sözlerinde duruyorlar mı?

- Yavuz Bey, Ticaret Odası Başkanı'mız CHP'den milletvekili oldu... AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan da bizim milletvekilimiz... Gayret gösteriyorlar... Ama beklenti öylesine çok ki... Ne olur yazın, tempoyu hızlandırsınlar. Tempo yükselirse işler düzelir.

Kriz... 'Geçiyor gibi'
Eskişehir var, Eskişehir'in içinde. Bir bakıyorsunuz Arçelik, Toprak, Sarar, Çetintaş, Şişe Cam fabrikaları.

Sonra Tusaş.

Şeker Fabrikası.

İnşaatı süren 15 kilometrelik hafif raylı sistem.

Caddeler, bulvarlar, parklar.

Odunpazarı Belediyesi, kentin Seyitgazi-Afyon çıkışında, Orman'dan 350 bin metrekarelik "ormanı" almış.

"Koruyor."

70 bin metrekaresi "Halka açık."

Binlerce insan piknik yapıyor.

Yenikent'te, 30 bin metrekarelik bir arazide "Açıkhava tiyatrosu var, parklar var."

Sonra birden "Varoşların Eskişehir'i" başlıyor.

"Gelir düzeyi" birden düşüyor.

Ama "Zengin Eskişehir", diğer Eskişehir'den kopuk değil.

"Yardım elini" uzatıyor.

Ve bu defa da "Kentin merkezine" giriyoruz.

250 yıllık "Erkekler Hamamı."

Tarihi "Yeni Hamam."

Has Hamam, Sultan Hamam, Uysal Hamam.

Eskişehir'in hamamları meşhur.

Şimdi sırada "Hamamyolu" var.

Bir kilometrelik bir yol.

Kentin göbeğinde.

Gündüzleri kalabalık.

Geceleri daha kalabalık.

Burası, Eskişehir'in "Beyoğlu'su."

Madımak Pastanesi'nin önünden geçiyoruz.

Petek Balbadem Pastanesi'nin önünde oturuyoruz.

Sahibi Erkan Yılmaz.

- Erkan, işler nasıl?

- Gece saat 01.00'e kadar açığız... Allah'a şükür, işler düzeliyor.

Bu sırada DOYDOYS'un sahibi Mesut Sabaner geliyor

- Mesut, işler nasıl?

- Yaz daha iyi... Kriz giderek atlatılıyor.

Hamamyolu'nun bitişiği, tarihi "Yediler Çarşısı."

Bu bölge zaten "Tarih kokuyor."

Sadullah Eriç "Hamamyolu Yediler Çarşısı Dernek Başkanı."

- İşler nasıl?

- Yavuz Bey bu bölge sanki Avrupa... Görüyorsunuz cıvıl, cıvıl... Tertemiz... Kriz herkesi kötü vurdu... Ama çoğu gitti, azı kaldı... Galiba krizden çıkıyoruz.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır