|
 |
|

REFİK DURBAŞ
Ekmek israfı
Kişi başına ekmek tüketimimiz 410 gram civarındadır. Bu nedenle ülkemizdeki gıda maddesi üreten işyerleri arasında sayıca en fazla olanların başında fırınlarımız gelmektedir. Üretilen günlük ekmek miktarı 100.000.000 adet civarındadır. Fakat ne yazık ki bu ekmeklerin her on adedinden biri çöpe atılmaktadır. Bunun parasal değeri ise 1 katrilyon 95 trilyon lira, ekmek olarak miktarı da 912.500.000 kg'dır. Çiftçimizin alınteriyle yılda 17-19 milyon ton arasında ürettiği buğdayın, ekmek olarak çöpe atılması gerçekten çok üzücüdür.
Bu israfın nedenlerini; yüksek oranda atıl kapasite (% 70'ler civarında), haksız rekabet, usta seviyesindeki elemanların eğitim eksikliği, unun yeterince kaliteli olmaması ve fırınlarımızın asgari teknik ve hijyenik koşullarının yeterli olmaması şeklinde sıralayabiliriz.
"Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Üreten İşyerlerinin Taşıması Gereken Ek Teknik ve Hijyenik Özellikler" hükümlerinin yurt genelinde Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması ile bu israfın nedenlerinden biri olan asgari teknik ve hijyenik şartları yetersiz olan fırınlara "Çalışma İzin Belgesi" verilmemesi, faaliyetten men edilmesi ve cezalandırılması, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından da "Üretim İzin Sertifikası" verilmemesi ve cezalandırılması gibi uygulamalarla bu konuda oldukça ileri adımlar atılmıştı.
Hangi nedenledir bilinmez, sanki bütün fırınlarımız asgari teknik ve hijyenik özellikleri tam istendiği gibi olmuşçasına, söz konusu yönetmelik, 06.05.2003'te değişikliğe uğratılarak bu hükümler yürürlükten kaldırıldı. Sonuç olarak da ekmek israfına zemin hazırlanmış oldu. Asgari teknik ve hijyenik koşulları uygun olan fırıncılarımızın bu durum karşısında ortaya çıkan mağduriyetleri de işin cabası... Bu gerçeğin ışığında israfın nedenleri ve ekonomik boyutunu göz önüne alarakılan bu mevzuat yanlışının derhal ortadan kaldırılması konusunda yetkili otoriteleri duyarlı bir vatandaş olarak göreve çağırıyorum.
YUSUF VANGÖL (Ziraat Yüksek Mühendisi) - İZMİR
Türkiye'nin temel sorunu
SABAH gazetesi yazarı Sayın Mehmet Tezkan, "Türkiye'nin temel sorunu nedir?" diye soruyor. Türkiye'nin birçok sorunu var, ama bence en büyük sorunu güven bunalımıdır. Bugün 40-50 yıllık geçmişimize baktığımızda övünülecek bir şey bulamıyoruz. Bu borçları, pahalılığı o geçmiş bıraktı bize çünkü...
İşveren işçisine güvenemiyor. Gençlik de güvensiz, üniversiteyi birincilikle bitirseler dahi iş bulma güvenceleri yok. Yaşlılar da gençlere güvenmiyor. Spor kulüplerinin genç takımları var, partilerin de gençlik kolları... "Takımı gençleştireceğiz" denir ama, hep yaşlı oyuncular oynatılır. Kazıklanma endişesiyle yurttaş esnafa güvenmiyor, işi yokuşa sürer diye de memura... Taraftar, oyuncusuna güvenmiyor, davacı hakim ve avukata... Kadın erkeğe güvenmiyor, erkek kadına...
"Güvenme dayına, ekmek al yanına" diyenler haksız mı?
ERHAN TIĞLI
Oğul Kaddafi tatile geldi
11.07.2003 tarihli SABAH gazetesinde yer alan "Kaddafi düğünü" başlıklı haberde adı geçen Tarık Kaukini'nin, liderimiz Muammer Kaddafi ile yakından uzaktan hiçbir akrabalığı yoktur. Liderimizin oğlu Türkiye'ye sadece tatil için gelmiştir.
FARAJ M. NAAMY (Libya Halk Bürosu Enformasyon İşleri Sorumlu Müsteşar Vekili)
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|