kapat
16.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

EMRE AKÖZ


Birlikte büyüdük bu yollarda

Yıllar geçiyor. Ama ben kendimi hep 28 yaşında kabul ederim. Yani basına giriş yaşım...

Ama Begüm Soydemir ile İlke Gürsoy evlendiğine göre durum değişiyor.

Derdim iki arkadaşımın, iki meslektaşımın evliliğini burada duyurmak değil. O kolay; yazar geçersin. Ama elimizde böyle bir fotoğraf olunca...

****

Baştan başlayayım.

Milliyet'in ek yayınlarını yönetirken 'stajyer alınacak' diye ilan verdik. Birçok başvuru oldu. İlke de onlardan biriydi. Üniversitede okuyordu. Gazeteci olmak istiyordu. Benimle yaptığı zorlu mülakatı başarıyla geçti. İşe başladı.

Begüm ise bir dergide çalışıyormuş. 'Bir dene, çok iyidir' dediler. Onu da aldım.

Yanımdaki herkese yaptığım gibi gazetecilik ve dergicilikle (ve hayatla!) ilgili ne biliyorsam onlara da öğretmeye çalıştım.

Bu galiba insanın mayasıyla ilgili bir şey Birçok arkadaş 'tın tın' gelip 'tin tin' gitti. Onlar ise ne verdimse aldı. Kariyer basamaklarını tırmanmaya başladılar.

Bu arada birbirlerine aşık oldular.

Bugün Begüm, İstanbul Life dergisinin Yazı İşleri Müdürü. İlke ise Milliyet Ek Yayınlar Bölümü'nde Yayın Koordinatörü.

Ama asıl anlatmak istediğim bu değil.

Ben 1998'de Zevcenur hanımla evlenirken nikah şahitlerimizden biri şair, öğretim üyesi, eleştirmen, köşe yazarı, hocam Hilmi Yavuz'du.

Aradan 5 yıl geçti. Begüm ile İlke, cumartesi günü Moda'da evlendi. Nikah şahitlerinden biri Hilmi Yavuz'du. Diğeri de ben!

Çok sevindim. Çok gurur duydum. Ama biraz da hüzünlendim.

Çünkü artık apaçık Begüm ve İlke ile birlikte ben de büyümüşüm.

****

Not 1 Bakmayın siz 'Onlara ne öğrettiysem hepsini aldılar, kaptılar' filan dememe. Bilmem farkındalar mı ama asıl benim onlardan öğrendiklerim saymakla bitmez.

Not 2 Diyeceksiniz ki "Sen de nikahlara taktın, üst üste aynı şeyi yazıyorsun." Evet bu yazıyı aslında dün yazacaktım. Çünkü esprili nikah davetiyelerini konu etmiştik. Böylece bir "nikah özel köşesi" olacaktı. Ancak bir hata oldu. Bugüne kısmetmiş...)

Kimse unutmaz annesini...
Hemen herkes kendini 'biricik' görür. Yaşam öyküsü benzersizdir. Bu yüzden birçok kişi 'Benim hayatım roman' diye düşünür. Halbuki üç aşağı beş yukarı aynı kuşaktan, benzeri bir toplumsal çevreden olanlar birbirine yakın deneyimlere sahiptir.

Geçen gün Perulu şarkıcı Yma Sumac üzerine yazmıştım. Benim gibi Kadıköy Maarif Koleji-Anadolu Lisesi mezunu olan Ali Erten'in (1974) mektubu' deneyim ortaklığı'nın güzel bir örneği. Özetliyorum

****

Ben de sizin gibi, Öztürk Serengil'in 'Gülünüz Güldürünüz' adlı programının kapanışında, 'playback' olarak ekranda çalınan şarkının Yma Sumac'a ait olduğunu ve şarkının isminin 'Gopher Mambo' olduğunu annemden öğrenmiştim. O da Yma Sumac'ın sesini tanımlarken, aynen annenizin kullandığı tarifleri yapmıştı.

Zamanına göre iyi bir eğitim aldığından dolayı, özellikle İngilizce, klasik müzik ve sinema konularında her sıkıştığımda, öncelikle başvurduğum kişiydi.

1983'te ben evlenince, karşısındaki daireye geçtim. Onun balıkları ve kanaryası vardı. 1990'da, 'Osman' isimli bir de papağan aldı. Gri renkli, kırmızı kuyruklu idi ve o zaman bir yaşındaydı. 'Osman' beni daha çok sevdi, birçok kelimeyi benden öğrendi. Benden öğrendiklerini benim sesimle, annemden öğrendiklerini annemin sesiyle söylüyordu.

Annemi 7 ay süren bir kanser hastalığıı sonrasında, 4 Aralık 1999'da kaybettim. Onun ölümünden sonra yaptığım ilk şeylerden biri bilgisayarımın kapasitesini artırmak oldu.

Napster adlı internet sitesinden, geçmişin beni çeken şarkılarını bilgisayarıma indirdim. Bu şarkıları annem de severdi. Bunlardan biri de 'Gopher Mambo' idi. Ancak benim de ona bunu dinletme imkanım olmadı.

TV'deki konserde çalınan eseri ya da seyrettiğim eski filmdeki şu oyuncunun kim olduğunu soracağım kimse kalmamıştı.

G.Saray, UEFA Kupası'nı kazandığında, benimle birlikte sevinecek eski maç arkadaşım da yoktu.

2001'de taşındım. Eşim ve 'Osman' ile daha geniş bir mekandaydık.

Sabahları bizi, annemin sesiyle söylediği, 'Günaydın oğlum, nasılsın yavrum' ile karşılıyor; sabah kahvaltısında ona bir şey vermezsek, yine annemin sesiyle söylediği 'Mamanı yedin mi' ile bizleri mahcup ediyordu. Osman müzikle birlikte oynuyor, evin içinde turlayıp yuvasına dönüyordu.

11 Temmuz Cuma günü, her sabah olduğu gibi 'Osman'ı omzuma aldım. Önce ev içinde gezintimizi yaptık. Sonra çiçeklere bakmak için terasa çıktım. Biraz sonra 'Osman' omzumdan uçtu gitti.

Ardından koşmak, evlere haber vermek, civardaki ormana gitmek, direklere kayıp ilanı asmak henüz sonuç vermedi. Sanırım da vermeyecek.

Bir hata yaptım; evim sessizleşti, boşaldı, neşesi kaçtı, annemden canlı bir hatıra gitti.

Bunları 12 Temmuz Cumartesi günü, eski Bomonti'de (yeni adıyla Moda Teras) toplanan 1974'ün 6 Fen C'li arkadaşlarıma ve Dicle hocamıza da anlattım.

Biraz önce de yazınızı okudum.

Bu yazıyı da onun için yazdım.

****

(Not Dicle (Öldürülenoğlu) hanım özellikle 1970 ve 80'lerde Kadıköy Anadolu'nun efsanevi hocalarındandı. Bir İngilizce hocasından çok, 'kültür' ve 'ruh' gurusuydu. Benim hocam olmadı. Ama mezuniyetten sonra öğrencisi olan arkadaşlarım -ne vesileyle hatırlamıyorum- benden söz etmiş. Çağırdı. Çay içip sohbet ettik. Bu arada Bob Dylan'ın 'Desire'ını plaktan dinledik. Ben o albümde en çok 'Hurricane'i severim. Ama nedense 'One More Cup of Coffee'yi ne zaman dinlesem, o günü hatırlıyorum. Tuhaf!)

BİR KEZ DAHA 'ELEŞTİRİ' ÜZERİNE
Biliyorum Sadece benim değil, tüm meslektaşlarımın başına geliyor... Bir kişinin sözlerini, davranışlarını eleştiriyoruz. Nerede doğru, nerede yanlış yaptı?.. O söz ya da davranışın ne gibi sonuçları olabilir?.. Kimlere yarar ve zarar getirebilir?.. Dilimiz döndüğünce, bilgimiz görgümüz yettiğince ortaya koyuyoruz. Ama... Vay sen misin bunları yazan, çizen, söyleyen! 'Yazma', 'konuşma' diye sağdan soldan sürüyle mesaj geliyor. Kusura bakmayın; buna alışacaksınız. Kimse eleştiriden muaf değildir. Asıl susarsak bize kızın!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır