|
 |
|

ŞELALE KADAK
Samsun gemisinin en sessiz yolcusu Binali Yıldırım'dı
İki yıl önceydi. Dönemin Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu'nun da içinde bulunduğu kalabalık bir grupla Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne bağlı kalan tek gemiyle, yani emektar Samsun'la İstanbul'dan Pire'ye yolculuk yapmıştık. Atina'nın Pire limanında gerçekleştirilen dünyanın en büyük denizcilik fuarına gidiyorduk.
Pire'den uçakla döndü
Gemide öğlen ve akşam yemeklerinde bir çift gözümüze çarpıyordu. Eşi gemideki tek türbanlı kadın olan bir beyefendi, pek kimseyle konuşmuyor, yemeklerini yedikten sonra da eşini de alarak kalabalıktan hemen uzaklaşıyordu. Gemideki herkesi Deniz Ticaret Odası davet etmişti ama biz yanımızdakilere, 'Peki bu beyefendi ne iş yapıyor' diye sorduğumuzda, yanımızdaki genç işadamı 'Ha, o mu? Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanı olduğu dönemde, Deniz Otobüsü İşletmeleri'nin başındaydı. Şimdi ne yaptığını bilmiyorum' demekle yetinmişti.
Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı olduğunda, aynı genç işadamının ilk işi bana telefon açmak olmuştu. 'Gemide hep yalnız başlarına olan çifti hatırladın mı? Hani sonra belki de sıkıldıklarından, Atina'da gemiden ayrılıp, döndüklerini öğrenmiştik. İşte o kişi Binali Yıldırım, yani yeni bakanımız' demişti.
Dün Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Erol Yücel'le konuşuyorum. Kesinlikle hatırlamıyor. 'İnan ki ben de gemide olduğunu bilmiyordum. Sonra bana da söylediler ama hiç hatırlamadım. Yıldırım'la daha sonra tanıştım" diyor.
Denizciler savunuyor
Oysa Binali Yıldırım bakan olduğunda buna en çok sevinen denizcilik sektörü olmuştu. Ne de olsa Yıldırım gemi inşa yüksek mühendisiydi. Yetmezmiş gibi bir de Norveç'te Dünya Denizcilik Fakültesi'nden mezun olmuştu. Sektör temsilcilerine göre Yıldırım içlerinden biriydi.
ANAP'a sıkı sıkıya bağlı olan Erol Yücel'in, Yıldırım hakkında methiye dizmesi beni biraz şaşırtıyor. Yücel'e göre, Yıldırım kesinlikle dürüst bir insan ve 24 yaşındaki oğlunun bir gemi sahibi olması konusunda hiç bir girişimde bulunmadı ve bulunmaz da. 'İyi ama' diyorum. 'Ne olursa olsun, babası bakan olan biri gemi satın alınca, sektördekiler ilerde işlerine yarayacağını düşünerek zaten Yıldırım'ın oğlunun gemisiyle iş yapmayı tercih etmez mi? Yani illa da Yıldırım'ın kolunu oynatması gerekmiyor ki. Peki o zaman Sayın Bakan'ın basireti mi bağlandı? Bu işin, sonunda bakanlığını sarsabileceğini düşünmedi mi acaba?'
Müsteşar seçimi süper
Erol Yücel, 'Ben ne AK Parti'ye oy verdim , ne de veririm. Ama yine de Yıldırım'ın yanlış bir davranışta bulunmadığını düşünüyorum. Eğer bulunduysa da zaten rahatsız olur" demekle yetiniyor. Yücel, denizcilik sektörünün önemli simalarından biri. Kasım'da yapılacak olan büyük genel kurulda 6 yıldır yapmakta olduğu meclis başkanlığına yeniden seçilir mi bilinmez ama onun düşüncelerinin sektöre ayna tuttuğunu da söyleyebiliriz. bakanla ilgili olumlu düşünmelerinin başında yeni müsteşarın kendi deyimleriyle 'dört dörtlük biri' olması yatıyormuş. Yeni müsteşar, denizcilik fakültesi mezunu, üstelik hukuk eğitimi de almış. Sektör, Ramazan Mirzaoğlu dönemindeki atamalardan rahatsız olmuştu. İddialara göre o dönem müsteşarlık kadrosuna alınan 400 öğretmen hala iş başındaydı ve yeni müşteşar, bu çarpıklıkları düzeltmek konusunda çok gayretliydi. Yukarıda yazdıklarımı özetlemem gerekirse, denizcilerle Yunanistan'a kadar gidip, kimseyle yakın bir sohbete girmeyen Binali Yıldırım, bakan olduğunda bu koltuğa yakıştığı konusunda sektör pek bir hemfikirdi. İyi şeyler de yapıyordu. Peki ne oldu da birden Yıldırım da pek çok siyasetçinin yaptığı hataya düştü?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|