|
 |
|

KEMAL DİNÇER
Kaya faktörü
Önceki maçta bir anlık öfkesini kontrol edemeyerek rakibiyle dalaşan Kaya'nın takımına verdiği zarar her gün daha çok ortaya çıkıyor. Ülker son dönemlerin formda ismi Zaza'yı, Kerem Gönlüm'ün ekstra katkısı nedeniyle fazla aramıyor ama cezalı Kaya'nın olmayışı Efes'i derinden etkiliyor.
Cezalı Kaya'nın yokluğu maç başında Efes Pilsen'in takım kimyasını ve alışık olduğu düzeni bozdu. Onun yokluğunda Ira Clark'la maça başlamak zorunda kalan Efes teknik heyeti, yabancı kontenjanına takıldığı için Antonio Granger'i kenarda oturttu. Ancak bu kez dışardan bir zaafiyet doğunca mecburen 4 kısaya dönüldü.
Efes'in en formda oyuncusu Granger'in sahadaki yerini almasıyla maç dengelendi. İlk yarıda başabaş bir oyun ortaya çıktı.
Maçın dönüm noktası Ülker'in üçüncü periyotta ortaya koymuş olduğu müthiş hücum gücüne dayanan oyunuydu. Bu periyodun kahramanlarının Serkan Erdoğan ve Tutku Açık olması, guard pozisyonunda sıkıntılar yaşayan Milli Takımımız için de sevindirici bir haber.
Kambala düşüş içinde
Efes Pilsen'in son maçlardaki bir başka zaafiyeti de geriye düştükleri anlarda ortaya çıkıyor. Bu kadar tecrübeli oyuncular, maçın kopma noktalarında daha dengeli hücum edip agresif savunma yapacaklarına tamamen kontrolsüz bir oyun ortaya koyuyorlar. Bu maçın özellikle üçüncü periyodunda bu sorunu fazlasıyla hissettiler.
Dikkatimi çeken bir başka konu da Kambala'nın son iki maçtır ortaya koyduğu etkisiz oyun ve fizik gücünde düşüklük. Pota altında Kambala alternatifi olmayan bir oyuncu. Efes Pilsen önümüzdeki maçta bu sorunun üstesinden gelemezse Ülker'i mağlup etmek için sadece dış adamların eline bakar hale gelecek.
Bütün sene büyük bir merakla ve heyecanla beklenen final serisi adına yakışır bir mücadeleye sahne oluyor. Basketbolseverler, Avrupa Ligi kalitesinde, heyecanı hiç ama hiç azalmayan maçlar izliyor. Bu final gerçekten beklediğimize değdi.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|