|
 |
|


Bir mucizenin sırrı
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün ifadesiyle, "Üstünden silindir geçen" Türkiye'nin hasar tespitiyle uğraştığı bir dönemde, krizden yara almadan çıkmayı başaranların öyküsü insana, çölde vahaya rastlayanların sevincini yaşatıyor.
Bugün SABAH'ın manşetine oturmayı alnının akıyla hak eden Denizli'nin Babadağ İlçesi'nden söz ediyoruz.
Babadağ mucizesinin büyüklüğünü anlatabilmek, hakkını teslim edebilmek için önce ekonominin nabzını teorik değil, pratik olarak tutanların verdikleri son bilgileri aktaralım
ATO Başkanı Aygün 5 yılda 110 bin 566 şirketin kapandığını, işsizlik oranının yüzde 7.6'dan 12.3'e çıktığını açıkladı.
Odalar Birliği'nin yıllık raporunda verilen rakamlar daha da ürkütücü "2002'de sivil işgücü bir önceki yıla göre yüzde 1.9 artarak 22.7 milyona yükselirken, sivil istihdam yüzde 0.4 azalarak 20.3 milyona geriledi. İşsiz sayısı yüzde 26.8 artarak 2.4 milyona yükselirken, 2002 yılında işsizler arasına 510 bin kişi daha katıldı. İşsizlik oranı 2.1 puan artarak yüzde 10.6'ya yükseldi. İşsizlik ve eksik istihdam nedeniyle atıl kalan işgücü oranı yüzde 16 olarak gerçekleşti."
Bir zamanlar Türkiye'nin orta direğini oluşturan esnaf kesiminin halini hiç sormayın. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı Derviş Günday, son 8 yılda 1 milyon 235 bin esnaf ve sanatkarın kepenk indirdiğini açıkladı, "4 milyon insanın sokağa bırakılması anlamına gelen bu rakam, çok acı bir dünya rekoru" dedi. Günday'ın altını çizdiği bir tehlikeli gelişme daha var "Cumhuriyet tarihinde ilk kez son 2 yılda batan işyeri sayısı, açılan işyeri sayısını geçti. Ve ne yazık ki, bu durum içinde bulunduğumuz yıl da sürüyor."
Çalışkan ve ahlâklı
Babadağ işte böylesine ağır bir depremi kurban vermeden atlatmayı başardı. İlçenin 6 bin nüfusundan 5.500'ünü istihdam eden (Geriye kalan 500 kişi Babadağ'a dışarıdan gelen memur aileleri ve çocukları) dokuma tezgahları hiç durmadı, hiç susmadı. Sırrı?
Babadağ'ın yetiştirdiği binlerce sanayici ve işadamının en büyüğü olan Ahmet Nazif Zorlu bu sırrı şöyle açıklıyor
"Babadağ'ın havasından mı, suyundan mı derler ya; yöre halkının dokuma sanayiinde özünden gelen bir yaratıcılığı ve girişimciliği var. Bu nedenle Babadağ, Türkiye'de tekstil sanayiinin beşiği oldu."
Bir başka Babadağlı sanayici, Zafer Katrancı ise bu başarıyı son derece alçakgönüllü sözcükler kullanmaya özen göstererek, "İlçede eskiden her evin altı dokuma atölyesiydi. Sonra işi büyüttük, fabrikacı olduk. Babadağlı tek şey bilir; çalışmak" diye açıklıyor.
Tek erdemleri çalışmak mı? Cevap yine Zorlu'dan "Hepimiz dürüst, çalışkan, kendisinin ve başkasının emeğine saygılı, onurlu insanlarız."
İşte bu sağlam maya nedeniyle Babadağ'da ne tinerci var, ne kapkaççı.
İşte bu ahlâk ve zamanımızda ne yazık ki örneği azalan yüksek onur nedeniyle Babadağ'da ne karşılıksız çek var, ne vurgun.
İşte bu dayanışma sayesinde Babadağ'da ne işsiz var, ne de aç-açıkta olan.
İşte bu çalışkanlık sayesinde Babadağ'da tezgahlar haftanın 7 günü sabah 06'dan gece 22'ye kadar hiç durmuyor. Haftada 40 kamyon iplik dokumaya dönüşüyor, ham bez, pike, havlu, çarşaf, perde oluyor.
İşte bu girişimcilik ruhu sayesinde Babadağlı kabına sığamıyor, büyümeye başlayınca önce Türkiye'ye, sonra yurt dışına açılıyor, gittiği her yeri, yani her pazarı da mutlaka fethediyor.
Uzun söze gerek yok. Babadağ'da bir dokuma tezgahıyla başlayan büyüleyici yolculuğunun 50'inci yılını kutlamakta olan Zorlu Grubu'nun sloganı, Babadağlılar'ı anlatmaya yeter de artar bile
"Gideceksek en uzağa gitmeliyiz. Çıkacaksak en yükseğe çıkmalıyız. Yapacaksak en iyisini yapmalıyız..."
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|