kapat
08.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


NECATİ DOĞRU


Sefillik!

Gir tarihin içine bak! Çık tarihin içinden bugüne gel bak! Meydanı çevreleyen yapıların, kubbelerin, minarelerin, dikilitaşların üstüne çık, oradan bak... Nereden bakarsan bak, "Dünyanın gözbebeğidir" Sultanahmet!.

Yürü 100 adım.

Gel Milenyum Taşı'na...

O da Sultanahmet'tedir...

Roma yolunun başlangıcı sayılmıştır. Dur taşın önünde, oradan bak! Sultanahmet gözbebeğidir dünyanın!

Hissedebilecek yüreğin...

Görebilecek gözün...

Bakabilecek vizyonun varsa...

****

Dikilitaşlardan birisi Antik Yunan'dan kalmadır. 5 bin yıllık... Kapısında "kendini bil, sadece kendini bil" yazan Delf Mabedi'nden getirilip dikilmiştir Sultanahmet Meydanı'nın ortasına... Öbürü; Antik Mısır'dan gelme dikilitaştır, bakar Sultanahmet Camii'nin 6 minaresine hayranlıkla... Sultanahmet Camii, dünya şaheseridir.

Çinileri yeryüzünde tektir.

Dünyanın en aydınlık ve süslü mabedi "Mavi Camii" dedikleri Sultanahmet'tir.

Meydanın öbür yanında İbrahim Paşa Sarayı denilen tarihi bina durur, şahlanan görkemiyle, asil güzelliğiyle...

Geç Saray'ın önünden...

Yürü deniz yönüne doğru....

100 adım sonra Ayasofya'yı göreceksin, dünyanın en eski, en büyük bazilikasıdır.

****

Evet Londra'daki Saint Paul Katedrali, büyüktür Ayasofya'dan ama o altıüstü 200 yıllıktır, Ayasofya ise 1500 yıl ömrün ötesinden bakar meydana... Ben hangi birini yazayım, Ayasofya'ya 50 adım uzaklıkta 16. yüzyıldan kalma Mihrimah Sultan Hamamı'nı mı, 500 adım ötesindeki Topkapı Sarayı'nı mı anlatayım? 1050 adım sonrası da Arkeoloji Müzesi'dir, milyonlarca yılı saklar bağrında... Ve Saray'ın surlarıyla elele tutuşmuş Soğukçeşme Sokağı'nı Çelik Gülersoy, bir açelya çiçeği özeniyle yeniden yaratmıştır... Yeşil Evi de konçelya çiçeği özeniyle yeniden yine Çelik Gülersoy yapmıştır.

Bilene, anlayana...

Sultanahmet...

Gözbebeğidir dünyanın...

Niçin kalite gelemez, getirilemez bu meydana? Mezbelelik, gerilik, ilkellik...

Pejmürdelik, hoyratlık taşırlar. Dün de iki Dikilitaşın ortasına kamyonları getirip park ettiler, Sulanahmet Camii'nin bahçe duvarları önüne kamyonetleri sıraladılar... Bez afişler astılar, üçgen kesilmiş mavi flamalar sarkıttılar her köşeden... Gecekondu tipi barakalar yerleştirdiler bütün meydana...

***

Köfteciler, piyazcılar....

Haşlanmış mısır satıcıları... Şiş kebapçılar, lahmacuncular, tantuniciler, Haziran sıcağında sucuk ekmekçiler, tıraşsız, ütüsüz pantalonlu, dökülen kılıklı satıcılar...

Ayasofya'nın duvarının dibinde köylü kadın giysileri içinde bağdaş kurmuş sac üzerinde lavaş ekmeği pişirip, dünyanın en ilkel yemeği "sıkma yapmaya" ve bunu turiste yedirmeye çalışanlar.

Pislik, duman, sucuk, kebap, lahmacun kokusu dün dünyanın gözbebeğini sarmıştı. Burada "3. Geleneksel Sokak Yemekleri Festivali" düzenlenmişti. Sanki koca İstanbul'da hiç yer kalmamış, bu muhteşem tarihi dokunun içinde düzenlenen "Sokak Yemekleri Festivali" kaliteyi inanın çok aşağılara çekmişti.

Tek kelimeyle sefillikti!

Durdurun bu sefilliÄŸi. SefilliÄŸi seyreden, yaratandan daha sefildir.

Mesajlarınız için: ndogru@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır