kapat
08.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


AB'nin kafası karışık

"Zaman silkelenme zamanı" diyen Özel, AB'nin 4 büyük sorunu olduğuna dikkat çekiyor ve küçük iktidar oyunlarını bıraktığımız takdirde yalnızlığımızın sona ereceğini belirtiyor

Çok uzman olmayan bir gözle bakıldığında bile AB'nin, Selanik zirvesine içi ve kafası karışık gittiğini söylemek mümkün. AB'nin içinin karışıklığı bir taraftan ABD'nin büyük bir keyifle Birlik içinde yarattığı ayrılıktan kaynaklanıyor.

Diğer yandan da AB ülkelerinin kendi içleri hayli karışık. Avrupa'nın korporatist refah devleti uygulamaları giderek küreselleşmenin daha ağır baskısı altında. On yıldır bu baskılara aldırmayan ya da dayattıkları değişim gereğine direnen ülkelerde şimdi hızlandırılmış reform süreçleri başlıyor. Baş hedefler de sosyal güvenlik sistemi, emeklilik sistemleri gibi refah devletinin temel uygulamaları.

Kafa karışıklığına gelince, bu daha çok AB'nin uluslararası sistem içindeki yeri konusunda yaşanıyor. Soğuk Savaşın bitmesinden sonra AB kendi içi ve etrafıyla ilgilenmekle yetinmişti. Clinton yönetiminde ABD müttefiklerini fazla kasmayan "alicenap" bir emperyal güç gibi davranıyordu. Aradaki olağan sürtüşmeler AB'nin Atlantik ötesi ilişkileri ya da kendi global rolünü düşünmesini gerektirmiyordu.

AB, GENİŞLEME YORGUNU
11 Eylül ve ardından gelen çok farklı ABD dış politikası, bu rehavetin süremeyeceğini gösterdi. İşin kötüsü AB ülkelerinin çoğu 11 Eylül'ün uluslararası sistem açısından bir dönüm noktası olduğunu kavramadı. Yeni döneme göre farklı şeyler düşünmenin bir zorunluluk haline geldiğini göremedi.

Selanik zirvesine gidilirken bölünmüş, yaralı ve fazlasıyla genişleme yorgunu Birliğin önünde şu dört sorun var

1) Son sekiz yıla damgasını vuran genişlemenin gerçekleşmesiyle AB'nin güvenlik ve savunma konularındaki sorumlulukları artıyor. Bunun yanısıra öncelikler de değişmeye başlıyor. Üstelik sınırların doğuya doğru genişlemesiyle hem eski Sovyetler Birliği'nin devletlerine hem de Ortadoğu'ya yakınlaşılmış oluyor. Buralardaki istikrar, AB açısından daha da önem kazanmaya başladığından yeni siyasetler üretmek gerekiyor.

2) Dünyanın önünde, üstelik yalnızca gelişmiş ülkelerin önünde değil, yeni bir güvenlik gündemi var. Ulusötesi, nihilist terörizm bunlardan birincisi. Diğeriyse kitle imha silahlarının, özellikle de nükleer silahların, yaygınlaşması. AB, 11 Eylül sonrasında bile bu gündeme odaklanmayıp genişlemeye takılınca global değil, bölgesel bir aktör olarak kaldı. Şimdi bunu aşması gerekiyor.

3) Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın gözden geçirilmesi, tanımlanması ve bunun etrafında mutabakat sağlanması gündemde. AB üyesi ülkelerden eski emperyal güçler şu sıralarda Afrika'da çeşitli ülkelere müdahale ederek oralardaki büyük kıyımları durduruyorlar. AB'nin bir topluluk olarak böyle bir işe soyunup soyunamayacağı tartışılacak.

4) AB'nin genişleme siyaseti 1970'lerden beri öncelikle bir güvenlik siyasetti. Sınırları Balkanlara ve Rusya-Ukrayna-Belarus ve Moldova'ya dayanmış bir AB, genişlemenin de sınırlarına gelmiş sayılabilir. Bundan sonrası için güvenlik üyelik perspektifi vermeden nasıl gerçekleşecek ya da gerçekleşebilir mi?

GEREKEN ARTIK YAPILMALI
AB bu meselelerle uğraşabilmek için Dış Politika ve Güvenlikten sorumlu Javier Solana'dan bir strateji belgesi hazırlamasını istedi. Bu belgenin hazırlanmasından sonra asıl ciddi tartışmalar başlayacak.

11 Eylül sonrasında Türkiye'nin farklı nedenlerle stratejik bir önem kazanmış olduğunu AB fark edememişti. Irak savaşı süreci AB'nin Türkiye'ye farklı bakmasına yol açtı. Önümüzdeki dönemde AB ülkelerinin belli başlı olanlarında Türkiye ve meselelerinin ciddi olarak analiz edilmesine başlanacaktır.

Tam da bu nedenle Türkiye, AB üyeliği için gerekenleri yapmayı yüzyıl öncenin korkuları ve kaygıları yüzünden ertelememelidir. Cumhuriyet kurucularının asli hedefi olan "muassır medeniyet seviyesini" yakalamayı küçük iktidar oyunlarına feda etmeyen bir Türkiye, yalnızlık duygusunu da kolayca aşabilecektir.

Denktaş'tan ağır eleştiri
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Selanik Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, ülkede devleti yıkmak için yabancılardan para alanlar olduğunu söyledi. Denktaş, ''Devlete karşı her çeşit suç işlenmekte, fakat yasal boşluk nedeniyle bir şey yapılamamaktadır'' dedi.

Türk Ajansı-Kıbrıs'a konuşan Denktaş, şöyle dedi ''Devlete inanmayan insanlar hükümetten maaş alabiliyor. Dünyanın hiçbir yerinde devleti yıkmak, demokrasiyi yok etmek, insanları birbirine düşürmek için bu kadar hürriyet, bu kadar demokrasi yoktur. Bu konularda gereken tedbirler alınmalıdır. Hükümet, devleti yıkmak, bizi Rum'a yamamak için uğraşan sendikaların tahsildarı olmaktan vazgeçmelidir.''

Evren MESCİ - Cengiz UYSAL


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır