|
 |
|

VEDAT BAYRAM
Sayın Bilgili, Canaydın, Yıldırım tabular sizlerle yıkılsın
Çok şeyler değişti Türkiye'de çook. İdealler, arkadaşlık, adamlık anlayışı, vefa, başarı, hak, haksızlık, haksızlığa karşı tavır. Bu kavramların hepsi her sektörde olduğu gibi sporda da değişti.
* Nerede o Türk futboluna, yıldız yetiştiren İstanbul'daki Sirkeci, Alemdar, Kadırga, Tophane, Feriköy, Adalet, Kasımpaşa, Beykoz, Yeşildirek kulüpleri.
* Nerede o, topa vurduğu zaman davul gibi ses çıkaran, koştuğu zaman buldozer gibi yerleri titreten futbolcular? İstanbulspor ve Fenerbahçeli Yıldırımlar, Kadırgalı Torik Orhanlar, Arap Cemiller nerede?
* Türk futbolunun idolleri?
* Mahalli liglerde yetişen yıldızlar?
* Amatör ruhlu futbolcu fabrikası kulüpler?
Lefter, Can, Turgay, Candemir, Necmi, Sabri, Yusuf, Büyük Mehmet, Cemil Turan, Zekeriya Alp, Raşit ve saymakla bitmeyen yıldız futbolcular.
Baba Hakkılar, Gündüz Kılıçlar, Hami Babalar, Coşkun Özarılar.
Futbolcu, futbol adamları, antrenörler, kulüp başkanları, spor bakanları, beden terbiyesi genel müdürleri, futbol federasyonları başkanları, bölge müdürleri.
Hele hele ajanlar;
Bir spor organizasyonuna iştirak ettiklerinde, parlementerlerden fazla ağırlıkları olurdu. Hizmetlerinin karşılıkları liralarla ölçülürdü. Türkiye gerçeği ile eşdeğerdiler. Yükselen standartta ve paylaşılan rantta manevi duygular ikinci plana itilerek antrenör, futbolcu ücretleri birdenbire en astronomik rakama ulaştı.
90'lı yıllarda şimdi çok ünlü bir spor adamının itirafları vardı; Türk spor hayatında bedava çalıştığını, taksitlerini ödemeye devam ettiği bir evi ve bankada 40-50 bin dolarının varlığını söylüyordu. Aynı spor adamlarının şimdi yazlıkları, kışlıkları ve milyon dolarları var.
Bu paralar kazanılmasın, insanlar emeğinin karşılığını almasın demiyoruz. Azalan takım ruhuna ne oldu diyoruz?
* Hepsi birer yıldız olmasına rağmen, büyük paraları kazanamayan futbolculara karşın, astronomik rakamlarla 1-2 senede köşeyi dönen 20 yaşında futbolcular ve bu işlere çanak tutan sistem.
İşte herşeyi mahveden bu. Düzeni bozmak zor çünkü paylaşanı çok. Başladığında 800 bin $ alan hoca, şimdi 3-4 milyon $ talep ediyor.
Dün F.Bahçe'de yıldızlaşan gencecik futbolcu para için takımının maçlarına çıkmıyor. Bir süre sonra bu davranışlar karambolde unutuluyor.
* Birçok yetkili başkan, idareci bu oyunu bozmuyor. Hem camia kaybediyor hem de artık takımını seven yıldız oyuncu yetişmiyor.
* Yazık, çok yazık. Hiçbirimiz ne oluyor demiyoruz! Neler oluyor demiyoruz. Bozalım bu yanlışı demiyoruz!
Türkiye'nin nüfusu 1960'ta 27 milyon iken İstanbul'un her semtinde zor şartlara rağmen çok ciddi rakamlarda yıldız sporcular, futbolcular, güreşçi ve boksörler yetişiyordu.
Spor Sergi Sarayı'nda 1970'te 5 bin kişiyle Türkiye Boks Şampiyonası finali oynanırken, 2003'te bin kişi bile toplanamıyor.
Aziz Bey, Özhan Bey, Sayın Bilgili. Kendi yarattığımız bu yanlıştan dönme zamanı geldi de geçiyor. Ve bu görev öncelikle sizlere düşüyor.
Omuz verin de düzeltelim bu yanlışları.
F.Bahçe'de yelkene dolan umut
Son günlerde basında F.Bahçe ile ilgili enterasan gelişmeler yer almakta.
F.Bahçe kulübü sportif alanda başarısız dönemlerinden birini yaşarken, aklıselim sahibi yöneticiler bu çıkmaza nasıl son vereceklerini düşünmek yerine, hiçbir kulüpte rastlanmayan dedikoduları gündeme getirmektedirler.
Bu bir idari zaaf mıdır? Yoksa gündemi değiştiren planlı bir hareket midir? Anlayamadım.
Öyle veya böyle ne sebep olursa son derece yanlış bir uygulama. Bu kötü gidişin önüne geçmek, kangren olan kolu kesmek asıl vazife olmalı iken, küçültücü olaylarla meşgul olunarak yarayı büyütmek, F.Bahçe camiasını hiçbir yarar sağlamamaktadır.
Koca F.Bahçe'ye bir bakınız. Yöneticiler bir yana, onların çocukları hatta aileleri; yaptıkları iş ve aldıkları maaşla gündeme gelmektedir. Meşguliyet ve harcanan zamana bakınız. Peki sportif başarı nerede diye düşünürken;
Bir yönetim kurulu toplantısı...
* Atilla PaÅŸa'dan onurlu istifa.
* Daum'da oy çokluğuyla alınan karar.
Ve birden bire yelkene dolan rüzgarla harekete geçen F.Bahçe gemisi olumlu hareketlerin başlangıcı gibi geliyor. Yanlıştan dönmek gibi birşey.
Kararınızı verin
Unutulmamalıdır ki en kötü karar kararsızlıktan iyidir.
Atilla Paşa'nın onurlu istifası yönetimdeki üyelere örnek olmalıdır. Doğrudur veya yanlıştır ancak aynı fikirde olmadığınız yerde azınlıkta iseniz feragat size düşer.
Bunun zamanlamasını doğru yapmalısınız. Sonra yelkenleri dolan gemide kimse pardon demesin! Varsa Sayın Kıyat gibi kanaati olanlar hemen gereğini yapsın.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|