kapat
05.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


Faiz ve güven

Hazine Müsteşarlığı iç borca ne kadar reel faiz ödediğini ilk kez açıkladı ve siyasi vaatlerle ekonomik gerçekler arasında sıkışıp kalmanın bedelinin ne kadar ağır olduğu ortaya çıktı.

Hazine'nin tablosuna göre, Nisan sonu itibariyle toplam iç borç stoku 170.1 katrilyon lira. Bunun 83.6 katrilyonu piyasaya. Yani özel bankalara, vatandaşa, sanayicilere. Piyasaya borcun 50.2 katrilyonu Türk Lirası, 33.4 katrilyonu ise döviz cinsinden.

Dolar kurunun düşük kalması sayesinde dövizli borcun faizi şimdilik eksilerde seyrediyor. Ama Türk Lirası'yla borcun faizine bakınca dehşete kapılmamak mümkün değil Yıllık net, yani enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 27.9. Bankacıların da kabul ettikleri gibi, dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar tatlı kazanç yok.

Merkez Bankası verilerinde ise Mayıs ayı ortası itibariyle reel sektöre açılan toplam kredinin 50.7 katrilyon lira olduğu belirtiliyor. Devletin piyasaya Türk Lirası cinsinden borcuna eşit. Oysa piyasa "yakın geleceğe" güvenle baksa, reel faizlerin düşeceğine inansa, devlete borç verilen kaynakların önemli bir bölümü reel sektöre aktarılacak. Bu da Türkiye'nin önünü açacak Yatırımlar canlanacak, istihdam artacak, büyüme hızlanacak...

Faizlerin düşmemesinin sorumlusu gösterilen Merkez Bankası ok yağmuruna tutuluyor. İşte dün -eksi çıkan Mayıs enflasyonunun da etkisiyle Merkez Bankası nominal faizleri 3 puan indirdi. Ne oldu? Kurun yükselmesi gerekiyordu, tam tersine geriledi. İç borçlanma kağıtlarının faizi sadece yarım puan indi. Çünkü müdahalelerle, yapay olarak faizi indirmek çözüm değil.

Merkez Bankası yıl başında para ve kur politikalarını açıklarken şöyle demişti "Tek başına para politikası yoluyla enflasyonla mücadele mümkün değil. Mali disiplin ve reformların aksatılmadan sürdürülmesi, başarıda belirleyici faktörler olacak."

Aradan 6 ay geçti, Merkez Bankası yine aynı uyarıları yapıyor "Doğru tedavi ancak doğru teşhisle mümkün. Reel faizler ancak mali disiplinin kalıcı biçimde sağlanması ve enflasyonun düşürülmesiyle inebilir. Bugüne kadar reel faizler de hep programdan sapılma ihtimalinin ortaya çıkmasıyla yükseldi."

IMF "Ev ödevlerinizi yapmadınız" diyerek görüşmeleri yarıda keserse, Devlet Bakanı Babacan "IMF'nin 500 milyon dolarına ihtiyacımız yok" derse, güven nasıl sağlanacak söyler misiniz?

Ercan Bey'e veda
Nikos Kazancakis'in ünlü yapıtını okuyanlar ya da o romandan çevrilen filmi izleyenler hatırlayacak. Zorba final sahnesinde "Benim gibi adamlar bin yıl yaşamalı" diyordu.

Ercan Arıklı da zekası, birikimi, yaratıcılığı ve olağanüstü rafine zevkleriyle bin yıl yaşaması gereken insanlardan biriydi. Çok yazık oldu.

Oysa ne dönülmez akşamın ufkundaydı, ne de taht misali musalla taşında bir namazlık saltanat için hazırdı.

Hayat ne garip; önceki gün bu köşeyi kaleme aldığımız sırada Ercan Arıklı yeni projeleri üstünde çalışıyordu. Dün aynı saatlerde ise toprak altında.

7 yıldır yakamızı bırakmayan lanet bir kez daha can evimizden vurdu.

Arıklı'nın ölümü Türk medyası için göktaşının açtığı krater etkisi yapacak. Çok şey değişecek. Olumsuz anlamda.

İngiliz yazar George Herbert diyor ki; "Dostsuz yaşamak, tanıksız ölmek demektir."

Dün Teşvikiye Camii'nin geniş avlusuna sığmayan kalabalık, Ercan Arıklı'nın inanılmayacak kadar çok dostu olduğunu gösterdi. Tek tesellimiz bu.

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır