kapat
05.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


SAVAÅž AY


Ercan Bey Arda ve ütü masası

Yaşamamıza nokta koymuştunuz Ercan Bey. Harikaydı... Şimdi yaşamınıza nokta koydunuz. Yakıcı, acıtıcı, hüzün verici oldu. Ya ortak anılar mı?.. Peki. Peki ama hangi birini saymalı? Mesela "Takas"ı mı? Nasıl mı?.. Onu anlatalım mı?..

80'li yılların orta yerlerinde bir gün, Beyrut'ta paralı askerlik yapan Türklerle ilgili bir foto-röportaj getirip sundum Arda Uskan'a. O, Nokta'nın başındaki adam, ben o dönem serbest çalışan bir fotoğrafçıydım. Arda fotoğraflara baktı baktı baktı. Sonra yüzünü gülüş gülüş yapıp " İyi be hocam. Valla iyi iş bu. Dur Ercan Bey'e göstereyim" deyip uzaklaştı yanımdan.

O ne surat Arda?..

Heyecanla, telaşla, sıkıntıyla slolom yapan bir ruh durumuyla epey bekledim oralarda. Arda bir süre sonra suratı iki karış geldi içeriden.

- Ne oldu be arap? BeÄŸenmedi mi Ercan Bey?

- Yok be arkadaş. Aksine çok beğendi.

- Eee! Ne bu surat?

- Yav Savaş biz bunu alırsak kapaktan çakacağız. İçeri 6-7 sayfa yapacağız...

- Eee?..

- Ama bu işin karşılığını vermemiz zor sana. Yani az versek sana, çok versek bize zor.

Rüzgar gibi eve gidiş
Sonrasında olana ister gülün, ister şaşırın. O röportajı bir ütü masası karşılığı verdim ben Ercan Bey'e. Arda'yla anında pratik bir çözüm geliştirdik. Takas yöntemi uygulayacaktık. Birlikte Nokta'ya kardeş dergilerden birinin promosyon malzemelerinin olduğu depoya indik. Bir dolu alet, edavat arasından gıcır gıcır bir ütü masası seçtim ve aldım. Eve de şişine şişine gidip, karıma rüzgar yaparak koydum kenara ütü masasını. "Bak bir de benim fotoğraflarıma beş para etmez dersin" dedim, kıkırdaştık.

Alışmışım bir kere
Sonra epey bir zaman daha sürdü bizim takas yöntemi. Ben çeşitli ülkelerde kanlı barutlu işlere gidiyor, döndüğümde soluğu Arda'nın yanında alıyor, Türkiye haklarını Nokta'ya devrediyordum o işlerin. Arda para bile teklif etse, asla almayıp, doğruca depoya iniyor, mal seçiyordum kendime. Bir keresinde oğlum için bir mini bisiklet, diğerinde anneme renkli bir abajur, kardeşim için İngilizce öğrenme seti, iki hafta sürecek bir iş karşılığında ise portatif bulaşık makinesi almıştım.

Yıllar geçti üstünden
Aradan yıllar geçti. 1993'de atv yayına başladı. Kanala programcı adayı olarak çağrıldığımda ilk görüşmeyi Ercan Bey ve Zülfü Livaneli'yle yaptık. 3 program yapacaktım denenmek için. Beğenilirse devam edecektik. Alelacele kurduğum ekiple 15 gün içinde hazırlandık ve ilk A Takımı yayınını gerçekleştirdik. Ertesi gün odasına çağırttı beni Ercan Bey. Yayındaki tarzı, duruşu sevmişti, öyle diyordu.

Işık içinde yatın
Sonra ekledi; "Seninle 3 yıllık mukavele yapacağız. Ne düşünürsün?" dedi. Gülümsedim. "Çok sevindim efendim. Çok gururlandım. Lakin... Lakin ütü masasına, abajura filan olmaz Ercan Bey. Aman ha!" dedim. Önce garipseyip şöyle bir süzdü beni. Sonra hemen hatırlayıp kahkahayı bastı. Ve telefona gitti eli. "Dur şunu Arda'ya da söyleyeyim de o da gülsün" dedi. O gün çok gülmüştük evet. Dün ise... Neyse... Siz karamsarlığı sevmezdiniz Ercan Bey. Öyleyse öyleyse güle güle. Hibirimiz, sizi hiç unutmayacağız. Işık içinde yatın, güle güle...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır