|
 |
|

AHMET HAKAN
Başörtülü kadınlar antropolojik nesne mi?
Hepimiz "Bu ülkede türban üzerine geliştirilmeyen bir tez, söylenmeyen bir söz, yapılmayan bir araştırma kaldı mı?" diye düşünürken, Milliyet gazetesinin devam eden araştırması geldi gündeme...
Hem de ne geliş! Herkes hâlâ o araştırmayı konuşuyor... Bıkmadan, usanmadan! Ve bu durum beni fena halde şaşırtıyor!
Şaşırıyorum çünkü son zamanlarda türban üzerine söylenmiş olumlu ya da olumsuz her fikrin nasıl 'demode' hale geldiğini fark ediyorum... Söylenen her cümle, tekrara düşülüyor hissi uyandırıyor bende...
"Türban siyasal bir simgedir"den "Türban modernleşmenin aracıdır"a kadar uzanan geniş alanda söylenmedik tek bir cümle kalmadı.
Herkes durduğu yere göre kuruyor cümlelerini Kimi ninelerinin başörtüsünden söz ediyor, kimi "bu türbanlılar eskiden yoktu" diyor, kimi inanç özgürlüğünden söz ediyor...
Hatta bu konuda "hazır karşı çıkışlar" ve "hazır cevaplar" bile oluştu. Birileri türban yasağını meşrulaştırırken Atatürk'ten ve devrimlerinden mi söz ediyor? Karşı tarafın yapacağı şey belli Hemen Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın başörtülü fotoğrafları çıkarılıyor ortaya!
Toplumda türban yasağına karşı çıkanların oranı yüzde 75 mi çıktı? Yasakçı görüşü savunanların da buna karşı hazır cevapları var "Her şey halka sorulmaz!"
Bir de yasakçıların kalıp cümleleri var, tartışmaya kestirip atarak son veren "Anayasa Mahkemesi'nin, yasaların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları var!" Bu cümle devreye girince, susup oturmaktan başka çareniz yok!
Açıkça söylemeliyim ki ben bıktım!
Bütün bunlardan öyle sıkıldım ki, artık kimseden bu konuda 'harika bir çıkış' filan beklemiyorum...
Ben artık kimseden medet ummayan, kimsenin yumuşamasını beklemeyen, anlamlı ve mütevazı çıkışların peşindeyim...
Bu tür çıkışlardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum
Gerçek Hayat dergisinde Halime Kökce, 'türban araştırmaları'yla ilgili en can alıcı soruyu sormuş. Diyor ki "Biz başörtülüler antropolojik nesneler olarak ne kadar da verimliyiz öyle değil mi? Herkesin bizim hakkımızda bir fikri var. Acaba bizim onlar hakkındaki fikrimiz nedir? Bu soru ne zaman sorulacak?"....
Dikkat ederseniz Halime Kökce, türban araştırmalarının "işine gelen tarafları'na 'övgü', işine gelmeyen taraflarına da 'yergi' yağdırmıyor. Onun sorguladığı şey, başörtülü kadınların "antropolojik bir nesne" olarak algılanması...
Bence çok doğru bir çıkış bu... Ve de anlamlı...
Çünkü bir insan yani bir birey, alan araştırmalarına, gözlemlere, istatistiklere, rakamlara sığmaz!
Her istatistiğin, her gözlemin, her alan araştırmasının, her rakamın eksik bıraktığı o kadar çok şey vardır ki! Biz işte o eksik bırakılanlara dikkat kesilmeyiz... Bunu da ne kadar güvenilir olursa olsun, insana kobay olarak bakan anlayış yansıtmaz, yansıtamaz!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|