kapat
05.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


SOLİ ÖZEL


Fikir ayrılıkları

Türkiye'nin kırk yıllık AB macerası son merhalesine geldi... Daha doğrusu Türkiye içindeki AB tartışmasının nihai karara bağlanmasına az kaldı. Bu nedenle üyelik konusunda gündeme gelen fikir ayrılıkları safları giderek keskinleştiriyor. Paradoksal şekilde Türkiye'nin genel siyasi tarihi içinde en fazla Batı karşıtı olmuş kesimlerin bugünkü siyasi temsilcileri AB yönünde kesin bir irade sergiliyorlar. Başta dışa açılmış iş dünyası olmak üzere yanlarında toplumun çeşitli katmanlarını, AB hakkında pek bilgisi olmasa da halk çoğunluğunu buluyorlar. Bu şekilde de AB sürinde daha önce görülen seçkinlerle halk arasındaki ayrım artık geçerliliğini yitiriyor.

Mesele iç iktidar kavgası
Başka bir deyişle Türkiye Huntington'un meşhur "parçalanmış ülke" (torn country) kategorisinden çıkıyor. Buna karşılık Türk batılılaşmasının öncüleri AB'ye daha doğrusu AB'ye girme sürecinin gereklerine karşı fazlasıyla sert bir muhalefet yapıyorlar. Belli ki, güven eksikliğinin, ideolojik çekincelerin yanında aslında mesele aynı zamanda bir iç iktidar kavgasıdır. Hükümette bulunan partinin İslamcı bir geçmişi var. Bu nedenle kendisine yönelik şüphe AB sürecinin gerektirdiği liberal reformlara karşı olanların muhalefetlerini ideolojik kılıfa büründürmelerine imkan tanıyor. AB üyeliğinin dinci akımları güçlendirebileceği gibi inanılması zor savlar önce sürebiliyorlar. Son günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yüksek kademesinden gelen açıklamaları da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. TSK yetkilileri bir yandan AB yanlısı olduklarını her vesile ile tekrarlıyorlar. Ayrıca bunun Atatürk'ün de gösterdiği bir hedef olduğnu söylüyorlar. Ancak AB üyeliğinin gerektirdiği reformların, yukarıdaki kuşku yanında, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne yönelik ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini de azdıracağı kaygısını taşıyorlar.

AB'nin ne yapacağını bilmiyoruz
PKK ile mücadelenin sona ermesinden sonra bu türden argümanların kamuoyunda daha az yankı bulunduğunu söylemek mümkün. Bu bağlamda ordu üst kademesi tarafından dile getirilen Kürtçe eğitimin ayrılıkçılığı körükleyeceği iddiası ikna edici olmuyor. Terörle mücadelenin sona ermesinden sonra gündemde genel bir liberalleşme/demokratikleşme meselesi olduğu giderek kabul görüyor. Bugünkü hükümetin de gerek kendi iç yapısının etkisiyle gerekse iktidar olabilmek için siyaseti rahatlatma gereği duymasıyla bu reformları sahiplendiğini görüyoruz.

Önümüzdeki iki hafta içinde hükümetin Ulusal Programı hazırlamış olması gerekiyor. Bunu tavizsiz bir şekilde Katılım Ortaklığına uygun halde çıkarmak önemli bir adım. AKP reform paketlerini MGK'ya götürme gereği duymadan Meclis'e sevkeder ve bu kanunları çıkarırsa Türkiye'nin önü açılacaktır. Aynı zamanda AKP iktidar olma yönünde hayli kritik bir adım da atmış olacaktır. Türkiye'de bazı kesimlerin AB üyeliği konusunda sergiledikleri açık ve gizli muhalefet aşılıp Türkiye üzerine düşenleri gerçekleştirdiğinde AB'nin ne yapacağını ise henüz bilmiyoruz. AB yandaşı çevrelerde bile Birliğin Kopenhag'da çok dargörüşlü hareket ettiği kanısı hakim. Ancak, Irak savaşına giden süreçte yaşananlar ve Türkiye'nin ABD ile birlikte hareket etmemesinin bu ülkeye bakışta küçük de olsa bir değişikliğe yol açtığı hissediliyor.

En azından AB'den Türkiye'ye yönelik mesajlarda geçmişe göre daha ölçülü bir üslup ve daha olumlu bir yaklaşım görülüyor. Türkiye'de AB üyeliğini isteyenler de AB'nin bir kollektivite olarak Türkiye ile ilgili kesin kararını veremediğini biliyorlar. Daha kötüsü bu kararsızlıkta önyargıların, kapalılığın ve daha da kapsamlı bir Avrupa kimliği anlayışının etkisini görüyorlar. Önümüzdeki dönemde bunların da aşılabileceği umudu ise korunuyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır