kapat
03.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


ÖMER ÜRÜNDÜL


İkisinin de hakkı yeniyor

Fatih Terim'le Lucescu'nun kıyaslanmasına, bilhassa da bu seneki oluşan lig ve Avrupa kulvarı tablosuyla, Terim'in yıpratılmasına gönlüm hiç razı olmuyor. Terim'in ülke futboluna yaptığı katkılar apaçık ortada. Piontek'ten görevi devraldıktan sonra senelerdir hasret kaldığımız bir olay gerçekleşti. Milli Takım, Fatih Terim'le birlikte 1996 Avrupa Şampiyonası'na katılma hakkını elde etti. Sonra Terim, G.Saray'ın başına geçti. 4 sene üst üste lig şampiyonluğunun yanında, UEFA Kupası kazanıldı. Bu başarılardan sonra; değil bizden, diğer üst düzey ülkelerin teknik direktörlerine bile rağbet etmeyen İtalya'dan Terim'e teklif geldi. Ve Fiorentina'nın başına geçti. Kısa sürede gösterdiği performansla Floransa halkının hayranlığını kazandığı gibi, İtalya medyasında da sürekli manşetlere çıktı. Ardından da Milan'a geçti. Böyle bir geçmişi olan teknik adamı, başka meslektaşı ile kıyaslayıp yıpratmak kimsenin hakkı değil. Tamam, Fatih Terim bu sene başarılı olamadı. Bu eleştirilir ama bir teknik direktör her sene başarılı olacak diye bir kural dünya literatüründe yok.

Gelelim Lucescu'yu beğenmeyip eleştirenlere. Hala Sezar'ın hakkını Sezar'a vermiyorlar; kıvırıp kıvırıp duruyorlar. Lucescu UEFA Kupası'nı kazanmış bir Türk takımının başına geldi. Hem de Fatih Terim'in üstüne. Çalıştığı iki senede gelir gelmez takımın temel direği Hakan Şükür'le başlayıp devam eden kilit oyuncu kayıplarına uğradı. Okan, Emre, Arif, Ümit Davala, Hakan Ünsal, Hagi, Popescu. Gelenlerde de bana göre de biraz Jardel'le Perez hariç flaş isim yoktu. G.Saray, Lucescu ile önce Real Madrid'i yenerek Süper Kupa'yı kazandı. Ardından Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynadı. İkinci sene Şampiyonlar Ligi'nde ilk turu geçti. 2.turda 'Devler Grubu'na düştü Barcelona, Liverpool, Roma. G.Saray son maça kadar namağlup geldi ama son maçı şanssız bir şekilde kaybetti. Bunun yanında ligi şampiyon bitirdi. Ve de sonunda Beşiktaş'ın başına geçti. İlk yılında takımı Süper Lig'de şampiyon yaparken, UEFA Kupası'nda da 4 takım eleyerek çeyrek final oynattı. İşte bu göstergeler Lucescu'nun ne kadar yetersiz bir teknik adam olduğunu gösteriyor!!!

Başarı bir ekip işidir
Beşiktaş bu sezonu büyük bir başarıyla kapadı. UEFA Kupası'nda çeyrek finale çıktı, Süper Lig'i de şampiyonlukla bitirdi. Tabii ki sporda başarı ekip işidir. Biz de Beşiktaş'ın başarısında emeği geçenleri kutluyoruz. Başkan Serdar Bilgili ve yöneticiler aralarında iyi bir dayanışma kurdular. Kamuoyunda sıcak ilişkiler sağladılar, akılcı icraatlar yaptılar. Menajer Sinan Engin bütün zamanını kulübe ayırdı. Kadrodaki çok tehlikeli oyuncu tiplerinin mümkün olduğunca nabızlarını tuttu. Ama başarıda en önemli pay sahibi Lucescu'dur. Oturmuş sistemi ve kadrosu sürekli değişen, lig ve Avrupa'da uzun süredir başarısız olan bir takıma geldi. Maddi olanaklar kısıtlıydı, flaş transferler yoktu. Ama o elindeki malzemeyle en iyisini yaptı, hem de kimsenin tahmin edemeyeceği handikaplarla karşılaşmasına rağmen.

İlhan ve Ahmet Dursun'dan beklenen verim, çeşitli nedenlerle alınamadı. Nouma hayal kırıklığı yarattı. Ligin ilk yarısının flaş ismi Pancu, ikinci yarıda tam anlamıyla frene bastı. Yetenekli orta sahalardan Tümer çok az görev yaptı. Sergen'in katkıları ise son 6-7 haftada... Bence takımın temel taşları Ronaldo'yla Zago. Hele bu ikilinin ağır maç trafiğine rağmen şampiyonluk garantilendikten sonra izin istemeyip, formalite maçı için Samsun'a gidip her zamanki ciddiyetleriyle mücadele etmeleri her türlü övgüye layık.

Bu tablo çok üzücü
Futbolun heyecanını, kıran kırana mücadelesini, gerektiğinde gerilimini, puan cetvelinin üstünü ve altını ilgilendiren zorluk derecesi yüksek maçları, final oyunlarını çok severim. Ancak ülkemizdeki çirkinlikler yüzünden şampiyonluk ve kümede kalma mücadelesini son haftalara kalmadan şekillenmesi son senelerdeki en büyük temennim oldu... Ne yazık ki küme düşecek üçüncü takımın 3 aday arasından son haftaya kadar belirlenmemesi yine ortaya alışılmış üzücü tabloları çıkardı.

İstanbul-Altay maçının sonrasında, İstanbulsporlu teknik heyet ve futbolculara sözlü ve fiili saldırılar oldu. Kendi sahasında 1 puan almak kabahat sayıldı. Altay Başkanı, Bursaspor'un İstanbulspor'a teşvik pirimi verdiğini iddia etti. Hem de veren şahsın Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Levent Kızıl olduğunu söyledi. D.Bakır-Elazığ maçı için yorum yapmaya gerek yok. Çünkü yorumları maç sonunda Elazığ Başkanı'yla D.Bakır Teknik Direktörü yaptılar. G.Birliği, üç takımın kaderini ilgilendiren çok kritik Bursa maçı öncesi önemli oyuncularına izin verdi. İnsanın aklına şu soru geliyor "Nerede kaldı Ersun Yanal ilkeleri?.."

"Bütün bu gelişmelerden sonra ne olacak?" diye sorarsanız hemen cevap vereyim Hiç bir şey olmaz. Yeni sezona güllük gülistanlık başlarız.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır