kapat
03.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


AHMET HAKAN


Yılmaz'ın talihsizliği

Öğrenci evleri, Ahmet Kaya şarkıları, dışlanmışlıklar, kırgınlıklar, sabahlamalar, dostluklar, aşklar, aykırılıklar... Bir yandan zımba gibi bir 'muhalif tutum', bir yanda da bir türlü geçit vermeyen sanat piyasasına etkili bir giriş yapma arzusu... Ve geceler boyu içilen çaylara eşlik eden düş kırıklıkları...

Yılmaz Erdoğan'ın yaşadığı deneyimden söz ediyorum Bu ülkede sanat-edebiyat meraklısı olup da 'tutunan' ya da 'tutunamayan' gençlerin yaşadıkları deneyimden yani.. Yazdığı son şiiri bir dergide yayınlatmak için ya da ünlü bir tiyatrocu olmak için çabalayan, olmayınca derin sarhoşluklar içinde bocalayan nice meraklı var ki, bütün bir ömürleri boyunca yaşayacaklar yenilmişliğin ve başaramamışlığın verdiği acıları...

"Tutunamayanlar" böyle de "tutunanlar" çok mu mutlu?

Bence değil....

Yılmaz Erdoğan'la ilgili son tartışmayı izlerken bunları düşündüm...

Yılmaz Erdoğan'ın talihsizliği, öncelikle kendisine sorulan, sorulabilen soruyla başlıyor...

Elele dergisinde kendisiyle röportaj yapan muhabirin sorusu aynen şöyle "Bakire bir kıza aşık olursan ve bu ilişki uzun süreli olursa ona sadık kalır mısın?". Bu nasıl bir soru? Konu nasıl oluyor da buraya kadar gelebiliyor? Ne demek 'bakire bir kız'?

Bence bu kadar saçma, bu kadar absürd bir sorunun sorulabildiği ortamda Yılmaz Erdoğan'ın bırakın mutlu kalabilmesini, kendi olabilmesi bile imkansız...

Tamam... Yılmaz Erdoğan da bu tür sorulara muhatap olabilecek dedikodulara, skandallara karıştı belki... Gazetelerde bikinili fotoğrafıyla yer alan ve "acı konuşan eski sevgili" bile "sunulmuş bir malzeme" olarak orada duruyor. Bunların farkındayım. Ama bu işin tek sorumlusu Yılmaz Erdoğan mı?

Bence değil! Bir tiyatro sanatçısı için bu ülkede iki yol var Ya kimsenin ilgisini çekmeyen oyunlar sahneleyecek ve sadece bir kaç bin satan üst düzey yayın organlarında yer alacaksınız ya da popüler olup, magazin dünyası denilen o ucubenin tüm raconuna teslim olacaksınız. Ortası, maalesef yok!

Yılmaz Erdoğan, işte bunun sıkıntısını yaşıyor... Dönüp geriye bakamadığı, olaylardan uzaklaşamadığı için de bu keşmekeşin tam ortasına düşmüş oluyor...

Bu nedenle kendisine "Bakire bir kıza aşık olursan ve bu ilişki uzun süreli olursa ona sadık kalır mısın?" diye sorulduğunda, "bu nasıl bir soru?" diyemiyor, böyle bir soruya muhatap olduğu için kendisini sorgulamayı denemiyor...

Bunun yerine bu absürd soruyu yanıtlamaya çalışıyor. Diyor ki "Bu dediğin şartlarda ben bir kıza aşık olursam evlenmek isterim. Yani evlenir ve yatarız. Çünkü benim bu çıkmazdan çıkabilme yolumun bu olduğunu düşünüyorum. İlk defa hayatımda ciddi ciddi evliliği düşünüyorum."

Soru yanlış sorulduğu için yanıt da yanlış...

Zaten o soruya doğru bir yanıt verilebilir mi? Ama 'düzenin kıskacı'na girmiş Yılmaz Erdoğan, hiçbir yadırgama belirtisi göstermeden (bilmiyorum, belki de göstermiştir ama bize yansımıyor) soruyu yanıtlıyor...

Ve şimdi biz yanlış soruya verilen yanlış yanıttan çıkarılan "Bakire bir kız bulursam evlenirim" başlığını tartışıyoruz...

Bense Yılmaz Erdoğan'a yanlış sorular sorduran ortamı sorgulamak istiyorum...

Bu sorgulamayı herkesin, en başta da 'yanlış anlaşılanlar'ın yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu ortamı değiştirmenin ne denli zor olduğunun farkındayım ama bir şeyler yapma gerekliliği de ortada...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır