kapat
03.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


ALİ KIRCA


Görülmüştür

Sertab Erener çok heyecanlıydı.. Yüz milyonlarca insanın ekran başında izlediği bir uluslararası yarışmada kazanılan birincilik "son" değil başlangıçtı yalnızca..

Asıl iş şimdi başlıyordu..

O, tüm dünyayı karış karış dolaşacak, müziğini milyarlarca dünyalıya sevdirmeye çalışacaktı..

Başbakan'ın da ilk kez tanıştığında, biraz da şaşkınlıkla söylediği gibi "boyu göründüğünden de kısa" olan bu ele avuca sığmaz genç kadın, boyundan büyük işlere dizginlenemez bir heyecanla girişiyordu..

Hafta sonunda, Eurovision ekibinin başarısını alkışlamak için düzenlenen gecede, yüreği kabuğuna sığamıyordu..

Ama bir yandan da, kimselerin bilmediği "utangaç" yanını gizleyemiyordu..

"Keşke başkaları eğlenip kutlasalar.. Ben hiç buralarda olmasam.. Şarkımı söyledim işte.. Bir an önce evime çekilip kendimle kalabilsem.. Elimde değil, utanıyorum, bu kadar ilgiyi görünce yüzüm pesbembe oluyor..."

Duygu yoğunluğu bir hayli fazla günlerden geçtiği besbelliydi..

Ancak onu, çevresini saran kalabalıklardan daha fazla heyecanlandıran, şaşırtan, düşündüren, "bir şey" daha vardı. Bütün bu duyguları aynı anda yaşatıp, karmakarışık bir ruh haline büründüren "bir şey!"

Tek sayfalık bir telgraf!

Üzerinde"Görülmüştür" damgası okunan bir telgraf..

Cebeci'den, 28 Mayıs günü postaya verilmişti. Şöyle diyordu telgraf

"Sevgili Sertab,

Yarışma öncesi yoğun tartışmalara rağmen, yılmadan, tıpkı şarkının sözlerinde olduğu gibi yapabileceğin her şeyi yaparak; hak edilmiş, haklı bir başarı kazandın.

Seni bahar coşkusuyla kutluyor, sevgiyle kucaklıyorum.

Melodinin akıcılığı, ritmin vuruculuğu, Eurovision yarışmalarının alışılmış sıradanlığını aşan temposu ve grup uyumuyla da görkemliydiniz.

Dansın ve müziğin, halkların kardeşleşme ve dayanışmasında ne kadar anlamlı ve önemli olduğu başarınla bir kez daha anlaşıldı.

Batının çağdaş değerlerine kadın gücü ve sesiyle bir adım daha yaklaştık.

Çağı yakaladıkça barış ve kardeşlik de ölümsüzleşecektir.

Şahsında tüm emeği geçenleri dostluk duyguları ve saygıyla selamlıyorum."

****

Telgraf bu..

Altındaki imzaya gelince..

Ankara Kapalı Cezaevi Z Koğuşu'nun ünlü kadın hükümlüsü

Leyla Zana..

****

Belli ki telgraf cezaevi koğuşunun duvarlarına sığmayan, gizlenemeyen bir heyecanla kaleme alınmıştı.

Belli ki, yarışmanın yapıldığı o gece, Kapalı Cezaevi'nin sakinleri, koğuştaki televizyon ekranında, sonuç belli olduğu anda bütün Türkiye'yle birlikte sevinç çığlıkları atmışlardı.

Zana ve arkadaşlarını mahkum eden "olaylar"ı konuşmak bu yazının konusu değil.. Geçmişte yaptıkları hataların muhasebesini kendileri yapacaklardır elbette..

Zaten dava da yeniden yargılama aşamasında..

Ancak başka bir şey var"o gece"den hatırlanması gereken..

Oylar kime veriliyordu, elektronik panoda oylar kimin hanesine yazılıyordu, biliyorsunuz değil mi?

Türkiye'nin.. Sertab'ın değil, Türkiye'nin..

Ve belli ki Türkiye'ye verilen o "son" puanla birlikte, Kapalı Cezaevinin sakinleri, dışardakiler kadar heyecan yaşıyorlardı.. Sonra o heyecan, birkaç gün sonra bir telgraf kağıdının üzerine kayda geçiriliyordu..

Birilerini "kadın gücü ve sesi"nin ortak paydası, berikileri şarkıların "güçlü" nefesi birleştiriyordu..

Bu coğrafyada yaşanan zaferler ve heyecanlar herkes tarafından sahiplenilip, herkes tarafından paylaşıldığında, kimin gücü yeterdi haritalara ya da kafalara "yapay" çizgiler atmaya?

Irak ne kadar kolay bölündü gitti; çünkü ne Sertab'ları vardı dünyaya gürül gürül çağlayan, ne de Galatasaray'ları Kopenhag'da dünyaları sallayan..

Ya da çağı yakalayan!

Hikaye bu!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır