|
 |
|


Kadrolaşmak
"Türkiye'de bakanlıklarda çok kaygı verici bir kadrolaşmanın yaşandığı açık bir gerçek.
Tabii ki olması gereken şey, bakanlıkların kadrolaşma anlayışına göre değil, işin gereğine göre, işinin ehlini iş başına getirerek en doğru, en başarılı çalışmayı yapacak insanları objektif kriterlerle sorumlu kılarak bir çalışma anlayışını Türkiye'ye egemen kılmaktır. Devlette kadrolaşma olmaz, olmamalıdır..."
Bu uzun cümlelerin sahibi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. İktidarın devlette kadrolaşmasını eleştirirken aldığı hedef ise...
Hayır, AK Parti Hükümeti değil. Yukarıdaki cümleleri 25 Ağustos 2001 tarihinde, CHP Parti Meclisi toplantısından önce basına yaptığı açıklamadan aktardık.
CHP o tarihte parlamento dışındaydı ve iktidarda üç partili Ecevit Hükümeti vardı.
Tartışmaları çok daha geriye de götürebiliriz. Alın bir örnek daha Tarih 1990 Eylül'ü. SHP Milletvekili Eşref Erdem'in SHÇEK'de "Siyasi kadrolaşma" iddialarıyla ilgili olarak verdiği Meclis Araştırması önergesi Genel Kurul'da reddedildi.
Dikkatinizi çekeriz; tarih 1990 Eylül'ü. ANAP iktidara geleli neredeyse 7 yıl olmuş, o zamanın SHP'lisi, günümüzün CHP'lisi Erdem, "kadrolaşma" iddialarından yakınıyor. Yani, 7 yılda ANAP daha devlette, bürokraside denetimi tam ele geçirememiş!
O iddialar sonra Demirel, Çiller hükümetleri için ortaya atıldı, ardından Erbakan'ın ünlü Refahyol Hükümeti için. Daha sonra da DSP-MHP-ANAP Hükümeti için.
En komiği o koalisyonda uzun bir aradan sonra ve parti tarihinde ilk kez ciddi ağırlıkla iktidara ortak oldukları için MHP kadrolaşmada doludizgin giderken, Genel Merkez dışında örgütü sıfır olan DSP'den Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hakkında "kadrolaşma" iddiasıyla Meclis Soruşturması açılmasıydı.
Kısacası, "kadrolaşma" her iktidarda gündemin başına taşınan, devlet küçülmedikçe de daha nice hükümetleri sıkıştıracak olan bir konu...
Hayır, sözü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün 26 Mayıs'taki açıklamalarının arasına sıkıştırdığı "Şeriatçı kadrolaşma" faaliyetlerinden Türk Silahlı Kuvvetleri'nin duyduğu derin rahatsızlığı ifade eden cümlelerine getirmeyeceğiz.
Özkök ve Demirel
9'uncu Cumhurbaşkanı Demirel'in kendine özgü üslupla "Genelkurmay Başkanı gayet açık şekilde 'kadrolaşma var, rahatsızız' diyor. Anlayan anlayacak" uyarısını da geçiyoruz.
Çünkü ANAP eski Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın'ın kardeş gazetemiz Takvim'deki köşesinde belirttiği ilkeyi paylaşıyoruz "Hükümetin bürokratik kadrolarda gerekli gördüğü değişikliği yapması, en tabii hakkıdır. Ancak atama ve terfilerde gösterge; ırkçılık, bölücülük, şeriat, bölgecilik ve tarikatçılık değil liyakat olmalıdır."
Çünkü Başkan Erdoğan'ın güvencelerine inanmak istiyoruz. Ne diyor? Tarih 20 Nisan.
"Vücut dilini anlayan, söylemlerini kavrayan, dürüst, ilkeli, ehliyetli ve liyakatli bir kadronun üst kadroda bulunması gerekir. Asla görevinde başarılı, sevilen, bu işi halkıyla bütünleşerek çözmüş hiçbir bürokratın oradan alınıp başka yere götürülmesi söz konusu değildir."
Erdoğan'ın bu açıklamasını ya da güvencesini özetlersek, atamalarda gözetilen ölçü şu:
"Hükümetin vücut dilini anlayacak, söylemlerini kavrayacak, görevinde başarılı olacak, sevilecek, halkla bütünleşecek..."
Erdoğan yine ne diyor? "Biz tüccar siyasetçi zihniyetini izleyeceğiz..."
Demek ki, "Vücut dilini anlayacak, söylemleri kavrayacak" bürokratların bir de tüccar zihniyetli olması gerekecek.
Hele hele tüccar kesiminden, haydi bir adım daha atalım, özel sektörden devlete gelmiş biriyse, ballı börek...
Acaba öyle mi? Yarın bir örnek aktaracağız, kararı siz vereceksiniz...
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|