kapat
02.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


MEHMET BARLAS


"Jeo-politik"in "Jeo"su gitti, "politik"i duruyor!

Türkiye'nin bazı kurumları, kış uykusuna yatıp, bahar gelince bambaşka bir dünya ile karşılaşan ve şoka giren, soğuk-kanlılara benziyor.

Bu kurumların arasında "Siyaset" ve tabii AK Parti de var..

AK Partililer, 3 Kasım seçimlerini, Türk toplumunun "Değişim"e dönük beklentisinin, nihai hedefe ulaşması biçiminde yorumladılar..

Ali Coşkun, TOBB Genel Kurulu'nda, şöyle dedi, 3 Kasım'da barajın altında kalan partilere..

- Siz birbirinizi akladınız. Millet de sizi 3 Kasım'da hakladı...

Burada, AK Partililerin farkında olmadıkları bir durum var..

3 Kasım, "Yerel" bir değişim olayıydı..

Ancak 3 Kasım'dan sonra ve AK Partililerin de ıskaladığı, Türkiye'yi "Global" ölçekte etkileyen değişim, Irak Savaşı ile gerçekleşti.. AK Parti iktidar olduğu gün, Türkiye, jeo-politik önemi çok yüksek bir ülkeydi..

"Tezkere Krizi" ertesinde Amerika ile stratejik ittifak dinamitlenince, jeo-politikin "jeo"su gitti, "politik"i tek başına kaldı..

Türkiye, Amerika ile her alanda birlikte olunca, müthiş bir sinerji doğuyor ve Türkiye, gerçekten öteye güçlü ve etkili bir görüntü veriyordu..

Bir Türk devlet yetkilisi, Tahran'ı, Şam'ı falan ziyaret ettiği zaman, sanki süper güç Amerika da, o başkente gelmiş gibi hissediliyordu..

Şimdi durum farklı..

Aynı durum, Türk Silahlı Kuvvetleri için de söz konusu..

Şimdi siyaset de, devlet yönetimi de, Türkiye'de eskisinden daha zor..

Çünkü artık "siyaset", "coğrafi önem"in desteği olmadan, icra edilmek zorunda..

Şimdi artık, kendi kendimizle başbaşayız..

"Bölücü terörizm"le mücadele edeceğimiz zaman, Amerika Öcalan'ları Kenya'dan yakalayıp, Ankara'ya göndermeyecek artık..

Çünkü Kuzey Irak'ta Kürtler, Saddam'a karşı Amerika ile stratejik-ittifak kurdular..

Ekonomiyi krize sokarsak, ABD Başkanı "Aman stratejik ortağımız Türkiye'de siyasi rejimi ayakta tutalım" diye, destek fonlarını devreye sokmayacak..

2001'de krize giren Arjantin'de, üç ayda üç cumhurbaşkanı değişti..

Türkiye'de krizin üreticileri olan Ecevit Hükümeti de, Ahmet Necdet Sezer de, yerlerinde kaldılar..

Bu tek başımıza kaldığımız ve coğrafyanın eskisi kadar konvertibiliteye sahip olmadığı yeni dönemde, Devlet ve Siyaset adına söz söyleyen her kişi, konuşmadan önce 5-6 kez yutkunmak zorunda..

Örneğin Genelkurmay adına eskiden Avrupa Birliği'ni eleştiren bir generali dinleyenler, onun sözlerini "3'üncü Dünyalı Söylemler" diye yorumlamazlardı..

Çünkü Türkiye için Avrupa'nın alternatifi Amerika'ydı..

Bugün ise, bir Türk generali Avrupa değerlerine karşı tepki koyunca, bir Libya'lı veya bir İran'lı generalle aynı paralele düşebilir..

"Değişim" kaçınılmaz.. Etkileri, mutlaka her kuruma ve topluma da yansır..

Peki bu durumda ne yapacağız?

Özellikle iktidardaki AK Parti'nin de, kafa yapısını eskisinden farklı hale getirmesi şart..

Bunun yolu "Sivil Toplum"u ön plana çıkartmaktan geçiyor.. Sivil toplum ise, sadece türbanlılardan veya İmam-Hatipliler'den oluşmuyor..

Şu anda liberal dernekler, çevreci örgütler, hukuk ve insan hakları kuruluşları, meslek odaları, işveren ve işçi dernekleri, TÜSİAD ve benzeri oluşumlar, "Devlet"ten ve "Siyaset"ten daha dünyalı..

Coğrafyanın devre dışı kaldığı politikada, sivil toplum örgütleri, Türkiye'yi Amerika ile de, Avrupa ile de yeniden kaynaştırabilir..

Tayyip Erdoğan, kürsü kürsü dolaşıp, öfkeli nutuklar atarken, şimdiki Türkiye'nin 3 Kasım'dan çok farklı bir konumda olduğunu görmelidir artık..

Bu durumu, Devlet ve Siyaset, elbirliği ile yarattılar. AK Parti'lilerin Saddam'ı "Din Kardeşi" görmeleri ve TSK'nın "Kuzey Irak" saplantısı, coğrafyayı etkisiz kıldı..

ŞAKA

Can acıtan sözler!.
Şİmdİ Beşiktaş'ı şampiyon yapan Lucescu, Fatih Terim için şöyle konuşmuş..

- Ben bir futbol işçisiyim.. O bir imparator. Ben onun seviyesine henüz gelemedim..

Bakarsınız yarın da, Beşiktaş'ın Başkanı Bilgili, FB'nin Başkanı Aziz Yıldırım için konuşur..

- Ben sadece bir başkanım.. Aziz Yıldırım ise, bir lider, der..

AK PARTİ'NİN SORUNU

Hazırlıksız iktidar yalpalar!
İktidara geleceği belli olan bir parti, icraat paketini hazırlar.. Bunu, toplumun değişik kesimlerinin tepkisi ışığında test eder..

Sonra iktidar olunca da, basar düğmeye yürür..

AK Parti iktidarı ise, bir görüşü veya bir projeyi açıklıyor..

Sonra tepkiler gelince, şaşkın biçimde yalpalıyor.. Arkasından geri çekiliyor..

Kıbrıs'ta böyle olmadı mı?

Şimdi, Sit Alanları'nda, yüzde 6 projesi de geri çekilip, yapılanma oranı yüzde 3'e çekildi.. Daha önce bu konuyu kamuoyuna anlatsalar, çevre örgütlerini aydınlatsalar, olmaz mıydı?

Irak Savaşı'na dönük "Tezkere Krizi"ni hatırlamaktan bıktık..

Benim gördüğüm, AK Parti'nin içine dönüklüğü ve "Bizden olmayanlar"a güvenmemesi, bu iktidarın ana sorunu..


Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır