kapat
01.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


Afyon yeşillikler içinde

Belediye'ye sabah saat 09.00'da gittik. Tarihi bir bina. Atütürk'ün yakın arkadaşı Ali Çetinkaya "Bayındırlık Bakanlığı döneminde" yaptırmış. (1937)

Çetinkaya "Afyonlu."

Belediye'nin girişinde bir "bölüm" var.

Bu bölümün adı: MAVİ MASA.

ŞEFFAF MASA
Vatandaş "sorununu" bu masaya bildiriyor.

"Söz ile" bildiriyorsa...

En geç üç saatte kendisine yanıt veriliyor.

Sorun çözülüyor.

Çözülemiyorsa, yol gösteriliyor.

"Yazılı taleplere" ise, en geç "üç gün içinde" yanıt veriliyor.

YEŞİL AFYON
Afyon'da "her yer" park.

Kişi başına "18 metrekare" yeşil alan düşüyor.

Parklarda tenis kortları da var.

Çim futbol sahası da.

Şehrin, Konya yolu üzerinde yapımı süren "Devlet Parkı"nı gezdik.

4 gölet yapılmış.

İçine 62 bin balık atılmış.

Başkan Hayrettin Barut

- Burada 500 bin balık olacak... Afyonlu, ailesiyle gelsin, balık tutsun.

Parkta "mescit" de var.

"Kuş cenneti" de.

SİTELER
Kentin çevresi "sitelerle" dolu

Lokumcular sitesi.

Nakliyeciler sitesi.

Galericiler sitesi.

Sucukçular sitesi.

Hurdacılar sitesi.

Esnaflar "sitelerde toplandıkça..."

Kent daha "derli, toplu" oluyor.

Trafik "rahatlıyor."

"Güzelleşiyor."

Bu uygulamada örneğin "Gaziantep çok başarılı."

Kentin giriş, çıkışı "düzgün."

Ama...

Örneğin Bursa başarısız.

Kentin "Ankara çıkışı" bir felaket.

Tamirci, hurdacı, kaportacı, marangoz...

Bursa'ya yakışmayan bir görüntü.

Afyon'a gelince.

Kent "iki bölüm."

Biri "yol üzerindeki... Ankara, İzmir, Antalya, Kütahya, Konya makasındaki" Afyon.

Diğeri "eski Afyon... İçerdeki Afyon."

İkisi de "düzgün... Pırıl pırıl."

Ve bizi en duygulandıran sahne...

Kenti geziyorduk.

Bir "ekmek büfesinin camında" şu yazıyı gördük

"Bir ekmek de kardeşime."

Büfenin yanında "temiz bir sandık" duruyordu.

KARDEŞLİK
Diyelim ki...

Bir "hayır" yapmak istiyorsunuz.

Büfeden iki... Üç ekmek alıyorsunuz.

Sonra birini "sandığa" koyup, diğer ekmeği de evinize götürüyorsunuz.

Veya diyelim ki, eve ekmek götürecek gücünüz yok.

Geliyor, sandıktan bir ekmek alıp gidiyorsunuz.

"Tanımadığınız kardeşlerinizin" bıraktığı ekmeklerin birini.

Kentte "kapkaç" gibi, "sarkıntılık gibi" olaylar yok.

YARDIMLAŞMA
"Yardımlaşma" var.

Hali vakti yerinde olan, belediyeye makarna, bulgur, şeker, pirinç, kuru üzüm, tavuk, yumurta, sebze, meyve getiriyor.

Belediye de bunları "ihtiyaç sahiplerine" dağıtıyor.

Kimsenin, kimseden haberi olmadan.

Kimsenin gururu ile oynanmadan.

Ve bu işin reklamı yapılmadan.

SAĞLIK
Caddelerde, sokak aralarında "gezici sağlık ekibi otobüsü" dolaşıyor.

Belediye'de "sağlık hizmeti... Ücretsiz ilaç" veriliyor.

Diyaliz hastaları "evden alınıyor..."

Diyalizden sonra "eve götürülüyor."

Ve bu arada "kamu kaynakları" yerinde kullanılıyor.

Kadro "şişirilmiyor."

Başkan'dan "kadro hareketleri" konusunda bilgi istedik.

"Tabloları" önümüze serdi.

Belediye'yi "860 personelle" almış.

Şimdiki sayı ise

"460."

ANA SORUN: İŞSİZLİK
Afyon "bir sorunu" çözememiş.

Sorun sadece Afyon'un değil, Türkiye'nin sorunu İşsizlik.

Herkes iş istiyor.

Başkan ne yapsın?

Bize dönüp, diyor ki

- Eğer yasal yetkim olsa, yatırım yapmak isteyen herkese imarlı ve altyapılı arsayı bedava dağıtırım... Yatırımdan sonra da... Yatırımcının elini öper, onun heykelini yaptırırım.

Mezarmatik
Afyon Belediye Başkanı Hayrettin Barut "ille mezarlıklara gideceğiz" diye tutturdu.

Mezarlıkta "otomasyona" geçmiş.

15 Haziran'da "açılışı" var.

Bize şimdiden göstermek istiyor.

Ve bir yandan da anlatıyor

- Bankanın önünde Bankamatik var ya... Mezarmatik de öyle... İsmi yazıyorsunuz... Ekrana, aradığınız mezarın yeri... Paftası... Krokisi... Numarası çıkıyor... Kolayca buluyorsunuz.

****

Mezarda, bir yakınınıza dua okutacaksınız... "Hocaefendi" hazır.

Ve bu hizmet için "hiçbir ödeme" gerekmiyor.

****

Belediye'de "Alo Cenaze" servisi var.

Servisine "alo" diyorsunuz.

Gerisine karışmıyorsunuz.

Geliyor, cenazeyi evden alıyorlar.

Bütün dini görevleri yapıyorlar.

Gömüyorlar. Akşam, ölü evinde dua okunması da dahil.

"Bu hizmet" de parasız.

Kandilde, bayramda "mezarlıklarda lokma dağıtılması" da parasız.

****

Başkan ısrar etti, mezarlığa gittik.

"Park" gibi. "Bahçe" gibi.

"Piknik alanı" gibi.

"Dilenci" yok, kimsenin kimseyi "rahatsız ettiği yok."

Bu yüzden olsa gerek...

Mezarlığın ziyaretçisi "çok mu, çok."

Katılım... Sivil toplum... Ve yönetim
Gezdiğimiz yerlerde "birşey" dikkatimizi çekiyor Türk belediyeciliği son yıllarda ciddi bir ivme kazanmış.

Afyon "bu örneklerden" biri.

****

Gittiğimiz iller, ilçelerde "nasıl olmuş?.. Başarı nasıl yakalanmış" sorusunu da soruyoruz. Araştırma yapıyoruz.

Ve görüyoruz ki...

"Katılıma" önem verildikçe başarıya yelken açıyor.

İşte, "genelde" Türk siyasetinin beceremediği şey.

Demokrasi "katılıma kapalı" ve başarılı olamıyor.

Yerel yönetim "katılıma kapı aralıyor ve başarılı oluyor."

Ankara'daki üslup

- Sadece ben bilirim.

"Taşradaki" üslup ise

- Halk, benden daha iyi bilir.

Afyon'daki "tarz... Üslup... Yönetim felsefesi" böyle.

****

Afyon'da Vali var, Belediye Başkanı var. İl Genel Meclisi var, Belediye Meclisi var.

Ama bunların dışında...

"Dört meclis daha" var

1- Çocuk Meclisi.

2- Gençlik Meclisi.

3- Kadın Meclisi.

4- Kültür ve Sanat Meclisi.

****

Yönetici "bütün yetkileri" kendinde toplayınca...

Halktan kopuyor.

Ama yetkilerini "paylaşınca..."

Sivil toplumla diyaloga" girince...

"Halkla içiçe" bir yönetim modeli oluşuyor. Kentin "çehresi" değişiyor.

Afyon'da bu "değişimi" gördük.

DYP'nin 26 yaşındaki il başkanı
Amerika'da "siyaset bilimi" okumuş. Şimdi "aynı konuda" master yapıyor. Ve bu arada...

Afyon'da "DYP İl Başkanlığını" yapıyor.

Dedesi, babası, amcası "siyasetle" ilgiliymiş.

Şimdi "nöbeti" Gültekin almış.

Afyonlu önce şaşırmış. Ama sonra da "genç başkanı" sevmiş.

Gültekin "herkesi" arıyor

- Ziyaretinize gelmek istiyorum.

Aldığı yanıt

- Olur mu hiç?. Sen koskoca başkansın... Biz senin ziyaretine geliriz.

- Gültekin... Siyaset nasıl?

- Yerel seçim yaklaştı... Siyaset ısınıyor.

- DYP nasıl?

- Diz üstü çöktük... Ama yere sırtı üstü düşüp, tuş olmadık... Şimdi ayaktayız... Sıra koşmaya geldi... Ardından da Kırat şahlanacak.

- DYP neden diz üstü çöktü?

- DYP'nin pek çok kayıtlı üyesi, DYP'ye oy vermedi.

- Mehmet Ağar, seni göreve getirirken, ne dedi?

- Gültekin... Bu senin, görevlendirilme belgen... Git, çalış, başarılı ol.

- DYP'nin kıdemlileri, seni nasıl karşıladılar?

- Aydın Menderes 24 yaşında İl Başkanı oldu... İsmet Sezgin 25 yaşında Belediye Başkanı... Partide genç, yaşlı ayırımı yok... Gençlik, tek başına bir değer değil... Eğitim ve birikim şart... Biz bir ekibiz... Hedef, başarı... Ona çalışıyoruz.

Uyumun meyvesi
Belediye Başkanı "Vali'yi aradı... Birşeyler" söyledi. Vali "Başkan'ı aradı... Bir şeyler söyledi."

Saat geçmedi...

Yine "biri diğerini" aradı.

"Diğeri, ötekini." Merak ettik.

Afyon Belediye Başkanı'na sorduk

- Bir şey mi var?

- Evet.

- Nedir?

- Özürlüler Parkı yapıyoruz... Devlet her yere yetişemez... Kaynaklar belli.... Çimento konusunda tıkandık... Vali bey de yardım ediyor... Çimento fabrikasından, Vali beyi aramışlar... Bizim de katkımız olsun demişler... 37.5 ton çimentoyu parasız verecekler... Vali beyle sabahtan beri bu konuyu konuşuyoruz.

Birisi "atanmış. Diğeri "seçilmiş." Ve "uyum içindeler."

Uyumun "meyvesini" ise, Afyon yiyor.

KADIN ANA
"Kadın Ana", Selçuklu Sultanı Keykubat'ın üç kızından biri.

Moğol istilası olunca...

"Üç Selçuklu prensesi" Afyon'a kaçmış.

Buraya yerleşmişler.

Afyon'da yaşamışlar.

Üç prensesten biri "mezarlık yaptırmış."

Diğeri "yol."

Öteki de "Afyon'a su getirmiş."

Su getirenin adı, halk arasında, "Kadın Ana" diye anılmaya başlanmış.

Şu anda Afyon'un en meşhur suyunun adı "Kadın Ana Suyu."

Kadın Ana'nın türbesi Afyon'da.

Şimdi, bir kavşağa da "Kadın Ana Anıtı" dikilmiş.

Anıtta "üç prenses" birarada.

Afyonlu "dünü... Dün hizmet edenleri" unutmuyor.

Örneğin

"Reisler Parkı" var.

Gelmiş geçmiş "tüm belediye başkanlarının" adı burada yaşatılıyor.

"Eski başkanların" isimleri, parklara veriliyor. Tabii bu arada "hayattaki Afyonlular" da unutulmuyor.

Örneğin

Afyonlu, ünlü futbolcu Ümit Davala'nın adı, "Ümit Davala heykeli... Ümit Davala Parkı" ile ölümsüzleştiriliyor.

Yani...

Belediye Başkanı Hayrettin Barut'un ifadesiyle

- Bir toplum ölüsüne de saygı duymalı, dirisine de... Biz ölümüze de sahip çıkıyoruz, dirimize de.

Tayyip bey "yarım Afyonlu"
Halis Özpınar "bu hükümetten çok şey bekliyoruz" diye söze başladı

- Ümitliyiz... Millet, vazifesini yaptı. Onları tek başına iktidara getirdi... Ümidimizi boşa çıkarmasınlar.

Halis, 40 yaşında.

Sorduk

- Kaç yıllık esnafsın?

- 30 yıl.

- Nasıl olur?

- On yaşında çalışmaya başladım... Gece, gündüz nedir bilmem.

Ağabeyi (Rafet) ile çocuk yaşta "başkasının yanında" çalışmaya başlamışlar. Şimdi "iki tesisleri" var.

Yanlarında "seksen kişi" çalışıyor.

Ve hala "gece, gündüz nedir bilmiyorlar."

- Yavuz abi... Afyonlu, Tayyip beyi sever... İstanbul Belediye Başkanı iken Afyonlu'ya sahip çıktı... Afyonlu Veyis Eroğlu'nu İSKİ Genel Müdürü yaptı... Belediyede çok Afyonlu vardı... Afyonlu da 7 milletvekilliğinden 6'sını AK Parti'ye verdi. Tayyip beyin başarılı olmasını isteriz... Onu, yarım Afyonlu kabul ederiz.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır