|
 |
|


Köprü kavgası
Köprü etme başka ihsan istemem Arnavutköy sakinleri 3'üncü Köprü projesine karşı 5 yıldır sürdürdükleri örnek mücadelede, bugün bu slogan eşliğinde yeni bir atağa kalkıyor.
Konu sadece bir semtin sorunu değil. Sadece İstanbul'un sorunu da değil. Hepimizin, Türkiye'nin sorunu.
Çünkü köprü ile tüp geçit arasında yapılacak tercih, kıt kaynakların yerinde kullanılıp kullanılmaması açısından Edirne'den Kars'a kadar tüm vergi mükelleflerini ilgilendiriyor.
Yapılacak tercih çevre açısından ise adını mitoloji kahramanlarından İnekhos'un beyaz bir ineğe dönüşmüş kızı İo'nun öyküsünden alan Bosphorus'un, yani İnek Geçidi'nin, yani Boğaziçi'nin gelecek kuşaklar adına bekçisi olmamız nedeniyle 70 milyona tarihi bir sorumluluk yüklüyor.
3'üncü Köprü tartışmaları 10 yıl kadar önce başladı, ancak gündeme resmen 1998'de Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu'nun Meclis'teki açıklamasıyla girdi İstanbul'da her geçen gün daha da içinden çıkılmaz duruma gelen trafik sorununa çözüm için Arnavutköy-Kandilli/Vaniköy arasında bir köprü daha planlanıyordu.
Oysa yıllar önce 2'nci Köprü de aynı gerekçelere dayandırılmış ama tam aksi olmuştu Araç sayısı daha da artmış, trafik daha da kilitlenmiş, İstanbul'un havası daha da kirlenmişti. "İnşa edilen her köprü yeni bir köprü ihtiyacını doğurur" diyen şehircilik ve ulaşım uzmanları haklı çıkmıştı.
Topçu'nun açıklamalarıyla ayaklanan Arnavutköy sakinleri, Türkiye'nin en özgün sivil toplum örgütünü kurdular Arnavutköy Sivil Girişimi. Haklıydılar. Çünkü proje Boğaz'ın iki yakasında da doğal ve tarihi dokuya onarılması imkansız zararlar veriyordu. Köprü, karayolu bağlantıları, viyadükler ve tüneller Sevda Tepesi'nden Büyük ve Küçük Çamlıca'ya, tarihi Arnavutköy'den Ayazma ve Ulus Parkı çevresine kadar geniş bir alanı yıkıp geçecekti.
Ecevit'ten Erdoğan'a
Semt halkının geniş destek bulan kararlılığı ile ekonomik gerekçeler birleşince, 1999 Aralık'ında Yüksek Planlama Kurulu, "Tüp geçiş projesi öncelikli" diyerek 3'üncü Köprü projesini onaylamadı.
Ancak kavga bitmedi. Konu iki bakanlığı ilgilendiriyordu Ulaştırma ve Bayındırlık. Ecevit'in üç partili koalisyonunda bu iki bakanlık da MHP'nin elindeydi. Sözde uyum içinde olmaları gerekirdi. Tam tersi oldu. Bayındırlık "İlle de 3'üncü Köprü" diye tutturdu, Ulaştırma ise "Tüp geçit"te direndi.
Hükümet 3 Kasım 2002 seçimleriyle ömrünü tamamlayıncaya kadar çekişme sürüp gitti. AK Parti iktidarında ilk gelişme geçen Şubat'ta oldu Ulaştırma Bakanlığı, "3'üncü Köprü'nün askıya alındığını" açıkladı. Tüp geçite raylı sistem hatlarının eklenmesini öngören proje tercih edilmişti.
Ama o da ne? Sadece 2 ay sonra, Nisan'da, Karayolları Genel Müdürlüğü, 3'üncü Köprü projesini DPT'nin onayına sunuverdi.
Peki İstanbul'un eski Büyükşehir Belediye Başkanı olan Başbakan Erdoğan bu konuda ne düşünüyor? Cevap Sık sık fikir değiştirdi. 1996'da "Raylı sistemle bütünleşmesi koşuluyla 3'üncü Köprü'ye destek verdiğini" açıkladı, 1997'de vazgeçip, "3'üncü Köprü yerine tüp geçit istiyoruz" dedi, şimdi ise "3'üncü Köprü'ye evet" diyor ama şartlı "Arnavutköy-Kandilli arasına yapılırsa katliam olur, Rumeli Hisarı ile Anadolu Kavağı arasına yapalım."
"Sadece Arnavutköy'e değil, Boğaz'ın hiçbir yerine yeni bir köprü istemiyoruz" diyen Arnavutköylüler bastırın... İstanbullular; son akciğerlerimizi korumak, yeni "Orman vasfını yitirmiş alanlar" yaratılmasını önlemek için hepimiz Arnavutköylü olalım. İş başına.
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|