kapat
01.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


ALİ SAYDAM


'Taammüden iletişim cinayeti' mi?

İletişim kazası mı, yoksa 'taammüden' (önceden planlanmış) iletişim cinayeti mi, tam olarak karar veremedim.

Biri kalkıp düşünse ve deseydi ki "Tüh be! İşler yine iyi gitmeye başladı. Öyle bir etkinlik düzenleyelim ki, şu AKP'yi zayıf yerinden vuralım. Laik antilaik tartışması gündemden düştü, alevlendirelim..." Şu tesettür defilesinden daha iyi bir etkinlik bulamazdı herhalde.

Bir adım sonrası, Almanya'daki 'Kara Ses'in onuruna Başbakanlık'ta kokteyl düzenlemek, ya da Anıtkabir'i zikir ayinlerine açmak olurdu... Necmettin Hoca'nın iktidara gelmesinin hemen ardından, Taksim'e camii meselesini gündeme getirmesi gibi...

Mekân devlet konuk evi... Eski Ankara Palas... Cumhuriyet'in kurucularının sosyal etkinlik simgesi haline gelmiş ünlü mekânı...

Şimdi sen kalk bu simge mekânda 'tesettür defilesi' düzenle. Adı bir 'hoş', 'kerameti kendinden menkul' bir dernek (Sevgi Bağı Derneği), adı daha da bir 'hoş', AKP'lilerin bile bihaber oldukları bir hazır giyim şirketi (Setre Giyim)... Neymiş... İyi niyetli bir defile düzenleyeceklermiş...

Tablo tamamlansın diye, TBMM'nin 'first lady'sini, himayelerini aldıklarını iddia ederek işin içine çekmeyi ihmal etmemişler. Meclis Başkanı'mızın eşi Münevver Arınç Hanımefendi medyaya açıklama göndermiş "Benim bu konudan hiçbir haberim yok!"

Bu tür iletişim kazalarında böyle açıklamalar genelde yetersiz kalır. Lösemili Çocuklar Vakfı'nın geçenlerde "Bir televizyon programında ileri sürülmüş olan, yolsuzluk yaptığımıza dair iddialar asılsızdır" şeklinde yarım sayfa ilan verip 'Kamuoyuna duyuru' yapması gibi...

Duymayan da duyar... Acaba mı, diye sormaya başlar...

Bu konuda kesin tavır ortaya koymadan, haberim yok, diye geçiştirirseniz, kriz belki de hiç hak etmediğiniz halde üzerinize yapışır kalır.

Bu defile işi, eğer planlı bir provokasyon, komplo girişimi değilse, yeni bir 'iletişim özürlülük vakası' olarak bilimsel çalışmalarda yerini alacaktır...

Bu oyunun kazananı yok!
Sabah'daki posta kutumda bir e-posta. MTM Medya Takip Merkezi'nden geliyor. Alev Özcan göndermiş. Sağ olsun. Nisan ayı içerisinde belediye başkanları için yaptıkları medya takibi analizini yollamış. Bak şimdi Alev kardeşim kullandığın yöntem, yani çıkan haberin reklam karşılığını, yaratılmış değer olarak ölçmek, inan bana artık çağ dışı kaldı. Böyle medya ölçümlemesi yapanları dünyada neredeyse meslekten men edecekler.

Abdullah Öcalan'la ilgili haberleri vur sütun santime. Çarp o sayfaların reklam değerleriyle. Türkiye bütçesine yakın rakamlar bulursun. O kadarlık iletişim değeri mi yaratıldı Abdullah Öcalan için. Ya da Necati Doğru bir gün yazısında iki satır, "Türk Hava Yolları müthiş hizmet veriyor ve çok güvenlidir" diye yazsa, bunun THY itibarına etkisi, 75 dolar mıdır? Necati Doğru ve diğer yazarlar, senin analizi böyle yaptığını duysalar, bir daha Mustafa Sarıgül'ün adını ağızlarına alırlar mı?

Aynı raporları herhalde şirket ve ürünler için de üretiyorsun. Senin bu raporları gören reklam departmanları, böyle değerlendirmelere kızıp yazı işlerine, "Koymayın şunların haberlerini de biraz reklam versinler" diye baskı yapmazlar mı? Haberin iriliğini değil etkililiğini ölçmedikçe bu oyunda herkes kaybeder. Başta sen, sevgili kardeşim.

Etki, yazılı basından geçiyor
Yıllarca TRT 2'de ve Kanal 7'de iletişim üzerine program yaptım, halen de sık sık TV programlarına konuk oluyorum. 24 haftadır da bu köşede yazıyorum. Hangisi daha geniş bir kitleye yayıldı, diye sorun... Cevap; Tabii ki TV'de yaptığım işler. Peki hangisi daha etkiliydi, diye sorun. Hiç tartışmasız, gazetede yaptığım işler.

Dünyadaki bütün araştırmaların sonucu aynı Reklamda en geniş kitleye yayılmaktan daha önemlisi, doğru kitleye, etkili bir şekilde erişebilmek. Bu yüzden de yazılı medyanın önemi hiç bir zaman azalmayacaktır. Entegre iletişim kavramının kapsadığı alanlardan biri de bu zaten. Tanıtımda kullanılacak medyayı bütünselleştirebilmek. Güzel reklam değil doğru reklam yapmak. Sadece TV'ye yönelerek paranın büyük kısmını sokağa atmak değil, yazılı basının kalıcılık ve inandırıcılık gücünden yararlanmak.

Futbol adamı kimliği iş adamı kimliğinin zaman zaman önüne geçtiği için iletişimi nasıl yönettiği nispeten daha az bilinen Ayhan Bermek, ilk piyasaya girdiğinde Panasonic'i Türkiye'de sadece yazılı basın reklamları ile tutundurmuştu. Spor giyim devi Adidas etkililiğini yazılı basınla elde etti. VOLVO'nun uzun yıllar TV'de sadece tek tük reklamı vardı. Vespa'nın BMW motosikletlerinin kaç tane TV reklamını gördünüz? Örnekleri uzatmak mümkün.

Dün Sabah'ta Mavi Jeans reklamı ile sigarayı bırakma kampanyası reklamlarını gördüğümde bu düşünceler geçti aklımdan. Mavi Jeans'in o gazete reklamını görmesem, TV'deki reklamla aklımda sadece cinsellik kalacaktı. Sigara ile ilgili reklamdan ise sadece ünlüler geçidi... Yazık olmaz mıydı, o güzelim reklamlara?..

Kısa... Kısa...

Korkulan, başa gelmek üzere
Shubuo'nun muhteşem meraklandırma kampanyası için şöyle yazmışım "Aman dikkat, dağ fare doğurmasın. İletişim stratejisinde çıta o kadar yukarı kondu, o kadar büyük beklenti yaratıldı ki, ürün veya hizmet ortaya çıkınca, 'Bu muymuş bunların çıkaracakları' dedirtiverir... ". Tabii ki ne olduğunu biliyoruz. Ama oyunu bozmamak için bugüne kadar sustuk. Fakat korkulan başa gelmek üzere. Shubuo'cuların durumu kurtaracakları 2 dolu dolu günleri var...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
sempozyum
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır