|
 |
|

AHMET HAKAN
Ali Atıf Bir gibi olmamak!
Kendi kendime söz verdim Hiçbir zaman Ali Atıf Bir gibi olmayacağım.
Hayır, hayır! Onun yazdığı gazetenin genel yayın yönetmenine yağdırdığı övgülere ya da hizmet verdiği tavukçuluk şirketinin rakibine saldırmasına filan kafayı takmış değilim.
Daha insani bir gözlemden yola çıkarak verdim bu kararı...
Gözlemim şu Ali Atıf Bir, ihtiraslarına yenik düşmüş biri. Neden mi? Çünkü o, yetinmeyi bilmiyor!
Hürriyet gazetesinde köşe yazıyor.. Bence iyi de yazıyor.. Etkili ve yeni dönemin ruhunu kavramış bir imza olduğunun farkındayım..
Gazetesinin yönetmeni de onun yazarlığından memnun. Ayrıca bir televizyon kanalında reklâm programı yapıyor. Güldürme çabası 'acıklı' olsa da Zaga'ya çıkıyor... Daha ne olsun! Kendisi de geldiği yerin fazlasıyla farkında zaten...
Peki yetiniyor mu? Hayır!
O, bütün bu elde ettiklerini yeterli bulmuyor. Yerini daha da sağlamlaştırmak istiyor. Bunun için kendisine "uygun yandaşlar" ve "uygun düşmanlar" arıyor Risksiz düşmanlar ve risksiz yandaşlar!
Yakın tanığıyım olayın Mesela Sabah gazetesinin en etkili köşe yazarına, fırsat düştükçe değişik vesilelerle selâm gönderiyor. Ben Sabah'ın o köşe yazarıyla polemik mi yapıyorum? Hemen Ali Atıf Bir devreye girip bana saldırıyor. Durmuyor, yine fırsat kolluyor. O köşe yazarı benimle ilgili bir eleştiri mi yazdı? Ali Atıf Bir, aynı doğrultuda bir eleştiriyle beni yerden yere vuruyor. Böylece bir başka büyük gazetenin en önemli yazarıyla da arayı sıcak tutmuş oluyor...
Şöyle demiyor Benim buna ihtiyacım mı var? Ben gelmişim geleceğim yere! Hayır! Öbür gazetenin önemli yazarını da etkilemek istiyor! Bunu benim üzerimden yapmakta da hiçbir etik sakınca görmüyor!
Ben bu büyük ihtirasla, bu çalımlarla nasıl başa çıkabilirim ki? Ne yapabilirim bu alicengiz oyunları karşısında? Bu saatten sonra onun gibi yapabilir miyim? Böyle hesap-kitap işlerine bulaşabilir miyim? Kaldırabilir miyim bunu?
Bu yüzden söz verdim kendime Ben hiçbir zaman Ali Atıf Bir gibi olmayacağım...
Savcılar ve şiirler (2)
Vural Savaş'ın "Etkilendiğim Şiirler Güldeste" adlı kitabından geçen gün söz etmiştim. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın etkilendiği şiirler, gerçekten rafine bir şiir beğenisini yansıtıyordu.
Vural Savaş'ın şiire olan düşkünlüğü, aklımıza bir başka savcının şiir macerasını getirdi.
Bugünlerde pek ortalıkta görünmeyen, bir zamanların fırtına gibi esen savcısı Nuh Mete Yüksel'in, ABD'de Türk derneklerinin düzenlediği gecede okuduğu bir şiir vardı, ekranlarda epey malzeme olmuştu. Nuh Mete Yüksel, "Hey Türk! Hey koca Türk!" diye başlayan şiiri öyle bir yorumlamıştı ki, hepimizi yerlerimizden fırlatmıştı...
Yüksel'in şiir beğeni düzeyiyle Vural Savaş'ın beğeni düzeyini kıyaslamak bile mümkün değil tabi.. Ama yine de görevlerini icra ederken birer şahin kesilen bu savcılarımızın, aslında ne kadar "içli insanlar" olduğunu görmek de ayrı bir konu...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|