|
 |
|

HINCAL ULUÇ
"Bu akşam bir program var mı?.."
Telefon eder.. "Bu akşam bir program var mı?.."
Program varsa ve de bu programı beğendirebilirsen eğer, gelecektir.. Beğenmezse.. Beğendirecek programı olana gidecek.. Yani başının çaresine sizsiz bakacak..
"Program kadar taş düşsün başına" diyeceksiniz.. Diyemiyorsunuz.. İnsan sevdiğine bunu der mi?.. Belki de demeli.. Belki de ona sevginin ne demek olduğunu anlatmanın yolu bu.. Taş düşerse başına kendine gelir belki..
Bu konuyu durmadan yazıyorum.. Niye durmadan yazıyorum.. Çünkü kimi görsem "Harikaydı.. Her satırına imza atarım" diyor.. Ama bakıyorum yaşamda değişen şey yok..
Telefon.. "Program var mı bu akşam.."
"Program müdürünüz özür dilerler efendim. Bu gece size uygun program yok. Keyfinize bakın.. (Başınızın çaresine bakının kibarcası..)" deseniz.. Diyebilseniz..
"Seni seviyorum" diyorlar.. Doğrudur.. Seviyordur.. Ama nasıl seviyordur..
Hep yaza geldim..
Seni senin için sevenler vardır.. Bir de seni kendi için sevenler..
"Program var mı" diyen işte bu ikinci tür.. Hep onun için program yaptığınız, hep onun hoşuna giden şeyler ürettiğiniz için seviyordur sizi..
Günlük program sıralamasında yer kapabilmek için ille onun hoşuna gidecek birşey icad etmek zorundasınızdır.. Ancak o zaman gelir..
İyi düşünün.. Peki ama, o zaman niye gelsin.. Neye yarar?..
"Geçti istemem gelmeni..
Yokluğunda buldum seni..
Bırak vehmimde gölgeni..
Gelme artık neye yarar"
diyen Necip Fazıl dizelerini sıkıştırıverin eline..
Seni senin için sevenler, hiç ama hiçbirşey yapmamak, hiç ama hiçbirşey paylaşmamak için, hatta dokunmadan, hatta konuşmadan sırf seninle ayni çatı altında olmak, sırf varlığını hissetmek, senin de onun varlığını hissetmekten mutlu olduğunu bilerek gelenlerdir.. Programı sizinle olmak için yapan, önceliği size tanıyanlardır.
Onlardır.. Sadece onlar..
Hayatınızda böyle biri varsa.. Ölün onun için.. Taç yapın başınıza.. Kaçırmayın. kaptırmayın..
Bir daha yazıyorum.. Bin defa daha yazarım..
Seni senin için seven, seninle bir arada olmak için tüm programını altüst edebilendir.. Sana öncelik veriyorsa, senindir zaten.. Yapacak hiçbirşey bulamıyor, kafası başka hiçbir bahane üretemiyorsa ancak o zaman sırayı size belki de mecburen "Ayıp olmasın yahu" diye getirenler bilinki sizi değil, kendini sevenlerdir. Onların dillerindeki tatlı sözler, eylemleri ile uyuşmaz..
Yaşamında öncelik siz değilseniz.. Siz sadece boş, en boş zamanlarını dolduruyorsanız..
Size gelmek için her defasında ille de program soruyorsa..
Koy verin ipin ucunu gitsin, derim size..
Size yapışıp kalanlardan ne kadar uzak durmanız gerekiyorsa, böylelerine de dikkat edin..
"Yapışık" tan kastım mı?..
Onun için Halil Cibran'ın dizelerini gönderen Belgin Altop'a teşekkür edin..
****
Almitra sözü aldı ve sordu
-Peki üstad; evlilik nedir?
Cevap şöyle geldi
-Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız.
Allahın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız.
Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın;
Bırakın ki,
Cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin...
Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin..
Bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun...
Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin;
Ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın...
Birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin. Sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir..
Birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil!.
Sadece hayatın eli o kalbi saklar!
Birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir!
Ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler
****
Bu yazıyı kesin, çanta ya da cüzdanınıza koyun. Birine okumanız gerekebilir..
Fetih Defilesi..
Bu hafta Telepazar'ın doruğu gene defile.. Fethin 550'nci yılı için Ankara Olgunlaşma'nın hazırladığı özel giysilerden bir demeti Aya İrini'den kaydettiğimiz görüntülerle sunuyoruz. Ankara Olgunlaşma, eski Türk kıyafetleri ve stilize uyarlamalarında dünya çapında bir kuruluş.. Keşke şovu canlı yayına getirebilseydik.. Stüdyoda gene Uğurkan Erez ve top modelleri var.
Konuklarımız, Pınar Dilşeker ile Sinan Özen.. Senfoni orkestrası eşliğinde bir konser veren Dr. Ferhat Göçer'i çok istiyorsunuz bizden. Bu hafta bu konserden bölümler aldık.
Türkiye'nin Cannes'da ödül aldıktan sonra hatırladığı Uzak bakın neymiş?..
Spor, kültür, sanat, müzik, eğlence formülü aynen devam ediyor.
Telepazar'ın Türk televizyonlarındaki en güzel, en keyifli, en yararlı program olduğunu çekinmeden ilan etmemize çok az kaldı..
Yücel Yener istifa etmese, bugünden derdik.. Yönetim boşluğu bizi de engelliyor tabii..
..Ve son, ama güzel bir not..
İki yıldan beri gölgede durarak lambayı tutanlardan biri, Telepazar mutfağından yönetmen yardımcımız Ülkü Dinç'i geçen hafta evlendirdik.. Tüm mutluluklar sizinle olsun, Ülkü & Halil Söyler ailesi..
Tecelli'den Abuzittin'e Mektuplar
Abuzittinciğim,
Her kafadan bi ses çıkınca "Yav, bizimkisi de kafa.. (En azından, uzaktan baktın mıydı kafaymış gibi gözüküyor) bi ses de benimkinden çıksın" diye düşündüm.Ve benim kafamdan çıkan sesin mektuba dökülmüş şekli şöyle oluyor kardeşim..
Konu SİT.. Hani SİT kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi isteniyor ya? Değiştirilince de kıyılar, ormanlar talan edilecekmiş ya! Mümkündür.. Esasında devlet bu konuda devletliğini yapsa "mümkün değildir" ama biz de durum malum.. Bodrum'un hali.. Ama Bodrum'un az ötesinde Gümüşlük var.. Orada, nedense, devlet devletliğini gösterdiğinden, kıyılar bozulmamış, dağ taş binalarla dolmamış.Yani isteyince "talanı" önlersin onu demek istiyorum..
Neyse, biz gelelim SİT'e.. SİT kanunu bugünkü haliyle de bi acayip Abuzittinciğim.. Ki buna ilaveten bi de Çevre Koruma var..O da ayrı bi garabet.. Hele ikisi üst üste çakıştı mıydı, değil inşaat, bahçene tavuk kümesi bile yapamazsın!
Mesela diyelim ki Gökova'nın güneyi.. Balıkaşıran'dan taa Karacasöğüt'e kadar hem SİT hem Çevre Koruma uygulaması var.. Dolayısıyla ev mev yapmak yasak! 70 kilometrelik toprak yolun (yolda denmez ya iz gibi bi şey) bi tarafı deniz bi tarafı orman.. Daha doğrusu "dı"..Ormandı.. Yana yana bitiyor. Kimsecikler yok, oraları sahiplenen yok..Kıyı kıyı gelirsen bu 70 kilometre en az 300-400 kilometre tutar.. Alevlerden kurtulan ağaçlarla denizin kucaklaştığı, irili ufaklı bi sürü koy inci gerdanlık gibi yanyana dizili.. Hala, muhteşem bi doğa! Ve 365 günün 300 günü ıssız..
Tekne mevsimi gelecek de, yatla gezenler şöyle bi uğrayıp, pisliklerini bırakıp, çekip gidecekler! Be kardeşim, beş yıldızlı turistik tesislerinden vazgeçtik, hiç değilse şunların bi kaçına yat barınağı yapma iznini verin. Hafif betondan, temelsiz, prefabrik üniteler kurulsun.. Adamların çöpü toplansın, atık suları depolansın denizi, çevreyi batırmasınlar..
Hayır olmaz..
Niye?
Buraları SİT alanı!
Akbük'ten Kumluova'ya kadar sanırım 1124 km kıyı şeridi vardır çoğu "SİT" di "Çevre Koruma'ydı" ülke ekonomisine tek kuruş katkısı olmadan öyle duruyor.. Sonra l milyar dolar için el kapılarında dilen.. Bu kadar aptallık olmaz!
Bi tarihte, bizim meşhur Mehmet Biberle bi Amerikalı gazeteci arkadaşını, anlattığım yerlerde gezdirirken, Amerikalı" Bu harika kıyılar neye bomboş?" diye hayretle sorduydu. Ben de ona rahmetli Beyhan Cenkci'nin sözüyle karşılık vermiştim
"Biz buraları Çinliler için saklıyoruz!"
Tabii adam bi şey anlamadı.. Hakikaten Abuzittinciğim kardeşim biz buraları kime saklıyoruz neye, saklıyoruz? Yap doğaya uygun, doğayı bozmayacak projeleri, aç buraları turizme! Hem Dünya yararlansın hem Türkiye.. Olmazzz! O zaman bekle.. Çinliler gelsin!
Münasip yerlerinden öperim kardeşim.
Güneş
Pazar Neşesi
Bu Pazar neşemiz Yıldırım Tuna'dan..
Amerikan vergi dairesi IRS, takipçiliği ve acımasızlığı ile ünlüdür. "Adam öldür, vergi kaçırma" derler.. Ünlü gangster Al Capone, sayısız cinayet ve soygunlarından değil, vergi kaçakçılığından ele geçirilebilmişti, aynen öyle..
IRS'in müfettişleri, aldıkları ihbarlar üzerine, bir sokakta yan yana üç iş yerinin defterlerini gözden geçirme kararı almış ve patronlara tebliğ etmişler, "Yarın geliyoruz" diye..
O gece üç patron mahalledeki barda oturmuşlar, efkar içinde kafa çekiyorlar.
Birisi "Denetçiler becerecek beni.." demiş, "Göreceksiniz acayip becerecek.." "Asıl siz göreceksiniz benim nasıl becerileceğimi!.. " demiş öteki..
"Bırakın beyler.." diye lafa karışmış üçüncü.. "Denetçiler bana öyle bir geçirecekler ki.."
Tam o sırada yanıbaşlarında hayretler içerisinde ağzı açık onları dinleyen orta yaşlı Bayan Mary'i farketmişler..
"Merhaba, nasılsınız bugün Bayan Mary" demiş birisi, "İyiyim" demiş kadın.. Sonra utana sıkıla sormuş..
"Acaba, ben nasıl denetlenebilirim?"
AB'ye giriş sınavı..
Ünlü, ama daha çok sevimli Orkestra Şefi dostum Saim Akçıl'dan bir faks..
Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının bir araya geldiği Meis Adası'nda, Verhaugen, bakanlara bir öneri sunar
"Sayın bakanlar, son aday ülkeler olan Romanya, Bulgaristan ve Türkiye Dışişleri Bakanlarına birer soru yöneltelim ve soruların cevaplarını bilen bakanların ülkelerini gelecek sene AB'ye alalım, ne dersiniz?"
Öneri kabul edilir ve Verhaugen ilk sorusunu Romanya Dışişleri Bakanı'na yöneltir.
- Sayın Bakan, Amerikalılar ilk atom bombasını kaç yılında kullandı lütfen söyler misiniz?
- 1945 yılında
Romanya alkışlarla Birliğe kabul edilir ve ikinci soru Bulgaristan Dışişleri Bakanı'na yöneltilir.
- Sayın Bakan ilk atom bombası nereye atıldı, lütfen söyler misiniz?
- Hiroşima'ya atıldı.
Bulgaristan alkışlarla birliğe kabul edilir ve üçüncü soru Türkiye Dışişleri Bakanına yöneltilir.
- Siz de lütfen Hiroşima'da kaç kişi öldü, ölenlerin isimlerini ve adreslerini söyler misiniz?
- Bu soru iyi niyet ve yumuşak bir üslupla sorulmuştur, ancak, cevap verebilmem için sayın Verhaugen'den 20 senelik süre rica ediyorum.
BİZİM DUVAR
Bu terlik reklamları bizi ayak fetişisti yapmazsa iyi
(Ünal Turgut)
SEVDİĞİM LAFLAR
Birinci ve en önemli emir.. Asla seni korkutmalarına izin vermeyeceksin
Elmer Davis
(1890- 1958)
NE GÜZELDİR
Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınaraltı
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|