kapat
22.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Acele cevap bekleyen bayramlık sorularım var..

Hayvan sevgisi ile şiddet eğilimi bir arada olabilir mi? Rızalarını almadan kestiğimiz koçlar, aslında onları için için sevdiğimizi biliyorlar mı? Keseceğimiz kurbanla gözgöze gelmemeye çalışmak iki yüzlülük mü?

Kurban Bayramı gelip çattığında gündem kendiliğinden oluşur, sanki "etli, kanlı" bir yazı yazmak mecburiyetmiş gibi yazar milletinin karşısına dikilir..

İşin yoksa otur "koyun milletinin" yaşama hakkı üzerine yazı yaz.. Niye? Kan gördüğünde tutulan üç beş davarsever mutlu olsun diye..

Veya tersini yap..

Davar kısmının fikri olmadığından başlayarak, onları kesmenin; etinden, sütünden, derisinden yararlanmanın hak olduğundan bahset..

***
Son seçenek de şeytanın avukatlığı.. Kurban postunu kime vermeli?

Vaktiyle "Postlarınızı zayi etmeyin, THK'na verin, onları birleştirip paraşüt yapsınlar.." diye teknik fikir dahi beyan etmiştim, tutturamadık.. Sonunda "Kimseye vermeyin, kendiniz kullanın.." deyip işin içinden çıkmaya çalıştık..

Gerçi kulak asan olmadı ama umudumu kesmiş değilim.. Modacılardan biri "post-modern" bir icraat yapacak eninde sonunda..

Sevgi için şans..
Sonunda bayram dediğimiz özel günlerin sevgiyle yaşanması gerektiğine karar verip, gündemimi oraya doğru yönlendirdim..

Sevgiye dair idrak ettiğimiz son gün "Sevgililer Günü" idi, itiraf etmem gerekirse benim için çok anlamlı geçti.. Gerçi kendini sevgili taifesinden sayıp, arayan soran olmadı ama evin bakımını üstlenen Halis'in duyarlılığı yetip arttı bana..

- "Sevgililer günün mübarek olsun abey.." deyip elime sarıldı.. Ben de "Sağol Halis, cümlemizin.." deyip onu öptüm.. Duygusallık had safhaya çıkmıştı ki " Yine bizim bahçeye çöp atmış şerefsizler.." deyip beni yeniden gerçek hayatla yüzleştirdi..

Ben de bahçeme çöp atan ne kadar sorumsuz delikanlı varsa, sevgililerini kapsayan temennilerimi yüksek sesle dile getirip, günün anlamını bir kez daha vurguladım..

Bütün etkinliğimiz bu oldu.. Bir de biten Aygaz tüpünü değiştirdik, sevenlere saygı olaraktan..

Kurban bayramları da sevgiyle yaşanması gereken günler olduğuna göre bir iki satır da bu konuyu şıfttırmam lazım da nereden başlayacağımı bilemiyorum.. En sevdiği yemeklerden biri "kavurma" olan birinin oturup "koyun milletine saygı" yazısı yazması bana iki yüzlülük gibi geliyor..

Zaten "hayvan" kategorisine giren mahlukatla aram iyi değildir.. O yüzden de hayvanları yazılarında yücelten arkadaşlarımı gıpta ile okurum..

Dün sevgili arkadaşım Bekir Coşkun köşesinde çok güzel bir mahlukat makalesi yazmıştı mesela.. Yemin ediyorum, okurken Sinan Çetin'in "Film Gibi" programını seyreder gibi oldum.. Gözlerim yaşardı, boğazıma birşeyler oturdu..

***
Olay şu..

Orta yaşı geçmiş bir okuru, Bekir Coşkun'a bir mektup yollamış.. Bu okurun çocukluğunda bir davarı varmış.. Adını "Keç" koymuş.. Sırtına da mavi boya çalmış..

Çocuk kısmı koyunla ilişki kurduğunda ne yapar? Eline ne geçerse ona yedirir, okşar, sever.. Dolayısı ile ona bağlanır.. Evin büyükleri koyunun "insancıl kişiliğine" değil de etine bağlı olduklarından bayram günü hayvanı kesmeye götürmüşler..

Bu da okurun çocuk kalbinde koca bir yara açmış.. O günden sonra her bayram "Keç" adındaki koyununun acısını içinde yaşamış.. Mektubu da bunun ezikliğini ifade eden cümlelerle bitiriyor..

Okuyup de hislenmemek mümkün değil.. Bekir Coşkun bunu bildiğinden mektubu yayınlamak için tam da arefe gününü seçmiş.. Vermek istediği mesaj da şu:

- "Evet.. Kara koyun etli olur, kavurması tatlı olur ama yüreğinizde açılacak yara ise ömür boyu kanar.."

Kararsız kaldım..
- "Kurban bayramlarında koyunları kesmeyelim, besleyip topluma kazandıralım.." görüşüne bugüne kadar hiç taraf olmadım ama önüme böyle hikayeler geldiği zaman da ne diyeceğimi bilemiyorum..

Bekir Coşkun gibi sıkı bir hayvansever de değilim..

Gerçi Bekir'in avcılığı da vardır.. Arada bir, eline tüfeğini alıp ava çıkar.. Hayvanlara ateş etmez ama.. Kuru sıkı havaya sallar ki silah sesini duyan mahlukat bu sese alışsın, kendini koruma refleksi gelişsin..

Orman mahlukatına bir nevi "kararlılık tatbikatı" yaptırma ameliyesi yani.. Benim böyle icraatım yok, elime tüfek alsam dayanamayıp sıkarım..

Ayrıca koyun milleti hakkındaki kararsızlığım da hala devam ediyor.. Dün eve gelirken bir arsanın yanından geçiyordum.. Kurbanlık koçlar, koyunlar alıcı bekliyordu..

Oradaki koçlar bana hiç de "yakınlaşan ölümün hüznünü yaşıyor" gibi gelmedi.. Müşteriden fırsat bulan koçlar, orada sakin sakin otunu çiğneyen dişilere hamle edip üzerlerine binmeye çalışıyorlardı..

Hatta yanıbaşındaki koça binmeye çalışan "aykırı eğilimli" koçlar dahi vardı ki ruhsal yapıları itibarıyla asla "kurbanlık" sınıfına giremezler.. Aman dikkat edile..

****
Sakın yukarıdaki laflarıma bakıp da "Avcılık ile hayvan sevgisinin nasıl bağdaştığı?" sorusunu ortaya atıp arkadaşım Bekir Coşkun'a laf dokundurduğum sanılmasın..

İkisi pekala mümkündür..

Mesela bizim köyde 1940'lı yıllarda Nahiye Müdürlüğü yapan bir Mantar Kadri Bey vardı ki hayvan sevgisi denildi mi tek geçilirdi.. Tıbbiyeden terk olan Mantar Kadri hayvan sevdiği kadar tüfeklere de meraklıydı..

Okuldayken arkadaşları hakkında bir de dörtlük yazmışlar:

- "Hayatta yegane mantardır mantar.. / Zekası çoktur, çekemez kantar../ Her gece yatağa silahla yatar../ Bu ne acaip cesaret be yahu!"

Eski nahiye müdürümüz Mantar Kadri'nin, köyün bekçisini ardına takıp akşama kadar dolaştığı, başıboş tavuklara ateş açtığı hala efsane gibi anlatılır..

Gerçi açtığı taciz ateşleri neticesinde köyümüzdeki kümes hayvanlarının yarısını telef etmiştir ancak diğer yarısını da bilinçlendirmiştir..

Artık belediyesi olan bir belde haline gelen köyümüzde hala insanların ayağı altında dolaşan kümes hayvanı göremezsiniz..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır