Sermet Muhtar Alus, 30 Haziran 1932 tarihli "Akşam" gazetesinde "Eski Bayram Yerleri"ni şöyle tanımlıyor:
"O zamanlar, İstanbul'da Unkapanı, Yeşiltulumba, Hastaneçayırı, Kaledışı, Kasımpaşa gibi muhtelif semtlerin bayram yerleri varsa da bunların en başta geleni ve civcivlisi, Fatih ve Cinci ile ikisi arasındaki, mola ve hareket noktasını teşkil eden Beyazıt Meydanı idi."
Ömrüm, elbet üstat Sermet Muhtar Alus'un anlattığı yıllara yelken vuramadı, ama benim de çocukluğumda, İzmir'de, üstelik adı "Bayram Yeri" olan bir mahal vardı.
Yine üstat gibi söyleyecek olursak, o zamanlar "Varyant"ın, şimdiki adı "Birleşmiş Milletler Yolu" sanırım, Eşrefpaşa'da, Buca ile Hatay yol ayrımında bir geniş mahal idi "Bayram Yeri"...
İp cambazlarının, çadır sirklerinin, salıncakların yer aldığı bir geniş meydan...
Ve tabii çeşitli oyunların...
Daha arife günü öncesinden çocukların hayallerine yerleşirdi bayram yerinin heyecanı...
Bayram namazı iple çekilir, ana-babanın eli öpülür, konu komşu, akraba ziyaretinden sonra bayram yerine koşulurdu.
Zaten bayram harçlığı alınmasa bu ziyaretler de yapılmazdı ya...
Çünkü bayram yeri, bir "para" yeriydi de...
Salıncağa binilecek para, ip cambazı seyredilecek para, çadıra girilecek para...
Sabahleyin tüketilen para da, öğleden sonra çeşitli oyunlarla kazanılmaya çalışılırdı.
Neler mi yapılırdı?
Mesela bir su testisi alınır, ince bir kartondan huni yapılır. Bir de otuz santimlik cetvel boyunda bir ince sopa...
Huninin geniş ucu testinin ağzına yerleştirilir, dar ucuna da mesela bir beş kuruş konulur. Sonra da huniye o ince sopa ile vurulur.
Beş kuruş testinin içine düşerse "hacıbaba", yani oyunu oynatanın...
Yok, dışarı düşerse oynayan bir beş kuruş daha kazandı demektir.
Bir başka oyun da şimdinin "Kazı Kazan" benzeri tombalalardı. Bir jelatin kâğıt altında kol düğmesi büyüklüğünde doksan nokta... Noktalardan kimisi bir armağanı işaret etmekte: Bir bez bebek, bir minik araba, tadı uçmuş bir paket çukulata...
Beş kuruş verip birini kazıyorsun, altında bir rakam çıktı, işaret ettiği armağanı almaya hak kazandın... Rakam namına bir şey yoksa: Hacıbaba...
Şimdinin kentlerinde meydan mı kaldı, bayram yeri olsun da eğlenceleri kurulsun...
Kenarı tırtıllı kırk paraların, ortası delik yüz paraların, sarı yüzlü beş kuruşların devri de geçti.
Baksanıza şimdi markın, frankın hükmü de kalmadı.
Artık "Euro" devrindeyiz...
Amacım, eski bayram günlerinin nostaljisiyle doldurmak değil günü ve geceyi...
O günler de bir günlermiş işte...
Bu yazı da bu bayram günü bir "bayram şekeri" niyetine okunsun istedim, cümlenin bayramını kutlarken...