Aklı başında olan herkes, sürekli olarak, "Ülkemize yabancı sermaye girişinin, ekonomimizin kurtuluşu için hayati derece önemli olduğunu" söylüyor ve yazıyor.. Yerden göğe kadar haklılar.. Ve Türkiye, bunu sağlamak için, dört bir koldan ve de dünyanın dört bir yanında, yoğun girişimlerde bulunuyor..
Başta Başbakan Ecevit ve Kemal Derviş olmak üzere, bakanlar ve yine başta TÜSİAD ve TOBB olmak üzere ATO, İSO, İTO, tüm ilgili sivil toplum örgütleri, hatta kişisel olarak işadamlarımız, yani özetle herkes, seferber olmuş durumda.. TÜSİAD son olarak İspanya'da bu konuyu gündeme taşıdı..
Peki ama, biz kendi evimizin içini "Dış yatırıma uygun iklime sokmazsak, güven ortamını yaratamazsak, yabancıları kazıklamaya kalkışmaktan vazgeçmezsek" bu nasıl gerçekleşecek?
Türkiye, eğer bugünkü "Çarpık yapısından" kurtulamazsa, bize New York ve Washington'da açık açık söylendiği gibi, "Bir dolar bile gelmez.." Artık kendimize yalan söylemeyelim.. Çünkü bu bir gerçek.. Ve bu, "Kral çıplak" demekle eş anlamlı bir gerçek..
Bizim evlere şenlik Enerji Bakanı'mız Zeki Çakan, enerji santrallerinin yapımından vazgeçiyor ama, bu işe yatırım yapmış olan yabancı şirketlerle oturup "Anlaşma yoluna" gitmiyor.. Sanki ortada hiçbir sorun yokmuş gibi, oralı bile değil..
Oysa böyle bir siyasetle, Türkiye'nin imajına çok büyük kötülük yapıyor.. Bakanın bilmediği birşey var; o da "Global sermayenin hangi iş kolunda olursa olsun, birbirleriyle sürekli konuştukları" gerçeği. Oysa Ankara bu şirketleri çağırıp, "Buyurun gelin.. Ben önemli ekonomik darboğaz nedeniyle bu kararı aldım. Ama iyi niyetliyim.. Zararınızı karşılamaya çalışalım" dese, mesele bitecek.. Ve Başbakan Ecevit'e Amerikalı işadamlarının verdiği mektupta belirttikleri gibi "Türkiye saygınlığına, güvenilirliğine gölge düşürmeyecek.." Ama Enerji Bakanı Çakan bu yola gitmeyince, adamlar "Uluslararası Tahkim'e gitmeye" hazırlanıyorlar.. Hepsini kazanacaklar ve Türkiye "Milyarlarca dolar ödemeye mahkum olmakla" karşı karşıya kalacak..
Bunlar ve "Türkiye'yi yabancı sermaye açısından zaten parlak olmayan güvenilirlik notumuzu hızla kırmaya başlayan" diğer yanlış uygulamalarımız, bırakın sadece ülkemizin ağır para cezasına çarptırılmasını, yılda en az 10 milyar dolar yabancı sermaye girişine ihtiyacı olan ülkemize inanılmaz darbe vurmaktadır..
Başbakan Ecevit neden bu çok önemli konuyu, gündeminin tepesine taşımaz? Neden koalisyon ortakları ile bunu konuşmaz? Hüsamettin Özkan neden Ecevit'i ikaz etmez? Mesut Yılmaz neden kendi bakanı olan Zeki Çakan'ı çağırıp "Ne yapıyorsunuz?" diye sormaz..
Hiç kimse bu büyük tehlikenin farkında değilse, Kemal Derviş de mi farkında değil?
Bunu en yakından bilme durumunda olan TÜSİAD ve DEİK neden harekete geçmiyor?
Hem yabancı sermaye gelip yatırım yapsın diye dört döneceksiniz, sonra da adamlara bunları yapacaksınız.. Olur mu hiç? TV ve gazetelerdeki ekonomi yazarları da susuyor..
Sonra sorun sadece enerji ihalelerinde de değil.. Milli Savunma Bakanlığı ihalelerinde de, ilaç sektöründe de.. Diğer sektörlerde de önemli sıkıntılar var..
Türkiye'ye yıllık yabancı sermaye girişi, 1 milyar doların altına indi.. Bunun nedenini niye kimse araştırıp, "Cesaretle bu hastalığımızın üzerine giderek" tedavi etmiyor..
Yoksa, Çetin Altan ağabeyimizin "Enseyi karartmayın.. Yabancılar bize bu yüzyılı ıskalattırmayacaklar" sözüne inat, siyasilerimiz, "Bu yüzyılı da mı ıskalattıracaklar bize?"
Kemal Derviş, gün geçmiyor ki, "Tamam yırtmak üzereyiz" diyor.. Ama New York ve Washington'dan bakınca, oralarda insanlarla konuşunca, manzara pek de öyle görünmüyor Kemal bey.. Daha gidecek çok uzun yolumuz var.. Ekonomik olarak da var, siyaseten de..
Türkiye'de bir laf vardır sayın Derviş; "Bu gidiş iyi gidiş, eğer sonu gelirse" derler.. Bizim dileğimiz sonunun iyi gelmesi.. Ama, bu kafa ile, şimdilik çok zor gibi geliyor bize..
Not: Kurban Bayramı'nı yürekten kutladığımız tüm okurlarımızdan bir ricamız var.. Sokaklarımızı, meydanlarımızı, parklarımızı, açık alanlarımızı kan gölüne döndürmeye kalkanları lütfen Belediye'ye, polise ihbar edin.. Unutmayın ki, bu yüzyılı ıskalamamamız için belki küçük, ama önemli bir yurttaşlık görevidir bu..