kapat
22.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Ne güzel inanç!

İnşallah anlaşılmıştır. Türkiye'nin tek umudu ve geleceği artık "Maskelerin arkasına gizlenen suratları" görebilmekte yatıyor.

Necmettin Erbakan'ın Refah Partili kadınlara "Kadın çalışmamalı, evde oturun ve doğurabildiğiniz kadar doğurun" dediği günler o kadar yakın geçmişte ki bugün gibi hatırlıyoruz.

Buyrun, aynı sözler daha henüz o günlerin getirdiği bunalımı, krizi atlatamadan tekrar sahnede..

Devletin, karınca sürüsü gibi bilinçsizce artan (tahrip gücünden dolayı 'çekirge' de diyebiliriz), kısa sürede 70 milyona ulaşan vatandaşlarına yetişemediği, 100 kişinin alınacağı memuriyet sınavlarına 100 bin kişinin başvurduğu, yarısı aç ve işsiz bir ülkede bu söz tekrar sahneye çıkabiliyor.

Refah Partisi devletten aldığı 3 trilyona yakın paranın hesabını veremedi. Belediyelerinde partililere peşkeş çekilen ihaleler, havaya savrulan trilyonlar halâ soruşturulmakta.. Yöneticilerinin evleri yalılara dönüştü, Avrupa mobilyalarla döşendi. Çocuklarına saray düğünleri yapıldı, yurtdışında okutuldu. Hacca torun, torba ailece ve defalarca gidildi.

Doğuramayız!
Onların ve inancı onlar gibi kendine yontanların "Doğurun Allah ne verdiyse" demesinde şaşılacak bir şey yoktur. İşleri kolay, para bol, milletin, devletin kesesinden tırtıkladıklarıyla besleyecekleri çocukları doğurabilirler..

Ama biz düşünmek zorundayız. Bakamayacağımız çocukları doğurma hakkımız yok. Aynen hiç kimsenin bunu önerme hakkı olmadığı gibi..

Aynen hiç kimsenin "Allah'la kul arasına" girmeye hakkı olmadığı gibi..

Lütfen gözlerinizi açın ve gerçekleri görün..

Hepinizin mübarek Kurban Bayramı'nı sevgilerimle ve en içten "huzur" dileklerimle kutluyorum.

"Zirve Mücadelesi"
Bu film Çarşamba akşamı bir uydu kanalında tekrar yayınlandı. Son haftalarda sık sık gösteriliyor. Adı 'Zirve Mücadelesi'.. Konu, ABD'de bir kadın Başkan Yardımcısı adayına sırf 'kadın olduğu için' kolayca kurulan bir komploya Başkan'ın bizzat karşı çıkması ve sonuna kadar onu koruması..

Finalde Başkan'ın parlamentoya ve halka yaptığı bir konuşma var ki inanılmaz. Keşke herkes izleyebilse.. İstismara, yalana, özel yaşama müdahaleye gerçek bir demokraside nasıl karşı çıkıldığını ve "büyük devlet" olabilmenin gereklerini herkes görebilse.

Komployu hazırlayanın salondan çıkmak istemesi üzerine şöyle diyor Başkan;

"Bana sırtınızı dönebilirsiniz ama Amerikan halkının iradesine sırtınızı dönemezsiniz. ABD halkı iyi bir halktır, affeder ama asla unutmaz.. Büyüklük olgusunu yarı doğrular, yarı yalanlar ve gerçek dışı iftiralarla oluşturmanıza izin veremem..

Bırakın da Amerika yeni Milenyuma dürüstlüğün, doğruluğun heyecanıyla girsin."

Bir halkın affetmesi ama asla unutmaması ne kadar önemli bir özellik.. Bu olmayınca da halk, kendi hatası sonucu bizim durumumuza düşüyor işte..

Unutkanlığından yararlananlar çıkıyor.

Geri kalmış toplumlarda bu yüzden aydınlara düşen görev çok daha ciddi ve zordur. Emek ve cesaret ister.

Tatilde sadece dinlenmeyelim, düşünelim ve değerlendirelim diyorum ben!

Halka sormak!
Sürekliİ bir "halka soralım" modasıdır gidiyor. "İçki yasağını halka soralım." "AB'yi halka soralım." "İdamı halka soralım." Sorun abicim, sorun, siz sorun, biz cevaplayalım.

İyi de milletvekillerini niye seçiyoruz o zaman? Millet-vekili ne demektir?

Haydi, bu Bayram'da siz de düşünün.

Yeteri kadar dinleniyorsunuz zaten!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır