Kurban tatilini Karen Fogg'un gizli yazışmaları etrafındaki itiş kakışın vereceği heyecanla renklendireceğiz.
Çünkü casus var, karşı casusluk var, bin bir türlü komplo teorisi var..
Ama bu tartışmaların, Türkiye'nin AB sürecine verilen zararları telâfi edecek amaca hizmet etmesini diliyoruz.
Konu bayramlık olsun ama asla "kurbanlık" olmasın!
Şu tesbitleri dürüstçe yapmak gerek:
1. Diplomatik yazışmaların yasadışı yollardan elde edilmesi ve yayınlanması suçtur. Suç Türkiye'de işlenmiştir.
2. Yasa dışı yollardan elde edilmiş bir kanıt, cinayet davasında bile kabul edilemez. Bu doğru ama Karen Fogg'un Türkiye'ye dost niyetler taşımadığı konusunda bir yargı da toplumda oluşmuştur.
Bu kaba tesbitler, sorunun iki tarafı olan Türkiye ve AB'ne, hızlı ve doğru kararlar verme mecburiyeti yüklüyor.
Çünkü komplonun hedefi Karen Fogg gibi görünse de asıl amaç, Türkiye'nin AB sürecini en kritik eşikte torpillemektir.
Olayın, vadesi Mart'ta dolacak öncelikli taahhütlerimizi yerine getirmek için çabaların yoğunlaştığı bir döneme denk gelmesi, uyarıcı olmalıdır.
AB'de Türkiye karşıtları olduğu gibi Türkiye'de de AB karşıtları var.
Tartışmayı "yazışmaları kim sızdırdı" sorusunun cevabına odaklamak sadece iki taraftaki karşıtların amaçlarına hizmet eder.
Tarafların sorumluluğu belli:
Türkiye'de yargı olaya el koymuştur. Bu adımın, yazışmalarla ilgili yayın yasağı kararı ile tamamlanması gerekir.
Brüksel de, misafir olduğu ülkenin güvenini yani görev yapma yeteneğini kaybeden bu diplomatı, kompleks duymadan geri çekme yükümlülüğü altındadır.
Başbakan Ecevit dün, Karen Fogg'un geri çekilmesini istedikleri yolunda çıkan haberlerin doğru olmadığını söyledi.
Avrupa Birliği kendiliğinden yapmıyorsa bunu Türkiye istemelidir.
Ecevit dün açıkladı:
Afganistan Geçici Yönetimi Lideri Karzai kendisini telefonla arayarak ülkesindeki Uluslararası Güvenlik Gücü'nün komutasını Türkiye'nin üstlenmesinden mutluluk duyacaklarını bildirmiş..
Türk askerinin, bu önemli görevi yerine getireceğine şüphe yoktur.
Ama farklı uluslardan birlikleri tek bir irade altında yönetmenin zorluklarını da Somali tecrübelerimizle biliyoruz.
1993'te Somali'de BM Gücü'ne komutanlık yapan Orgeneral Çevik Bir'in deneyimlerinden mutlaka yararlanılmalıdır.
Başka birinin görüşünü beğenmediği için toplantıyı yarıda terkeden yabancı subaylar.. İhtiyat birliği olarak sevk emrine karşı koyan Fransız Genelkurmayı..
Bu ve benzeri disiplinsizlikleri ortadan kaldıracak garantiler, Afganistan'a asker gönderen ülkelerden alınmadıkça böyle bir sorumluluk asla üstlenilmemelidir.
Türk askerinin, kahramanlığını kanıtlamak gibi bir kompleksi yoktur. Ama öbürlerinin askeri disiplini garanti etme mecburiyeti vardır.
Bunu talep etmek hakkımız!