Vicdansızlar
Bayram üzeri çocukları sevindirmek sevaptır. Belki de bu yüzden Kanal D'deki o haberi izlerken kan beynime çıktı.
Bir firma, İstanbul'un kenar mahallerinin birinde meyveli yoğurt, pudding dağıtmış. Malum; bedava sirke, baldan tatlıdır, çocuklar yalayıp yutmuşlar verilenleri... Güle oynaya kapışmışlar. Bir alan, bir daha almış... Yoğurtlar, pudingler mideye inmiş.
"Afiyet olsun" diyeceğiz ama, diyemiyoruz. Meğer, alayının son kullanma tarihi geçmiş. Çocuklar, alttan gitmiş, üstten gitmiş.
Uyanığa bak, uyanığa... Çöpe atacağı bozuk mallarla sevap kazanacak!
Allah, topunuzun layığını versin...
KİM TAKAR SEYİRCİYİ:
O olaylı Fenerbahçe maçından sonra "Liverpool'dan beş yer" denilen Avrupa Aslanı'nın, İngilizler'den söke söke bir puanı kaptığı maçı izliyorum. Devre arası. Stüdyodaki yorumcuların maçın ilk devresi için söyleyeceklerini merak ediyorum. Heyhat! Önce paralı raklamlar, sonra kanalın kendi reklamları.
Paralı reklama bir sözüm yok. Ama böylesine önemli bir maçta, devre arasında "Bizim ekranda yarın şu var, öbürgün bu var" demeye ne gerek vardı? Bir günlüğüne kendi reklamınızı ekrana getirmeseniz, stüdyo konuklarına ilk devreyi yorumlatsanız günaha mı girerdiniz?
BAYRAM GELMİŞ NEYİME!:
Ekranın önündeki televizyon habercileri, anlı şanlı sunucularımız, yorumcularımız, televizyonun penceresindeki bizlere el sallayıp, gülücükler dağıtarak bayram tatiline çıktılar.
Kader utansın, böyle bir iş bulamadık!
Bayram'da buradayız efendim, bekleriz!
Ve hepinize nice mutlu bayramlar dileriz.
|
|