kapat
20.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Tanzanya bile ABD'ye gümrüksüz girerse...

"Tanzanya mı burası!" Mont üretip ihracat yapan Sezer Tekstil'in sahibi Halil Sezer, önceki gün sektörün önde gelen isimlerine gönderdiği elektronik posta mesajına böyle başlamış. Sezer'in mesajı ilginç: "Hani bizim gençliğimizde bir laf vardı: Tanzanya mı burası? İşte o Tanzanya, tekstil ve konfeksiyonda Amerika'ya gümrüksüz giriş hakkını elde etmiş sonunda..."

Amerika, Türkiye'nin yaptığı tekstil ve konfeksiyon ihracatına koyduğu kotayı kaldırmayı açıkcası hiç düşünmedi. Zaten Türk bürokrasisi ve işadamları da bu işin yeterince lobisini hiç bir zaman yapamadı. Başbakan Ecevit'in kalabalık bir işadamı topluluğuyla ABD'ye yaptığı gezinin kotaların kaldırılması için büyük fırsat yarattığı sanıldı. Oysa ki ABD Dışişleri Bakanı daha sonra bir açıklama yaptı ve net konuştu: Kota meselesini boşverin. Zaten 2005'te kalkmayacak mı?

Aynı Amerika, Afrika Büyüme ve Fırsatlar Girişimi (AGOA) adı altında önce Tanzanya'nın ardından Mozambik'in gümrüksüz ihracat yapmasına karar verince, işadamları arasında bir e-mail trafiği başladı. Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İKV Yönetim Kurulu Üyesi Halil Sezer, tepkisini konfeksiyoncu dostlarına yazdığı e-postada şöyle dile getiriyordu:

"Bir de Mozambik lafı vardı. Oldukça yaygın. Ama en çok bizim edebiyat öğretmeni kullanırdı, ben Bâki'nin yazdığı şiirler için yaptığı yorumlara itiraz edince: Hoca'ya böyle bir saygısızlık Mozambik'te bile olmaz yahu! derdi. İşte o Mozambik de gümrüksüz Amerika yollarında."

Halil Sezer, Türkiye'nin aslında kendisini Tanzanya, Mozambik ya da Madagaskar (Afrika'nın ucunda bir küçük ada) gibi ucuz ülkelerle kıyaslamayı bırakması gerektiğini çünkü her zaman 20 dolarlık maaş düzeyiyle daha ucuz ülkelerin olacağını söylüyor. Yani Türkiye artık bu ligden başka bir lige transfer olmak zorunda. Sezer, 'Türkiye'de konfeksiyon bitiyor' şeklindeki görüşlere ise hiç katılmıyor ve Türk tekstil ve konfeksiyoncusunun liginin AB üyesi kimliği taşıması gerektiğinin altını çiziyor.

Konfeksiyoncuların Tanzanya'nın ya da Mozambik'in gümrüksüz ihracatından tedirgin olmasının sebebine gelince. Bugün itibariyle tüm dünyadan 800 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon ithalatı yapan Amerika'dan Türkiye'nin aldığı pay sadece ve sadece yüzde 1.8. Tüm dünyada kotaların kalkmasına sadece 3 yıl kaldı diye sevinmenin alemi yok. Çünkü söylenenlere bakılırsa, bir pazarda payınız küçük olursa, kotalar kalktığında en çabuk kaybedecek pazar siz olursunuz. Bu nedenle, ABD'nin AB'ye ne uyguluyorsa Türkiye'ye de bir an önce onu uygulamasını yani kotaları kaldırmasını hemen istemek gerekiyor ki, Tanzanya ya da Mozambik Türkler'i korkutmasın, daha çok pazar payı almasın. 2005'teki kotasız ortamda büyük avantaj sağlansın.

Şu durumda, Şubat'ın 27'sinde gelecek olan ABD heyetinin önünde ciddi pazarlığa girişmesi beklenen Türk tarafının şu günlerde hummalı çalışmalar yaptığını ümid etmekten başka çare yok anlaşılan.

"Nöbetçi eczane gibiyiz"
Halil Sezer'e göre, 10 yıl içinde Avrupa Birliği'nin içine girecek olan Türkiye, AB içindeki en güçlü ve rekabetçi üretim ve ticaret partneri olacak. Türk malı da "Avrupa malı" etiketini taşıyacak. Sezer'in söyledikleri güzel olmasına güzel de, Türk bürokrasisi ve Türk tekstil ve konfeksiyoncusu bu hedef için yeterince sıkı çalışıyor mu, işte orası tartışılır. Olumsuz bir hava estirmenin anlamı olmadığı için Halil Sezer'in umutlu ifadeleriyle bu yazıyı bitiriyoruz:

"Moda trendleri çok hızlı değişiyor. Perakendeciler stok ve çeşit riskine girmek istemiyor. Hızlı teslimat zordur ama müşterinin 6 ay sonra ne giymek isteyeceğini tahmin etmeye çalışmaktan daha kolaydır. İşte kumaşçısı, aksesuarcısı ve konfeksiyoncusuyla, sanki nöbetçi eczane gibi çalışan bizlere dünya pazarında her zaman ihtiyaç olacak. Biz işimizi hakkını vererek yapacağız ve bu işin ille de fakir ülkelerin işi olmadığını ispatlayacağız."



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır