"Tanzanya mı burası!" Mont üretip ihracat yapan Sezer Tekstil'in sahibi Halil Sezer, önceki gün sektörün önde gelen isimlerine gönderdiği elektronik posta mesajına böyle başlamış. Sezer'in mesajı ilginç: "Hani bizim gençliğimizde bir laf vardı: Tanzanya mı burası? İşte o Tanzanya, tekstil ve konfeksiyonda Amerika'ya gümrüksüz giriş hakkını elde etmiş sonunda..."
Amerika, Türkiye'nin yaptığı tekstil ve konfeksiyon ihracatına koyduğu kotayı kaldırmayı açıkcası hiç düşünmedi. Zaten Türk bürokrasisi ve işadamları da bu işin yeterince lobisini hiç bir zaman yapamadı. Başbakan Ecevit'in kalabalık bir işadamı topluluğuyla ABD'ye yaptığı gezinin kotaların kaldırılması için büyük fırsat yarattığı sanıldı. Oysa ki ABD Dışişleri Bakanı daha sonra bir açıklama yaptı ve net konuştu: Kota meselesini boşverin. Zaten 2005'te kalkmayacak mı?
Aynı Amerika, Afrika Büyüme ve Fırsatlar Girişimi (AGOA) adı altında önce Tanzanya'nın ardından Mozambik'in gümrüksüz ihracat yapmasına karar verince, işadamları arasında bir e-mail trafiği başladı. Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İKV Yönetim Kurulu Üyesi Halil Sezer, tepkisini konfeksiyoncu dostlarına yazdığı e-postada şöyle dile getiriyordu:
"Bir de Mozambik lafı vardı. Oldukça yaygın. Ama en çok bizim edebiyat öğretmeni kullanırdı, ben Bâki'nin yazdığı şiirler için yaptığı yorumlara itiraz edince: Hoca'ya böyle bir saygısızlık Mozambik'te bile olmaz yahu! derdi. İşte o Mozambik de gümrüksüz Amerika yollarında."
Halil Sezer, Türkiye'nin aslında kendisini Tanzanya, Mozambik ya da Madagaskar (Afrika'nın ucunda bir küçük ada) gibi ucuz ülkelerle kıyaslamayı bırakması gerektiğini çünkü her zaman 20 dolarlık maaş düzeyiyle daha ucuz ülkelerin olacağını söylüyor. Yani Türkiye artık bu ligden başka bir lige transfer olmak zorunda. Sezer, 'Türkiye'de konfeksiyon bitiyor' şeklindeki görüşlere ise hiç katılmıyor ve Türk tekstil ve konfeksiyoncusunun liginin AB üyesi kimliği taşıması gerektiğinin altını çiziyor.
Konfeksiyoncuların Tanzanya'nın ya da Mozambik'in gümrüksüz ihracatından tedirgin olmasının sebebine gelince. Bugün itibariyle tüm dünyadan 800 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon ithalatı yapan Amerika'dan Türkiye'nin aldığı pay sadece ve sadece yüzde 1.8. Tüm dünyada kotaların kalkmasına sadece 3 yıl kaldı diye sevinmenin alemi yok. Çünkü söylenenlere bakılırsa, bir pazarda payınız küçük olursa, kotalar kalktığında en çabuk kaybedecek pazar siz olursunuz. Bu nedenle, ABD'nin AB'ye ne uyguluyorsa Türkiye'ye de bir an önce onu uygulamasını yani kotaları kaldırmasını hemen istemek gerekiyor ki, Tanzanya ya da Mozambik Türkler'i korkutmasın, daha çok pazar payı almasın. 2005'teki kotasız ortamda büyük avantaj sağlansın.
Şu durumda, Şubat'ın 27'sinde gelecek olan ABD heyetinin önünde ciddi pazarlığa girişmesi beklenen Türk tarafının şu günlerde hummalı çalışmalar yaptığını ümid etmekten başka çare yok anlaşılan.