

13 hassas nokta
Murat Birsel geçen hafta, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin yayın organı Stars&Stripes'da çakın bir yazıdan bahsetti...
"Pentagon, savunma bütçesi için 10 milyar dolarlık ekstra fon istedi!" diye yazdı...
Ki...
Pentagon, bu parayı, 379 milyar dolarlık savunma fonunun üstüne ek olarak istiyor...
Anlaşılan o ki, 11 Eylül ABD'nin öncelik listesini değiştirmiş...
Kimyasını bozmuş...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ise SABAH'ta yayınlanan söyleşisinde Yavuz Donat'a, "Avrupa PKK'dan çekiniyor" diye bir açıklama yapıyor.
Sözün devamını ise şöyle getiriyor:
"İşte bu yüzden AB ülkeleri, PKK'yı terör örgütleri listesine almaya soğuk bakıyor. AB'ye kendi şartlarımızı kabul ettirmenin bir tek yolu var. O da kendi içimizde güçlü olmak!"
Tabii ki bu da ABD örneğinde olduğu gibi önce güvenlik demek!...
Savunma harcamalarının artması demek...
Hele Türkiye gibi belalı bir coğrafyada yaşıyorsan...
780 MİLYAR DOLAR
Nitekim...
Bazı eski solcu taze liberal köşelerde yazıldığı gibi Türkiye'nin savunma bütçesi sanıldığı kadar büyük mü?
Türkiye bu anlamda gereksiz harcama yapıyor mu?
Bu soruya cevap olabilecek...
Stratejist, proje danışmanı Tayfun Erdil'den aldığım birkaç bilgi notunu yansıtayım...
Dünyadaki savunma sanayinin toplam cirosu 780 milyar dolar.
Bu pastanın yüzde 45'ini ABD, yüzde 18.5'ini İngiltere, yüzde 16'sını Fransa, yüzde 5.4'ünü Rusya, yüzde 3.3'ünü İsrail, yüzde 2.2'sini Çin ve yüzde 1.6'sını Almanya oluşturuyor...
Bir başka deyişle...
7 ülke dünya savunma pazarının yüzde 92'sine hükmediyor...
Aslında bu rakam, 11 Eylül'e kadar her geçen gün gittikçe küçülen bir seyir izlemekteydi...
Bunun sonucu olarak çok sayıda şirket Boeing-McDonnell Dougles, Lockheed-Martin Marietta, Northrop-Grumann gibi birleşmek zorunda kalmışlardı...
Ama...
11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ni yerlebir eden uçak saldırısı sonrasında, her şey değişti...
Şimdi tüm dünyada savunma harcamaları tavan yapıyor...
16 SICAK NOKTA
"Ya Türkiye bu harcamaların neresinde?" diye sorulabilir...
9 milyar dolarlık savunma bütçesi harcamasıyla, Türkiye önemli bir oyuncu...
Bu rakam mevcut savunma harcamalarının yüzde 1.15'ine tekabül ediyor.
Ne yazık ki, tüm dünyada soğuk savaşın ardından savunma harcamaları azalırken, Türkiye bunu başaramamıştır.
Bunun sebebi de tamamen sorunlu bir bölgede yaşıyor olmamızdan kaynaklanıyor...
Dünyadaki 16 sıcak ve sorunlu bölgeden 13'ü sınırlarımızın çok yakınında...
Ayrıca...
Komşularımızın savunma harcamaları da, Türkiye'ye bu şansı tanımamaktadır...
Türkiye'nin GSMH'nin yüzde 4.2'sine karşılık gelen savunma harcama oranı, Suriye'de 7.2, Irak'da 6.8, İran'da 6.5, Ermenistan'da 8.2, Yunanistan'da 4.2, Bulgaristan'da da 3.7'dir.
Tüm bunlara rağmen, dünyada kişi başına 180 dolar olan savunma harcama miktarı, Türkiye'de 120 dolardır.
Bir başka deyişle...
Harcadığımız para milli gelirimize oranla yüksek, ancak rakamsal olarak düşüktür.
Türkiye'nin savunma harcamalarını kısıtlayamamasının bir diğer nedeni de... 1985'lere dek TSK'nın ihtiyaç duyduğu teçhizatın, dost ülkelerden hibe yoluyla alınan kullanılmış ve faydalı ömrünü doldurmuş sistemlerden oluşmuş olması...
TSK envanterinde hala 1950 ve 1960'lardan kalan silah ve teçhizat varken, komşularımızın edindiği modern silahlar karşısında bütçe kısıntılarına gitmek hiç de gerçekçi değildir.
SAFLAR NETLEŞİRKEN
Ayrıca...
Günümüzdeki birçok büyük buluş ve günlük hayatımızın vazgeçilmez öğelerinden pek çoğu, savunma amaçlı araştırmaların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Quartz kol saatinden notebook bilgisayarlara dek bu anlamda birçok örnek verilebilir.
Çünkü...
Savunma Sanayi temelde bir AR-GE endüstrisidir. Savunma alanında gerçekleştirilen bir buluş daha sonra sırasıyla "Sivil Havacılık" ve "Otomotiv" endüstrilerini izleyerek ucuzlamakta ve sonra günlük hayatımıza girmektedir.
AR-GE harcamalarının büyüklüğünün en somut örneği ABD'nin yeni nesil savaş uçakları olan F-22 ve F-35 projeleridir. Günümüzde bir savaş uçağını geliştirmek, asgari 18-20 milyar dolar tutarında bir harcamayı gerektirmektedir.
ABD, 1993 yılında Savunma Yetki Kanunu'na dayanarak ileri teknoloji üreten 35 firmayı özel koruma altına almış ve antitröst yasaları kapsamının dışında tutmuştur.
Bu nedenle artık ülkeler ve şirketler tek başlarına AR-GE faaliyetleri yerine konsorsiyumlar oluşturarak tasarımları gerçekleştirme yoluna gitmektedirler.
Bu bakımdan, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafi yapıyı bilmeden... Güvenlik ihtiyaçlarını algılamadan... Batılı başkentlerin lider kadrolarının Ortadoğu üzerine yazdıkları yeni senaryoları okumadan, günümüz dünyasının gerçekleri üzerine yazı üretmek ne derece gerçekçi bir yaklaşım, bunu sizlere bırakıyorum...
Fakat...
Türkiye, artık şunu da tartışmalı diyorum:
ABD'nin ve onun ardından gelen Batı'nın önce güvenlik dediği bir ortamda "Önce Avrupa mı?" yoksa "Önce Türkiye mi?"...
Bu kararın verilmesi gerekiyor...
Çünkü görüldüğü gibi ortada, o kadar kasıtlı bilgi kirletilmesi ve zihin bulandırma numaraları var ki!...
|