Avrupa Birliği, Ankara'daki temsilcisi Karen Fogg'un güvenliğinden endişe duymaya başladı.
AB Temsilciliği'nin "fiziki güvenliği ile iletişim güvenliğinin sağlanması" dün Türk hükümetinden resmen talep edildi.
Büyükelçi kimliği taşıyan Karen Fogg'un bir çok çıkışı, benim de çoğu zaman öfkemi çekmiştir.
Haşin eleştirileri ve aşağılayıcı nitelemeleri, bu hanımın misafirlik hakkını kötüye kullandığı şüphesi uyandırmıştır.
Ama bunların hiç biri, dokunulmazlığı uluslararası anlaşma ile garanti altına alınmış diplomatik yazışmaların medyaya sızdırılmasını haklı gösteremez.
Övüneceğimiz bir olay değildir.
Ülkenin menfaatine de değildir.
Çünkü halkta AB'ye güvensizliği ve karşıtlığı arttırmak için kullanılan bu tertip amacına ulaşırken Türkiye'nin kaliteleri de AB katında puan kaybetmiştir.
Karen Fogg yanlış yapmış olabilir.
Türkiye'ye dost da olmayabilir.
Bu durum, bir diplomatın kamuoyu öfkesi ile ipe çekilmesini haklı gösteremez.
Kaldı ki Fogg'un değerlendirmeleri, değişime direnen odaklara bazı Türk aydınlarının yönelttikleri eleştirilerden çok farklı değildir.
Ayrıca Bayan Fogg bunları, kamuoyuna değil kendi merkezine yazıyor.
Raporlarının yerel makamlar tarafından kamuoyuna sızdırılacağı şüphesini taşıyan hiç bir diplomat görevini yapamaz.
Bizimkiler de dahil..
Yazık ki ok yaydan çıkmıştır.
Ama Türkiye'nin AB yolculuğu bu rezaletten zarar görmemelidir. Başvurulacak ehven-i şer çözümü bellidir:
Türkiye bu yazışmaların yayınını yargı yoluyla durdurmalı, AB de görev yapma yeteneğini yitiren Fogg'un yerine hemen yeni bir temsilci atamalı..
Baykuştan kılavuz olmaz..
"Bir buçuk yıl sonra çöküş olacak. Türkiye toprakları Afganistan gibi tozacak, Arjantin'deki gibi teneke mahalleler kurulacak.."
Krizden çıkış şartlarını yaratan Türkiye'nin tam da moral motivasyona ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bu felâket tellâllığını kim yapmış olabilir?
Tabii ki felâket yaratma sabıkası olan biri, yani Zekeriya Temizel..
Dün Star gazetesinde çıkan demecini, güvendiğim dört ekonomi profesörünün değerlendirmesine sundum. Sonuç:
"Çok ucuz eleştiriler, bilimle ilgili olmayan öngörüler. Ciddi bir tartışma ortamında bu görüşün sahibi, kabili hitap sayılamaz!"
Felâket, Temizel'in dediği gibi IMF ile anlaşmak değil, onun yaptığı gibi sermayeyi korkutup Türkiye'den kaçırmaktır.
Maliye Bakanı oldu "mali milât" dedi, BDDK Başkanı oldu bankacılık sektörünü alt üst etti.
Ülke milli gelirinin dörtte birine mal olmuş günahın baş aktörü, şimdi parti kurup yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyor.
Keşke vazgeçmese de milletin hakkında ne düşündüğünü öğrense..