Dün akşam Teke tek'te Mahir Kaynak'ı dinlerken, komplo teorileriyle fazlaca iştigal etmenin zihin sağlığı için ne ciddi bir tehlike oluşturduğunu açıkça gördüm. Kaynak'ın, PKK'nın adının değişmesiyle ilgili analizi, hayatı kafada kurulan şemalara uydurmaya çalışmanın, bir insanı gerçeklerden ne kadar uzaklaştırabileceğini ve analiz yeteneğini nasıl köreltebileceğini göstermesi bakımından ibretlikti.
Önce bu şaşırtıcı analizi özetlemeye çalışayım:
Bilindiği gibi PKK adının açılımı Partiya Karkera Kürdistan yani Kürdistan İşçi Partisi... Mahir Kaynak'a göre, Avrupa Birliği, PKK'nın adının değişmesini, "Kürdistan" sözcüğü yüzünden değil, "İşçi" sözcüğü yüzünden istiyor. Çünkü "işçi partisi" adlandırması PKK'yı sınıfsal mücadele platformuna kaydırdığı için, bütün Kürt halkını temsil etme imkânını da ortadan kaldırıyor. Nitekim, PKK'nın karşısındaki feodal güçlerin koruculuk biçiminde örgütlenmesi de bu sınıfsal parçalanmayı ortaya koyuyor. "İşte bu yüzden" diyor Kaynak, "Avrupa Birliği, PKK'nın adını değiştirerek "Kürt" kelimesini kullanmasını ve Kürt etnik kimliğini bütünüyle temsil etmesini istiyor."
Böylece PKK'nın mücadelesi sınıf temelinden etnik temele kaymış olacak; PKK temsil niteliği güçlenince daha da güçlenecek; AB'nin Türkiyeyi bölme planı da daha rahat uygulanacak!
İşte böyle inanılmaz birşey...
Sanki Türkler ve Kürtler arasında PKK'nın Kürt işçi sınıfını temsil ettiğini düşünen bir Allah'ın kulu varmış gibi! Sanki PKK, şimdiye kadar adındaki işçi sözcüğü yüzünden, bir sınıf örgütü olarak algılanmış da, şimdi bu handikaptan kurtulmasına çalışılıyor! Sanki PKK / Korucular çatışması sınıf temelinde bir çatışma!
Cümle alem biliyor ki, PKK'nın adı konusundaki tartışma "İşçi" kelimesi üzerinde değil, "Kürdistan" kelimesi üzerinde dönüyor.
"Kürdistan" sözcüğü ayrı bir vatan fikrini ve ayrı devlet kurma idealini içinde taşıdığı için, PKK'nın bu sözcükten vazgeçmesi, onun yerine etnik kimliği vurgulayan "Kürt" sözcüğünü kullanması ve Kürtler'in kimlik haklarını savunan demokratik bir harekete dönüşmesi öneriliyor.
Ama hayatın gerçeklerini ille de masa başında çizdikleri şablonlara oturtmak isteyenler, inanılmaz analizlerle bu çok açık gerçekleri tahrif etmekten kaçınmıyorlar.