kapat
20.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Bankasına kriz dokunmadı

1984 yılında Turkish Bank'ı 7 yıl vade ile satın alan Tanju Özkol, "Şimdi 14 şubeli küçük bir banka sahibi olmaktan çok mutluyum. Benim tek işim bu" diyor
Türk Bankası sahibi Tanju Özkol ile ofisinde karşılıklı oturuyoruz. Eskiden birçok ticarethanenin duvarını süsleyen meşhur bir resim vardı: Veresiye Veren ile Peşin Veren. Veresiye Veren, kasasından fareler kaçışan, saçı başı birbirine karışmış, bir elinin parmakları, dökülmüş yağlı saçlarının içinde perişan adam. Gülücüklü, sağlıklı, iyi giyimli Peşin Veren'in ise kasasından banknot, yüzünden sağlık ve mutluluk fışkırıyor.

Özkol bana o Peşin Veren adamı hatırlatıyor.

YÜZDE 851 BÜYÜDÜ
Türk Bankası (orijinal adı ile Turkish Bank)fTürkiye'nin belki de en ilginç bankası. Sadece 14 şubesi var ama müthiş kârlı ve bankalar arasında vergi ödeme sıralamasında 2000 yılında, 68 banka içinde dördüncü. Geçen yılın üçüncü çeyreğinin sonunda 11 milyon dolara yakın net kâr etmiş. Bir yıl öncesine göre (2001'in Türk bankacılığının en kötü yıllarından biri olduğunu hatırlayalım) bu, yüzde 851 (evet 851) bir artışa tekabül ediyor.

Bankanın hiç donmuş alacağı yok. Döviz pozisyonu açığı yok. Sermaye yeterlilik rasyosu geçen yıl sonu itibarı ile yüzde 82.

Özkol bankasının başarısını muhafazakârlığına, yasaları harfiyen uygulamasına ve risk almamasına bağlıyor.

"Biz geleneksel bankacılık yapıyoruz," diyor. "Müşterilerimiz bize para emanet ediyor, biz de onu muhafaza ediyoruz. Hiçbir zaman riskli bir yatırımı tasvip etmeyiz. Sadece bankalara ve en güçlü şirketlere kredi veririz. Bu bizi yaşatıyor. Bugüne kadar en ufak bir problemimiz olmadı. Demek ki doğru yoldayız."

Büyük bankaların daha büyükleşmeye çalıştığı bir dönemde Özkol küçük olmanın bir avantaj olduğuna inanıyor.

"İnsanlar bu büyük modern bankalarda kaybolmaya başladı" diyor. "İnsan insana temas yok artık. Bizim burada hâlâ kişisel ilişki geçerli. Müşteri isterse beni bile görebilir. Akbank'ın milyonlarca müşterisi var. Erol Sabancı hepsini görebilir mi? Mümkün değil."

Küçük bankaların Türkiye'de ömrünü tamamladığına inanmıyor mu yani?

"Sadece büyük yaşasaydı bugün okyanuslarda balinadan başka balık olmazdı. Politikamızda hiçbir değişiklik yapmayacağız. Masraflarını kontrol edenler, büyük küçük, yaşayacak.f Büyük bankaların riski de büyük. Küçüğü kontrol etmesi, onun yaşaması daha kolay."

Özkol müdür olarak girdiği bankayı satın alan tek adam Türkiye'de.

"Akbank'ta şube müdürüydüm" diye anlatıyor öyküsünü. "Türk Bankası müşterim idi. 'Bizim bankaya gelir misin?' dediler. Banka o zaman sadece Kıbrıs'ta şubeleri olan, Londra'da bir tek şubesi olan bir banka idi. Hisse önerdiler. Kabul ettim."

İŞİMDE EĞLENİYORUM
Özkol 1978 yılında, 16 yıl emek verdiği Akbank'tan ayrıldığında 43 yaşındaydı.

1984 yılında ortakları Türk Bankası'nı satmaya karar verdi. Birçok alıcı çıktı ama kimse peşin para vermeye yanaşmıyordu. "Bana satın dedim" diyor Özkol. "Protokol yapalım. Yedi senede ödeyeyim. Ödemezsem hisse senetlerini vermeyin."

1985'te protokol imzalandı. Özkol sözünü tuttu, parayı ödedi ve bankanın çoğunluk hisselerini ele geçirdi. Türkiye'de şube açmaya başladı.

Özkol, üzerine basa basa şunları söylüyor: "Bankacılık dışında hiçbir işle uğraşmadım. Zaten bundan sonra da uğraşacak değilim. Tek kuruş borcum olmadığı gibi, bütün param da bankada. Eğleniyorum işimde. Bunun dışında büyük bir ambisyonum (hırsım, tutkum) yok. Mezara para ile giden kaç adam var?"

Metin MÜNİR



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır