
Felaket tellalı
Ekonomik krizleri tetiklemekle suçlanan Temizel, "1.5 yıl sonra Afganistan gibi tozduğumuz görülecek. Arjantin'deki gibi teneke mahalleler kurulacak" dedi. 1999 ve 2001 yılı ekonomik krizlerinde ciddi payı olduğu kabul edilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu eski Başkanı Zekeriya Temizel, Türkiye için kabus sayılacak bir senaryo üretti. Uzun süredir karar mekanizmalarında kendisine uygun yer bulamayan ve Başbakan Bülent Ecevit'in gözünden düşen Temizel'e göre Türkiye, 1.5 yıl gibi çok yakın sayılabilecek bir süreçte, Afganistan gibi 'tozacak.' Temizel"in öngörüsüne göre yine aynı dönemde Türkiye'de, Arjantin'deki gibi teneke mahalleler kurulacak! "Sefalet geliyor" diyerek kara tablo çizen Temizel, başında bulunduğu Ülke Politikaları Vakfı'nın ülkeyi 10 yıl içinde düzlüğe çıkaracak formülü de bulduğunu ileri sürdü. Star Gazetesi'ne açıklama yapan Temizel, formülün detaylarını açıklamadı ama "cömert" bir davranış göstererek, isteyen siyasi hareketlere formülü verebileceğini söyledi. BDDK Başkanı olarak, IMF'nin isteğine uyarak "dalgalı kura" geçilmesi gerektiğini savunan Temizel, çok değil tam bir yıl önce 20 Şubat gecesi, SPK Başkanı Doğan Cansızlar'a "Sen nasıl olur da devalüasyon yapılmasına karşı çıkarsın. Eğer bu kararı almazsak, IMF desteğini keser" diyerek kayıtsız şartsız IMF ile ilişkilerin sürdürülmesini istiyordu.
BÜYÜK ÇELİŞKİ
Aynı Temizel bugün, IMF'nin isteği ile yasalaşan yeni Tütün ve Şeker Yasası ile doğrudan tarımsal destek politikasının kısa zamanda ülkeyi felakete sürükleyeceği uyarısını yaptı. Temizel şöyle konuştu:
"Uygulamaların sonuçlarını insanlar 1.5 yıl içinde fiilen görecekler. Daralan tüketimin dalga dalga yayılarak üretimi nasıl vuracağını görecekler. Toplumsal çöküntünün başlayacağını görecekler. Tarımdan düşmüş, üretmeyen bir ülkenin topraklarının Afganistan gibi nasıl tozduğunu görecekler. İnsanlar yaşamak için kentlere akın edecek. Kentlerde inanılmaz sosyal sorunlar doğacak. Teneke mahalleler ortaya çıkacak, sefalet yaşanacak."
Temizel, IMF ile ilişkiler konusunda ise, "Bağımsız olduğunu söyleyen bir ülke açısından çok acı bir olay. Ben IMF politikalarıyla buradan kurtulunacağına inanmıyorum" dedi.
Türkiye için önce felaket senaryosu çizen Temizel, 70 milyonluk Türkiye'nin sefalete girmemesi için seçenekler olduğunun ve bu seçeneklerin de kendisi tarafından üretilmeye başlandığının "müjdesini" verdi. Temizel, Türkiye'yi IMF kredisine mahkum eden politikalarda üstlendiği aktif rolden ise bahsetmedi.
Örneğin, 1998 yılında vergi reform paketini Maliye Bakanı sıfatı ile hazırlayan Temizel, "mali milat" uygulaması ile büyük eleştiriler almıştı. Temizel "Madem herkes için yeni bir dönem başlayacak. Bundan sonra insanlara 'servetini nereden elde ettin?' sorusu yöneltilecek. O zaman geçmişe dönük vergi incelemesinin yapılmayacağına ilişkin yasayı çıkarın" uyarılarına kulaklarını tıkamıştı. O dönem, Merkez Bankası kayıtlarına göre 6 milyar dolar sadece bu korku nedeniyle Mali Milat'ın hemen öncesinde yurtdışına kaçtı. 1999'a bu sıkıntı ile giren Türkiye, Rusya ve Uzakdoğu krizine yakalandı ve zayıf bünye ile büyük güç kaybetti.
KRİZİ TETİKLEYEN TAVIR
Vergi reformu yapacağım diyerek krizi tetiklediği eleştirilerinin de muhatabı Temizel, ciddi bir istikrar programının yürütüldüğü 2000 yılı 31 Ağustos'unda BDDK Başkanlığı'na getirildi. İstikrar programının en zayıf halkası olarak görülen, halen de bu özelliğini koruduğu bilinen ve bankacılık sektörünü "altı ayda adam" edeceğini ileri süren Temizel, mali yapısı zayıf bankalara el koyup, patronlarını tek bir imza ile peş peşe DGM'ye göndermeye başladı.
Bankacılık sektörüne yönelik bu acımasız tutum, dedikodularla birleşince yüzde 25'ler civarında dolaşan gecelik faizler yüzde 70'lere, sonra yüzde 3000'lere kadar yükseldi. Ortalama yüzde 35 ile milyarlarca dolarlık devlet iç borçlanma kağıdını elinde tutan bankalar her gün zarar yazmaya başladı. Sadece bu nedenle mali yapısı bozulan Demirbank'a el konulması bardağı taşıran son damla oldu ve Türkiye geri dönülmez bir krize sürüklendi.
Temizel, serbest piyasa ekonomisine inanmadığını ise 12 Mayıs 2001 tarihinde yaptığı bu açıklama ile ortaya koydu:
"Türkiye şu anda piyasa ekonomisi, parasal politikalar ve sermaye hareketlerinin serbestisiyle kalkınma düşünün sonuna geldi. Türkiye'nin bu düşü iflas etti"
Bir kez daha krizi tetikleyen politikalara imza atmakla suçlanan Temizel, BDDK Başkanlığı'nı bırakmasıyla hükümetin ve yeni BDDK yönetiminin bankacılık sektörüne bakışı değişti. Uzun vadeye yayılan rehabilitasyon dönemi başladı. Bankalara, devlet yardımı yapılması için kanun çıkarıldı.
Yüksek faizler ve batan bankacılık sistemi nedeniyle Türkiye ekonomisi 2001 yılını yüzde 8.5 daralma ile kapattı. Türk ekonomisinin büyüklüğü aynı dönemde 200 milyar dolardan, 150 milyar dolara düştü. 50 milyar dolar buharlaştı. Milyonlarca insan işsiz kaldı.
Toplumun büyük kesimine göre 50 milyar dolarlık faturada ağır sorumluluğu bulunan Temizel'in Türkiye'yi 10 yılda kurtaracak çözümler ürettiğini söylemesi ise pek çok insanın "hem suçlu, hem güçlü" yorumu yapmasına yol açtı.
KURTULUŞ FORMÜLÜNÜ BULMUŞ
Zekeriya Temizel, Star Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, başında bulunduğu vakfın Türkiye'nin kurtuluş seçeneklerini ürettiğini, isteyenlerle bu bilgileri paylaşabileceğini söyledi.
|