|
|
 |
Simao iyi ki yoktu
Maç boyunca çıkan onca kırmızı karta; karşılaşmaya hakim olan gerilimli atmosfere, Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki 52 bin seyircinin büyük etkisine rağmen skorbordda tek bir gol ve o golün yanında Rapajç'in imzası var. Galatasaray'ın 7 kişi kaldığı dakikalarda bile Fenerbahçe'nin etkili gol pozisyonları bulamadığını düşünürsek Rapajç'in maça vurduğu damgayı daha iyi anlarız.
Futbol garip bir oyun. Adım gibi biliyorum ki Lorant'ın maç için yaptığı bütün hesaplarda Simao kritik önemdeydi. Ama Brezilyalı son idmanda sakatlandı. Sarı-lacivertlilerin topu ayağında iyi koruyabilen; futbolu bilgisi ve görgüsü yüksek bir adama ihtiyaçları vardı. Bu yüzden aklından Simao'yu geçirirken sahaya Rapajç'li bir kadroyla çıkmak zorunda kaldı Lorant.
İkinci yarı unutuldu
Ve tablo daha ilk dakikalarda belli oldu: Top Rapajç'e geldiğinde Fenerbahçe hücuma kalkıyor, onun dışında sürekli Batista'ya takılıyordu. Rapajç'in, Capone'yi çok zorladığı dakikalarda Fenerbahçe sağdan bir korner kazandı. Revivo'nun kullandığı kornerde sarı-kırmızılılar çok dikkatliydiler ama bir kişiyi unutmuşlardı, 18'in üzerindeki Rapajç'i... Hırvat futbolcu müthiş vurdu ve o büyük derbinin tek golünü kaydetti.
Stattan çıkarken "Bir başka gol olabilir miydi" diye düşünenlerin aklında yine Rapajç'in bir vuruşu kalmıştı. 30. dakikada Hırvat futbolcunun muhteşem frikiğini Mondragon 90'dan çıkardı. Peki ikinci yarıda ne yaptı Rapajç? Sol tarafta unutuldu ve oyundan düştü. Ama haftalar sonra Şükrü Saracoğlu Stadı "Rap Rap" sesleriyle inliyordu. Belki Rapajç de o sırada önümüzdeki sezon iyi bir transferin hayalini kuruyordu...
|
|
|
|