kapat
17.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Bir yeni, bir eski

Bir gece "Şövalye," rüyasında Tanrı'yı gördü. Görür görmez de tanıdı, çünkü Tanrı aynı tasvir edildiği gibi; uzun, beyaz giysisi içindeydi ve uzun, beyaz bir sakalı vardı.

"Seni görmek istedim, dedi Tanrı, çünkü ölçüsüz hırsının ve doymak bilmez susuzluğunun iyice gülünç hale geldiğini sana anlatmak istiyorum. Bütün evreni eline geçirsen bile bir hiç olarak kalacaksın. Oğlum, evren sonsuzdur.

- Ne demek istiyorsunuz? Diye sordu "Şövalye".

- Açıklayayım... Dedi Tanrı. Şöyle düşün: Binlerce ve binlerce şampanya şişesinden oluşan bir koleksiyonum var. Bu şişelerden birini açtım ve sizin Big-Bang dediğiniz şey oldu, yani sadece bir şampanya şişesinin mantarı patladı. Bir bardak doldurdum ve onu içmeye hazırlanıyorum. Sizin uzay bilimcilerinizin doğduğunu ve öldüğünü gördükleri yıldızlar benim şampanyamın bir anda oluşan ve sönen baloncuklarıdır. Sen bu bardağın içinde bir zerresin ve senin evrenin bu bardaktan daha büyük değil. Ben bu şampanyayı içtiğim zaman senin evrenin de sona erecek.

- Anladın mı?

- Çok iyi anladım, dedi Şövalye, bütün şampanya koleksiyonunuzu satın almak istesem bana kaça mal olur?

***
Bu yeni masalı, İtalya'nın son dönemdeki en ünlü yazarlarından biri olan Andrea Camilleri (Türkçedeki kitabı: Montalbano ile Bir Ay) yazdı. Masaldaki "Şövalye," her şeyin sahibi olmak isteyen, hiç kimseye hiçbir şey bırakmak istemeyen Berlusconi. Kendisini destekleyen İtalyan gazetelerinin Berlusconi'ye taktıkları ad "Cavaliere", şövalye.

***
Eski hikâyeyi Molla Abdurrahman Cam”, Baharistan adlı kitabında anlatıyor.

Sasani Hükümdarı Hürmüz'e bir veziri, mektup göndererek şu haberi verir:

Deniz yoluyla mal getiren bir tüccar, çok miktarda mücevherat, halı, vs. getirmiştir. Vezir, Hükümdarı için bu malları 100 bin dirheme satın almıştı. Ancak öğrenmiştir ki, Hükümdar bu malları istememektedir.

Vezir şöyle devam eder: Sizin o malları istemediğinizi öğrenince soruşturdum ve başka bir tüccarın bütün bu mala 100 bin dirhem daha fazla vererek satın almak istediğini öğrendim. Yani verdiğim 100 bin dirhemi verecek, üstüne 100 bin dirhem de kâr verecek.

Hürmüz anında şu cevabı gönderir:

"100 bin dirhem mal bedeliyle, 100 bin dirhem kâr bizim yanımızda bir kıymet ifade etmez. Biz padişahlık mı yapacağız yoksa tüccarlık mı? Tüccarlık yapacaksak padişahlığı kim yapacak ve ticaretle meşgul olanlar ne iş görecek?

Kendi maişetlerini temin için Şahların alış verişle uğraşmaları saltanat makamına yaraşmaz. Şahlar cihan tüccarının işlerini kendilerine sanat edineceklerse o zaman tüccar ne iş görecektir. Şahlar, halklarını ve devletlerini idare etme işlerini nasıl yapacaklardır?"



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır