İddia ediyorum, Tayyip Erdoğan iktidara gelmek istemiyor..
Başbakan olmak, hiç istemiyor..
Nereden mi çıkardım?..
Başbakan olmaya niyet eden bir siyasetçi "Çoğalmamız lazım.. Sakın ha, Allah ne verdiyse.." der mi?..
Üslubu bir kenara bıraktım..
Bu ülkeyi yönetmeye talip olan bir kişi, kahve ağzıyla "Allah ne verdiyse' diye konuşur mu?..
Konuşmaz..
Peki çoğalmamız lazım diyen bir siyasetçinin ekonomiyi bildiğini söyleyebilir misiniz?..
Hayır..
Erdoğan diyor ki; üç, dört, beş çocuk yapın..
Peki yapalım..
O çocuklar sağlıklı beslenebilecek mi?..
O çocuklar 21. yüzyılın gerektirdiği eğitimi alabilecek mi?..
O çocuklar iş bulabilecek mi?..
Yoksa bir ömür boyu kuru ekmeğe talim mi?..
Peki gerçek buysa Erdoğan neden 'Allah ne verdiyse' diyor..
Yanıtı belli..
Bir ülkede yoksulluk varsa.. Bir ülke hâlâ bir önceki yüzyılda yaşıyorsa, o ülkede radikal akımlar güçlü olur..
O ülke Türkiye ise siyasal İslam hayat bulur..
Siyasal İslam'a dayalı politika yapanlar da bunun rantından faydalanır..
Bu kadar basit..
Erdoğan 'Allah ne verdiyse..' önerisini kime yapıyor..
Sultanbeyli'deki yoksul halka.. Peki Sultanbeyli'de siyasal İslam neden güçlü?..
Sultanbeyli İstanbul'un varoşu.. Kaçak yapılaşmanın, gecekondunun cenneti.. İstanbul'a gelip, kentli olamamış ama köyüne, kasabasına dönme yolları da kapanmış, umduğunu bulamamış insanların yaşadığı yer..
Bir yere ait olma duygusu, tutunabilme telaşı, kimlik arayışı Sultanbeyli'de siyasal İslam'ı güçlendirdi.. Tayyip Erdoğan'ın da oy potansiyeli, hedef kitlesi burası..
Aslında Erdoğan yoksul kalın diyor.. Çok çocuk yapın ki yoksulluğunuz daha da artsın..
Çok çocuk sahibi olun ki çocuklarınız da yoksul olsun..
Mesaj bu..
Çünkü Erdoğan'ın siyasal geleceği 'yoksullaşan Türkiye' ile örtüşüyor..
Diyorlar ki Meclis, Koray Aydın'ı akladı..
Hayır.. Aklanmadı..
Sapla saman karıştırılıyor..
Aydın iki konuda suçlanıyordu.. Biri yolsuzluk, diğeri siyaseti ticarete alet etmek.. Bakanlık gücünü çıkarları için kullanmak..
Yolsuzluktan aklandı..
İddianamede adı geçmiyor.. Savcıya göre suçlu değil..
Peki ya diğeri?.
Bakanlığı sırasında ortak olduğu şirketin bakanlıktan ihale alan firmalara malzeme sattığını itiraf etti.. Suçunu kabul etti..
Yani, birinden aklandı, diğerinden mahkum oldu..
En azından vicdanlarda..