kapat
17.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Sevgİlİler Günü'nü yaşayamayanlara yazık!..

14 Şubat öğleden sonra.. Sahil yolundan gidiyoruz Boğaz'da.. Sarmaş dolaş gençler, yürüyorlar, dünyanın en güzel, en eşsiz doğal manzarası içinde.. Hava da nasıl parlak, nasıl sıcak.. Kış ortasında yaz.. Yelek yeter..

Bir çift.. Tutuştukları ellerinde bir ipi ortak tutuyorlar.. İpin ucunda bir kırmızı balon asılı.. Kalp şeklinde.. Araba yaklaşırken birbirlerine döndüler ve öpüştüler..

İstanbul'da.. Deniz kenarında.. Sahilde.. Kaldırımda..

1963 yılında, Paris'te metro istasyonunda öpüşen gençleri görünce, döndüğümde kaleme sarılmıştım.. "Burada herkes herkesin içinde öpüşüyor, kimsenin umurunda değil" diye.. Fena halde ilgi uyandıran bir yazı olmuştu.. Nasıl olmasın.. O zamanlar, Ankara'nın en kalite sinemalarında öpüşme sahnesi başladı mı, salondan "Eyi muzzzz" haykırışları yükselirdi.. Muzla, öpüşmenin ne alakası varsa..

Şimdi Türkiye.. Ve gençler sevgilerini diledikleri gibi yaşıyorlar, rahatsız etmeden ve edilmeden..

Trafik sıkışık.. Hava güzel ve Sevgililer Günü ya, arabasını kapan Boğaz'a inmiş.. Öyle yavaş gidiyoruz ki..

Daldım gittim..

Bütün hayatımda, topluluk içinde bir tek kızı öptüm ben.. Özel hayatın özel olmasına fena halde özen gösterdiğimden ve de o devirde böyle şeyler, gerçekten gazete haberi olduğundan..

Niye yaşadım o istisnayı dersiniz.. Başımızda tam kavak yellerinin estiği devirler bir.. İkincisi.. Kız fevkalade dişi, fevkalade aktifti.. Her fırsatta sıkıştırıyordu beni..

Üçüncüsü ortam.. Diskoteklerin yeni açıldığı yıllar.. Plaklar en romantik melodileri çalıyor.. Işıklar yok denecek kadar sönük.. Okulu asan tüm gençler, öğleden sonra diskolarda.. O zaman kızlar geceleri çıkmaz.. Çıksa da, götürecek yer yok zaten.. Sinemada, parkta elini tutarsan ne mutlu..

Disko, buluşma ve yer sorununu çözdü..

İçeri giriyorsun.. Gözün karanlığa alışıyor.. Bakıyorsun pistte öpüşen öpüşene.. Masalarda öpüşen öpüşene.. Havaya giriyorsun..

Ben de girmişim demek.. Nasıl girmişim ki, ışıklar yavaş yavaş yükselmiş, haberim yok.. Biz pistte, Guinness Rekorlar Kitabı'na girme denemesi yapıyoruz sanki.. Bir tanıdık dürtünce kendime geldim..

Hani Bernard Shaw'nun lafı var ya, onu hatırlatıyor.. "Neden ayakta?.." "Öyle" demiş üstad, Arjantin'in çılgın tangocularını izleyince.. Bizde figür migür de yok.. Sımsıkı sarılmış duruyoruz öylesine.. Öyle mahçup hissetmişim ki kendimi, bir daha yapmadım..

Diyeceğim şu..

14 Şubat'ı yaşamak için ille de sevgiliniz olması gerekmez.. Sevgilinizin yanında olması gerekmez.. Yaşadığınız çok güzel şeyler varsa, onları hatırlamanız bile güzel.. Şimdi 14 Şubat olmasa, o delikanlılık günlerim aklıma gelecek miydi?..

Bir de bizim, doğdukları yerde kalmış solcular var, dünyanın nasıl değiştiğinin farkında olmayan..

"Bir hediye pazarı yaratılmış da.."

Yaratılmış da kötü mü olmuş?.. Piyasaya bu sebeble biraz daha hareket gelince, kötü mü oluyor?.. Bu hediye pazarında kazanılanlar kimin cebine giriyor, onu hala düşünmekten aciz, şartlı beyinler var.. Ekonomi öğrenin biraz.. Durursa nasıl batar, yürürse ancak çıkarız, o koşullanmış kafanıza girsin ne olur?.

Kaldı ki, Sevgililer Günü hediyesi, bir karttır.. Tıpkı Aziz Valentine'in kendi elleri ve kendi kanı ile yazdığı kart gibi.. Sevgilileri evlendirdi diye idam edilmeden bir gün önce.. Savaşçıların aklı evde kalmasın diye evlenmeyi yasaklamış Roma İmparatoru.. Ama Valentine gizli gizli yapmış bu işi.. Suçu o..

Kartı da "Senin Valentine'in" diye imzalamış, karısına.. Ve Valentine, aşkın, sevginin adı olmuş.. Amerikalı gençler, birbirlerine "Be my Valentine" derler, 14 şubatlarda.. "Benim Valentine'im ol.." Hepsi bu işte.. Bir kart..

Bir kartı bulmak ve yazmak çok mu pahalı?.. İçinde sevgi sözcükleri ile..

Ve de gelenek.. 14 Şubat sabahı, sevgilinin ilk gördüğü kişi olmak için yollara düşmek.. Bu ebedi mutluluk getirirmiş, efsaneye göre..

Ötesi, herkesin gönlüne ve bütçesine göre..

Çukulata.. Niye, içindeki feniletilamin dolayısı ile çukulata, aşkın verdiği mutluluğu beyne salan madde..

Ötesi.. Gül.. Aşkın sembolü çiçek..

Ötesi kırmızı.. Çünkü Valentine'in yazısı kırmızı.. Kanı kırmızı..

Bu kadar..

Ama siz kalkıp kırmızı Ferrari alıyorsanız, alacak gücünüz varsa ve buna Sevgililer Günü sebeb oluyorsa, ona da kim karışır..

"Sevgililer Günü'ne ne gerek var" diyenlere sadece acıyorum..

"Ben hoşlanmıyorum.. Benim için anlamsız" diyenlere ses çıkarmam. Görüşleridir..

Ama bu günü, sevgi dolu yaşayanları küçümsemeye, aşağılamaya, hatta alay etmeye kalkmalarına öfkelenirim. Çünkü bunlar ulaşamadıkları ciğere mundar diyen kedilerdir.

Hele gazetelerinde sayfalar dolusu 14 Şubat özel ilanları ile belki de maaşlarını o sayede alırken "Aman ne ticari şey" diye burun kıvıran klişecilere ne diyeceğimi hiç bilemiyorum..

Tabii sevgi her gün yaşanır, dostlar.. Ama her gün yaşanması, yılda bir çok özel yaşanmasına engel değildir..

Her gün Cumhuriyet değil mi?.. Peki niye Cumhuriyet Bayramı?..

Pazar Neşesi
Pazar Neşemiz Cem İşmen'den bir İrlanda fıkrası.. İrlanda, Anglosakson dünyasının Karadenizi'dir.

Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu.. Karşıdan da rahip O'Rafferty geliyordu..

"Merhaba" dedi, rahip.. "Nasılsınız?.. Bay Dunigan nasıl?.. Sizi iki yıl önce ben evlendirmemiş miydim?.."

"Evet" dedi, Bayan O'Dunigan..

"Bebek" dedi, rahip.. "Bebeğiniz oldu mu, küçük O'Duniganlar?.."

"Maalesef" dedi, Bayan O'Dunigan.. "Henüz bebeğimiz yok.. Oysa öyle istiyoruz ki?.."

"Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum" dedi, rahip.. "Vatikan'daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikeceğim.."

"Teşekkürler Sevgili Rahip" diye adamın ellerini öptü kadın.. "Size minnettar olacağız.."

Birkaç yıl geçti aradan.. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar..

Rahip merakla sordu:

"Bebeğiniz oldu mu peki?.."

"Oldu" dedi, kadın.. "Sekiz yılda üç ikiz, dört de tek doğurdum.. 10 çocuğumuz var.."

"Harika" dedi Rahip.. "Harika.. Mucize işte bu.. Peki, o şirin kocanız ne yapıyor?.."

"Roma'ya gitti, dün" dedi kadın.. "Sizin o Allahın belası mumunuzu üflemeye.."

Hakan&Utku'dan Tatil Keyfi

14 Şubat Notları
Bir Sevgililer Günü daha geride kaldı. Yurt genelinde olaysız geçeceği sanılan gün yine de tahmin edildiği kadar sakin geçmedi. Neler mi oldu? Aa yoksa haberiniz yok mu? Ne ayıp! Siz en iyisi çaktırmadan bir aşağıya bakın, bu kıyağımızı da unutmayın.

* Gül fiyatlarını yüksek bulup sevgilisine bir kavanoz gül reçeli götüren vatandaş sevgilisi tarafından terk edildi. Talihsiz vatandaş ertesi gün de boynuzlanmış olarak bulundu.

* Karısı için elleriyle hazırladığı gülleri kaptığı gibi soluğu evde alan çiçekçi Ragıp eşi tarafından dövüldü. Kızgın eş siniri geçince yaptığı açıklamasında, "Bu adamın eve iş getirme huyundan artık bıktım.. Hem de böyle özel bir günde.." dedi.

* Hayranı olduğu Ajda Pekkan'a Ajda'nın yaşı kadar gül almaya kalkışan fanatik, düzenlenen başarılı bir operasyonla son anda etkisiz hale getirildi. Güvenlik güçleri adına konuşan bir yetkili "Yurt genelinde güle bu kadar talebin olduğu böyle bir günde adamın istifçilik yaptığını düşündük" dedi.

* Nihayet barışan İbo-Derya çifti, Sevgililer Günü'nü lüks bir otelin kral dairesinde baş başa geçirmeyi planladılar. Ancak İbo'nun salonun ortasında kuzu çevirmeye kalkması sonucu perdeler tutuşunca gece beklenenden daha ateşli geçti. Zamanında yetişen itfaiye ekipleri yangını büyümeden söndürdü. Kuzunun kurtarılamamasına üzülen İbo bir kez daha gözyaşlarına boğuldu.

* Taksim Meydanı'nda toplanan sevgilisiz bir grup "Sevgilimiz olmadığı için ne kadar şanslıyız. Hediye masraflarından kurtulduk" temasının işlendiği "Züğürt Tesellisi" isimli bir gösteri düzenlediler. Gösteri sonrası zoraki kahkahalarla mutlu gözükmeye çalışan grup daha sonra sevgili bularak aralarından ayrılan hain arkadaşlarını eleştiren sloganlar atarak dağıldı.

* Reha Muhtar sevgilisi Nilüfer'in Sevgililer Günü'nü kutlamak için Nilüfer'in şarkılarını sevgilisinin kulağına okumaya başladı. Bu acıya daha fazla dayanamayan Nilüfer baygınlık geçirdi. Reha'nın sorduğu yüksek dozda sorularla güçlükle kendine gelebilen Nilüfer, Kayahan'dan "Allahım neydi günahım" isimli parçayı okuyarak Reha'yı protesto etti.

Patronlara öneri!..
Doğan Hızlan ne güzel yazmıştı geçenlerde, "Dedikodunun adı forward oldu" diye.. Dedikodu fısıltı gazetesi ile yayılırdı. Şimdi internette forward ediliyor. Birisi ilginç bir şey buldu mu, haydi internete.. Okuyan başkasına, başkalarına.. Her gün internette yüzlerce ilginç şey dolaşıyor.. Ne oluyor?..

Köşe yazarlığı kolayladı.. Konu ara, konu bul, konu yaz.. Boşver yahu.. Aç interneti.. Hazır yazı zaten bilgisayarında.. İki tuşla yolla yazı işlerine kendi adına..

Geçen gün bir köşede baktım, altı yazı var, altısı da internetten. Köşeyi yazan milyarla maaş alıyor hiç şüpheniz olmasın..

Şimdi patronlara bir önerim var..

Gazetelerinde bir "İnternette dolaşanlar" köşesi açsınlar.. Genç, bilgisayara meraklı biri, bu işi birkaç yüz milyona yapar, en ilginçlerini seçer, köşeye koyar.. Patron da, internet dedikodularına milyarlar ödemekten kurtulur..

Şimdi bakın, bazan kazalar da oluyor.. İnternette forward eden, yazanın imzasını almıyor. Böylece mesela benim köşemde çıkan birşeyi, bizim köşe yazarı internette yakalayınca (Beni, ya da başka köşe yazarlarını okuma zahmetine dahi katlanmadığı için) yeni bir şey tuttuğunu sanan sazan gibi balıklama dalıyor..

Geçen hafta, Pazar günü hani bir "Eşek" fıkrası anlatmıştık.. Eşek ve safari.. Bir hafta içinde sayabildiğim yedi ayrı köşede yayınlandı..

Benim fıkralara en çok rastladığım yer, inanır mısınız, Sabah ve Yeni Asır.. Hakan&Utku'nun "Tatil Keyfi"ni haber bile yaptık..

Kendi gurubunda bile okunmayan bir yazar olmak ne acı?..

Bana da boşuna para veriyorlar herhalde, diyeceğim, diyemiyorum.. Çünkü saldırmaları gereken tek bir satır, tek bir kelime bulduklarında, tutmayın onları..

İnsan hem bu kadar titiz, hem de bu kadar boşvermiş olabilir mi, bir köşe konusunda..

SEVDİĞİM LAFLAR
Kişinin duyguları bildikleri ile ters orantılı olarak değişir: Ne kadar az bilirsen o kadar çok kafan kızar..

Bertrand Russell

Eğer..

..bu hükumette bir bakanlığı size teklif etseler, hangisini seçerdiniz?.

..bir terör örgütü sizi yakalamış.. Birkaç dakika sonra öldürecek.. Size bir tek mesaj çekme hakkı verilmiş. Kime, ne yazardınız?.

..başka bir ülkeden bir çocuğu evlatlık edinseniz, hangi ülkeyi seçerdiniz?..

hakanutku@hotmail.com



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır