Türkiye, yönetenleri ve halkı ile artık aynaya bakmaktan çirkin yanlarını görmekten korkmuyor.
TESEV'in rüşvet ve yolsuzluk araştırması cesur bir fotoğraftı. Son iki yılda iki şirketten biri, bir kamu kuruluşunda rüşvet verdiğini itiraf ettiği halde hiç bir kurumdan tepki gelmedi.
Bu kabullenme tavrı, devletin "kendini bilme erdemi"ni kazandığını gösteriyor.
Yolsuzluk ve rüşvet, çürüyerek batan eski Doğu Bloku ülkelerinden bile yaygın hale gelmiştir Türkiye'de.
"Yeter" diyen bir irade var ama mesele, mücadeleyi kalıcı sonuçlar verecek biçimde kazanmanın yolunu bulmaktır.
Temel sineklere savaş açmış.
Bu sinir bozucu parazitlerden biri arkadaşının alnına konunca tabancasını çekip ateşlemiş. Kanlı sonucu, düşmanını muhatap alarak şöyle değerlendirmiş:
"Bir sizden, bir bizden.."
Başarının anahtarı, mücadelede doğru yöntemi seçmektir. Yani, savaşım enerjisini sonuçlara değil, sebepleri üreten kaynağa odaklamaktır.
Bir düşünür "Değişim, ancak içerden açılacak bir kapıdır" demiş.
Rüşvetin bin sebebi var ama birinci neden kirlenmiş siyasettir.
Cumhurbaşkanı Sezer, başarı için siyasilerin ve kamu görevlilerinin dokunulmazlıklarını sınırlamak gerektiğini söylüyor. Doğrudur..
Ama bu tedbir, kirlenmiş bir havuzu temizlemenin değil, temiz bir havuzu korumanın çaresi olabilir.
Her dört şirketten biri partilere veya yan kuruluşlarına kural dışı ödeme yapıyor. Bu peşin rüşvettir!
Siyaset çıkar kapısı olmuştur.
Meclise bu yüzden müteahhitler doldu..
Türkiye'de halk milletvekilini seçemiyor, partiyi seçiyor. Her partiye de çıkarcılar bir yolunu bulup girebiliyor.
Rüşvet ve yolsuzluğu önlemek istiyorsak Partiler ve Seçim yasalarını değiştirmek, ilk hedef olmalıdır.
Halkın dürüst bildiği insanları milletvekili seçmesi ile başlayacak süreç, önce temiz partileri yaratacak, sonra da cesur reformların garantisi olacaktır.
Partiler ve Seçim yasalarını değiştirmek için harekete geçmedikleri sürece, hiç bir iktidarın, hiç bir partinin rüşvete ve yolsuzluğa karşı olduğu masalına inanmayın!
İşçi emeklileri bayramdan önce aylıklarını alacak, fakat 750 bin Bağ-Kur emeklisi alamayacak.
Neden?. Hazine'nin nakit sıkıntısı varmış.. Koca devlet, 150 milyon aylık verdiği Bağ-Kur emeklilerini bayramda parasız bırakarak mı sıkıntısını çözecektir?
"Bu haksızlığa el koyun" demek için aradığım Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan "Pazartesi günü Hazine'ye yeniden başvuracağız" dedi.
İnşallah boş lâfa teslim olmaz. Çünkü..
150 milyon lira gibi komik bir parayı bir hafta erken ödemek için mali kaynak gerekmez, biraz merhamet yeter!
Hükümetin iki etkili bakanı Okuyan ve Kemal Derviş, devleti 750 bin ailenin ahını almaktan korusun..