Ekonomide canlanma olacaksa bunun için en uygun dönem nisan-haziran ayları. Eğer bu dönemde ekonomi kalkışa geçmezse tren bir kez daha kaçacak
Geçen yıl mevcut ekonomik düzenin yıkıldığı bir dönemdi. 11 Eylül sonrası konjonktür sayesinde Türkiye bu yılı kurtaracak dış krediyi sağladı. Ekonomide moraller düzeldi. Kötüye gidiş ve ekonomik daralma durdu, şimdi beklenen ise canlanmanın başlaması. Bu açıdan 2002 yeni ekonomik yapının inşa edileceği ve toparlanmanın başlayacağı bir yıl olmalı.
Bunun belli başlı birkaç nedeni var.
* Eğer bugünkü iyimserlik dalgasının üzerine canlanmayı koyamaz isek, toplumda özellikle işini kaybedenlerde, işsizlerde sabırsızlık artacak. Bıkkınlık başlayacak. Umutları tükenecek, iyimserliği kötümserlik izleyecek.
* Mart ayından itibaren ekonomi matematiksel bir şans yakalıyor. Geçen yılın ilk iki ayı sanayi üretimi ve büyüme nispeten yüksek, enflasyon da düşüktü. Ancak mart ayından başlayarak büyümede, sanayi üretiminde keskin düşüşler var. Enflasyonda da sıçrama meydana gelmiş. Dolayısıyla ilk iki aydaki dezavantaj mart sonrası tam bir avantaja dönüşüyor. Üstelik ekonomik aktivitenin artması için mevsim koşulları da elverişli. Yani ekonomide bir canlanma olacaksa bunun için en uygun dönem nisan-haziran ayları. Bu dönemde de ekonomi kalkışa geçemezse canlanma treni bu yıl için kaçacak.
* Eğer Irak krizi, son bahara kadar gündemde kalacaksa yaz mevsiminde bir canlanmaya geçişin önünde engel oluşturabilir. Zaten askeri operasyon olacaksa, sonbahar da canlanma için kaybedilmiş demektir.
* 2003'te ise daha başka bir gündemle karşı karşıya kalacağız. Seçimler en geç 2004 ilkbaharında yapılmak durumunda. Ancak 1980 sonrası tüm genel seçimler biraz öne alındı. Hiçbiri zamanında yapılamadı. Diyelim ki bu kez zamanında olacak. Bu durumda bile, Türkiye 2003'ten itibaren seçim atmosferine girecek. Ekonomide popülist uygulamalar, koalisyon içi çekişmeler hızlanacak. Yatırım ve yeniden yapılanma kararları için seçim sonrası beklenecek. Kısaca toparlanmanın seçim yılında olması bir hayali güç.
* Ekonomide canlanma bu ilkbaharda başlayamayacaksa Irak krizinin çözümü de yaz boyunca bekleyeceğinden bütün bir yıl kaybedilecek. Kişi başına gelir daha da düşecek. Gelir dağılımından dolayı tarım kesiminin ve sabit gelirlilerin alım güçleri de iyice gerilemiş olacak. Sinirler gerilecek, umutlar azalacak. Bütün bunlar dibe vuran ekonominin ayağa kalkamaması ve dipte sürünmemiz anlamına geliyor. Bu da, krizden başarıyla çıkan Rusya yolunda gitmek yerine, kaos ortamındaki Arjantin'le benzer bir kaderi paylaşmak tehlikesiyle karşı karşıya gelmek demektir.
Zaman azaldı, bütün bu gerekçeler ile Irak etkisinin azaltılmak ve ekonomi aktörlerinin 11 yıl önceki krizden dersler çıkartarak "Bunun fazla önemi yok, işimize bakalım" demesi lazım.
Irak'ta en kötü senaryo, kriz sürecinin sonbahara kadar devam etmesi ve ekonomi üzerinde bu olayın Demokles'in kılıcı gibi aylarca durması, sonbahar ile birlikte savaşa dönüşmesidir.
Böyle bir senaryo bile, ekonomiyi canlandırma hedefinden bizi caydırmamalı. Çünkü bunun için çok az zamanımız kaldı. O da sadece birkaç ay.
* Sonuç- "Kişi yere düşünce kendisini yerin yardımıyla kaldırır" Kularvana Tantra n