Fenerbahçe Galatasaray derbisinin güvenlik güçleri açısından tercümesi, en basitiyle, "Alarm" şeklinde özetlenebilir. Maçta 5700 polis görev alacak.
320 asker, stad çevresinde, güvenlik kuşağı oluşturacak.
Stada iki kapıdan girecek olan GS taraftarları çevik kuvvet otobüsleriyle taşınacak.
GS taraftarları statta polis çemberi içinde oturacak ve bu çember dışına hiç bir surette çıkamayacak.
Siz bu yazıyı okuduğunuz anda -ve herhalde yarın sabaha kadar- Asayiş Şube Merkezi'nde kurulacak bir kriz merkezinde her olasılıkta nasıl müdahale edileceğinin koordinasyonu sürecek.
Bir polis helikopteri bölge üzerinde çıkan olayları gözlemlemek üzere havada kalacak ve gerektiğinde emniyet güçlerinin müdahalesini yönlendirecek.
Gerek polis helikopterinde gerek stad çevresinde (sivil kıyafetli polisler de devrede) olası tatsızlıklara karışanların kamerayla tespiti için gerekli çalışmalar yapılacak.
Yani tedbir var...
İnşallah caydırıcı olur.
Ama bu tablo acıdır.
İşte ekranlara yansıyor, dünya liglerini izliyoruz.
Sahayla taraftar arasında tel örgü yok. İç içe...
Polisle ayrılmış taraftar yok.
Olay hiç mi olmuyor? Oluyor ara sıra da...
Ama oralarda kimse herhalde, bizde olduğu gibi, akşama eve ne kadar hasarla döneceği şüpheli olarak bir derbiye gitmiyor.
Onlarda olaylı maç istisnaysa, bizde olaysız maç istisna!
Bu da maalesef bir gelişememişlik göstergesi.
Bu durum, çok çeşitli dalga boyutlarında, toplumsal her alanda kendini hissettiriyor.
Lokantada garsona "Bakar mısınız lütfen"in yerini "Baksana" aldı.
Üstelik garsonlar, bir müşteri "bakar mısınız lütfen" diğeri "Baksana" dediğinde...
"Baksana" diyene öncelik veriyorlar.
"Baksana" diyenler, bizlerin "Buraya bak ulan" diyemeyeceğimizden o kadar eminler ki!
Kendinden mutsuzluğun şiddet olarak yansımasına karşı toplumsal göz yumuş sürüp gidecek olursa...
Bir maça, silahlı çatışmayla mücadele boyutunda emniyet seferberliği gerekiyorsa...
Bunlar vahim sinyaller.