Türkiye normalleşiyor.. Siyaset rayına oturuyor..
Benim son kamuoyu yoklamalarından çıkardığım sonuç bu..
Sekiz, dokuz ay öncesine dönelim..
Bütün partiler barajın altındaydı.. Seçmen, hiçbiri diyordu, hiçbirini istemiyorum..
Hepsini sandığa gömeceğim.. Halk, siyaseti topyekün reddediyordu..
Tehlikeliydi.. Çünkü demokrasilerde siyasetin yerine konulacak hiçbir kurum yoktu..
Tehlikeliydi.. Çünkü seçmen sadece iktidarı mahkum etmiyordu.. Muhalefeti de cezalandırıyordu..
Derken Ak Parti ortaya çıktı..
Siyasal İslam'a gönül verenler, partisini bulmuştu.. Tereddütsüz Tayyip Erdoğan dediler..
Ama denge yine bozuktu..
Ak Parti yüzde 20'lerde, diğerleri barajın altındaydı..
Siyasette hiç yaşanmamış bir tabloydu..
Demek ki, halkın kızgınlığı, öfkesi sürüyordu.. Aslında öfkenin hedefi, var olan sistemdi.. AK Parti'nin öfkeden payını almamasının da başlıca nedeni buydu..
Ekonomi siyasetin önüne geçmiş, tüm sistem sorgulanır hale gelmişti..
Kasım ayından sonra, ekonomi rayına oturmaya, çarklar dönmeye başlayınca insanların siyasete bakışı da değişti..
Öfkeyle reddetmek yerine seçici oldular.. Muhalefet barajın üstüne çıktı.. Ama CHP de DYP de yüzde 11'le hâlâ tehlike sınırındaydılar..
SONAR'ın bu ay yayınladığı anket işte bu yüzden önemli..
Sonuçlara baktığımızda siyasetin de, Türkiye'nin de normalleştiğini görüyoruz..
Seçmen kendine alternatif yaratıyor..
İktidarın yerine muhalefeti koyuyor..
11 ilde 1625 kişi ile, yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmanın sonuçları şöyle..
Barajın üstünde üç parti var..
AK Parti yüzde 16,9
CHP yüzde 15,6
DYP yüzde 14,3
Yani muhalefet barajın üstünde.. İktidar ise barajın altında..
MHP yüzde 9,8
ANAP yüzde 8,4
DSP yüzde 3.8
İşte normalleşen Türkiye'nin fotoğrafı..
Aslında söylemeseler de, ilan etmeseler de, hatta ve hatta reddetseler de; sistemi değiştirmek için yola çıkan, din merkezli politika yapan parti, kriz aşıldıkça geriliyor.. Taşlar yerine oturdukça da, birbirinden farklı politikalar izleseler de sistemi kabul eden, onu yaşatmaya çalışan partiler ise yükseliyor..
Yani kıstas, başarı ve başarısızlığa dönüyor..
Olması gereken de bu..